Ana içeriğe geç
Sözlük

şiddetle ile cümle

şiddetle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Genellikle kademeli olarak başlar ve fiziksel aktiviteyle şiddetlenir.Обикновено тя се появява постепенно и се усилва при физическа активност.
Ayakları ve bacakları şiddetle titrer ve bazen çöker.Тук много често са се чупели ръце и крака.
Attila’ya sözde evlilik teklifinin varlığını şiddetle reddettiğini yazdı.Той също пише на Атила, отричайки енергично валидността на предложението за женитба.
Babası bu durumu şiddetle reddedti.Братът стоически издържа на всичко това.
Ancak Atina'ya döndüklerinde şiddetle kınandılar.Знаеха много добре, че ако влезем в елита, ще бъдат сменени.
Ülke, 2003 yılında Irak'ın Amerika Birleşik Devletleri'nce işgâl edilmesine şiddetle karşı çıkmıştır.Разформировани са през 2003 г., когато САЩ напада Ирак.
Yakup bu fikre şiddetle karşı çıktı.Ема реагира остро на тази идея.
Şiddetle direnişe geçtiler.Отбраняват се ожесточено.
Yakup bu fikre şiddetle karşı çıktı.Tuvix se znatno protivio tome.
Birinci kalp sesi şiddetlenir.Prvi srčani napad.
Parker'ın 1958 yılında Astrophysical Journal'a sunduğu kâğıt iki yorumcu tarafından şiddetle reddedildi.Práca, ktorú poslal do Astrophysics Journal v roku 1958, dvaja recenzenti odmietli.
Fakat Cem Sultan bu teklifi şiddetle reddetti.Sultán to však rázne odmietol.
Ağrı geceleri kötüleşebilir, şiddetlenebilir, durmadan devam edebilir.Bolesť môže byť silnejšia v noci, v priebehu času narastať a napokon prerásť do silnej a trvalej.
Güneyde çatışmalar şiddetlenmişti.Hlavné boje sa rozhoreli na juhu.
Ertesi günler, çatışmalar daha da şiddetlenir.Druhý deň boje pokračovali v ešte väčšej intenzite.
Akşamüstüne doğru olaylar daha da şiddetlendi.V skutočnosti bola situácia v tejto neutešenej dobe oveľa vážnejšia.
Güneş dışı gezegenlerin keşfi dünya dışı yaşamla ilgili soruları şiddetlendirdi.Objav extrasolárnych planét viedol k otázke, či na nich môže existovať mimozemský život.
Stalin'in ikinci önemli katkısı, sosyalizmin gelişmesi sonucu sınıf savaşının şiddetlenmesi görüşüdür.Stalin totiž tvrdil, že napredovaním k socializmu sa triedny boj zostruje.
Manstein taraftarları kararı şiddetle protesto edince ceza 12 yıla indirildi.Súd dvanásťkrát zamietol Mansonovu žiadosť o predčasné prepustenie.
Bu istek şiddetle reddedildi.Táto žiadosť však bola rázne zamietnutá.
Yarım graben asimetrisi şiddetle sintektonik birikimi etkiler.Asimetrija pol jarka močno vpliva na sintektonično odlaganje.
Sürgünü şiddetle reddeder.Kalde potrebno zavrniti.
Kenan ülkesindeki kıtlık çok şiddetlenmişti.V kanaanski deželi je zavladala huda lakota.
Akşamüstüne doğru olaylar daha da şiddetlendi.Te težave so se z nadaljnjim večanjem moči še bolj izrazito kazale.
VI. Konstantinos 793'te bu isyanı da şiddetle bastırdı.Upor so leta 793 izjemno kruto zatrli.
Genellikle Nisan ve Ağustos arasında yağışlar şiddetlenir.Nuo rugpjūčio iki spalio nereti uraganai.
Ancak İtalya Savaşları, giderek şiddetlenerek devam etti.Todėl valstybės, vykdančios aktyvų grobikišką karą, poreikiai tik augo.
Bu öneri şiddetle eleştirildi.Tačiau šis mėginimas buvo žiauriai numalšintas.
Genellikle kademeli olarak başlar ve fiziksel aktiviteyle şiddetlenir.Skausmas prasideda palaipsniui ir jį sustiprina fizinis aktyvumas.
Ankette ‘Arabalar birbirlerine şiddetle çarptıklarında ne kadar hızlılardı?’ sorusu soruldu.Küsiti: "Kui kiiresti autod umbes sõitsid, kui nad üksteist purustasid?"
Bunun üzerine katliam daha da şiddetlendi.Samuti oli tema tapmisiha järjest tugevamaks muutunud.
Ülke, 2003 yılında Irak'ın Amerika Birleşik Devletleri'nce işgâl edilmesine şiddetle karşı çıkmıştır.Ta vastustas ägedalt 2003. aasta sissetungi Iraaki.
Bu çabaları, Çan Kay Şek'in iktidara gelmesinden sonra şiddetle eleştiri aldı.Avalikkus ja parlament kritiseerisid Chani viivitava hoiaku pärast SARS-iga võitlemisel.
Fakat bu infaz edilemez, çünkü çarpışmalar son derece şiddetle devam etmektedir.Neid jälitama siiski ei asutud, sest väed olid lahingust äärmiselt kurnatud.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.아마 여러분은 2008년에 있었던 선거 뒤 폭동을 본 적이 있을 껍니다.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.2008年に ここで起こった事件です 屋根の上に貼りました
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.Anda mungkin pernah melihat foto-foto kekerasan setelah pemilu yang terjadi di sana tahun 2008.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.Devem ter visto imagens da violência pós-eleitoral que aconteceu em 2008.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.Es posible que hayan visto imágenes de la violencia post-electoral acontecida en 2008.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.Forse avete visto immagini della violenza post-elettorale del 2008.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.Misschien heb je iets gezien van de gewelddadigheden na de verkiezingen in 2008.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.Mọi người có thể đã xem những bức ảnh về bạo động sau bầu cử xảy ra năm 2008.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.Możliwe, że widzieliście zdjęcia ukazujące powyborczą przemoc, która miała miejsce tutaj w 2008 roku.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.Možná jste viděli obrázky z násilností, které vypukly po volbách v roce 2008.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.Možno ste videli zábery z povolebných násilí, ktoré tam prebehli v roku 2008.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.Poate aţi văzut imagini cu violenţele de după alegerile din 2008.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.Talán láttak képeket a választások utáni erőszakról, ami 2008-ban történt.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.Vielleicht haben Sie Bilder der Gewalt gesehen, die nach den Wahlen 2008 dort stattfand.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.Vous avez peut-être vu ces images de la violence qui a suivi les élections là-bas en 2008.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.Ίσως έχετε δει εικόνες από τη μετ-εκλογική βία που συνέβη εκεί το 2008.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.Вы вероятно слышали о волне восстаний, прокатившихся там после выборов в 2008.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.Може да сте виждали образи на насилие след изборите проведени през 2008 там.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.אולי ראיתם תמונות של האלימות שלאחר הבחירות שהתרחשו שם בשנת 2008.
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.ربما شاهدتم صور عن نزاع الانتخابات الذي حصل هناك في 2008
2008'de gerçekleşen seçim sonrası şiddetle ilgili fotoğraflar görmüş olabilirsiniz.你或者見過2008選舉後發生 嘅一啲畫面。
Acele toz fir'd Ve gövde olarak şiddetle nefes discharg'd olabilir kiA že kmeň môže byť discharg'd z dychu, ako prudko, unáhlené prášku fir'd
Acele toz fir'd Ve gövde olarak şiddetle nefes discharg'd olabilir kiA že kmen může být discharg'd z dechu, jak prudce, ukvapená prášku fir'd
Acele toz fir'd Ve gövde olarak şiddetle nefes discharg'd olabilir kiDan itu mungkin bagasi discharg'd napas Sebagai keras bedak tergesa-gesa fir'd
Acele toz fir'd Ve gövde olarak şiddetle nefes discharg'd olabilir kiE che il tronco può essere discharg'd di respiro violentemente come polvere frettolosa fir'd
Acele toz fir'd Ve gövde olarak şiddetle nefes discharg'd olabilir kiEn dat de stam kan worden discharg'd van de adem zo heftig als haastige poeder fir'd
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod