Seni şiddetle özleyeceğiz.We will miss you badly.
Bu şehir, yağmur yağmazsa yakında şiddetli bir su sıkıntısı yaşayacaktır.This city will suffer from an acute water shortage unless it rains soon.
Bazı lokal şiddetli yağmur sağanaklarından dolayı oraya gitmediğimize sevindim.I'm glad we didn't go there because there were some localized heavy rain showers.
Göğsümde şiddetli bir ağrı var.I have a sharp pain in my chest.
Rekabet şiddetlendi.The competition has become fierce.
Uzun süredir ilk kez Kyoto'da şiddetli kar yağdı.A heavy snow fell in Kyoto for the first time in ages.
Dışarıda şiddetli yağmur yağıyor.It's raining buckets outside.
Denizde şiddetli bir fırtına vardı.There was a violent storm at sea.
Şiddete başvurmamalıyız.We should not resort to violence.
Şiddetli bir krizle karşı karşıyayız.We are facing a violent crisis.
Yangın şiddetli bir şekilde yanıyor.The fire is burning furiously.
Evden ayrılır ayrılmaz şiddetli şekilde yağmur yağmaya başladı.I had hardly left home when it began to rain heavily.
Çatı şiddetli rüzgar tarafından yırtılmıştı.The roof was torn off by the gale.
Şiddetli yağmur yağdı.It rained heavily.
Yağmur daha da şiddetli yağdı.The rain fell even harder.
Yağmurun yanında şiddetli rüzgarları yaşadık.Besides the rain, we experienced heavy winds.
Şiddetli bir yağmur yağmaya başladı.It began to rain cats and dogs.
Şiddetli yağmur yağmaya başladı.A heavy rain began to fall.
Şiddetli yağmur yağıyordu fakat o arabayla gezmekte ısrar etti.It was raining hard, but she insisted on going for a drive.
Şiddetli yağmur yağıyor.It is raining hard.
O kadar şiddetli yağmur yağıyordu ki gidişimizi ertelemek zorunda kaldık.It was raining so hard that we had to put off our departure.
Bu yağmur şiddetlenmeden önce eve gidelim.Let's get home before this rain gets any stronger.
Tüm gün şiddetli yağmur yağdı, bu zaman zarfında evde kaldım.It rained heavily all day, during which time I stayed indoors.
Hepimiz şiddetli soğuktan titriyorduk.We were all shaking from the bitter cold.
Kısa sürede yağmur şiddetli yağmaya başladı.It soon began to rain very hard.
Şiddetli fırtına sebebiyle seyahat iptal edildi.The trip was canceled because of the terrible storm.
Şiddetli fırtına sebebiyle gezi iptal edildi.The trip was canceled because of the terrible storm.
Sanırım yağmur daha da şiddetleniyor.I think the rain's getting heavier.
Şiddetli yağmurdan dolayı dışarı çıkamadı.He could not go out because of the heavy rain.
Şiddetle yağmur yağdığı için okula geç kaldık.We were late for school because it rained heavily.
Otobüs yukarı ve aşağı şiddetle sarstı.The bus rocked heavily up and down.
Yağmur ne kadar şiddetli yağarsa yağsın, yarın başlayacağız.However hard it may rain, we will start tomorrow.
Yağmur iyi ve şiddetli yağıyordu.It was raining good and hard.
Televizyon şiddet gösteriyor, her şeyden önce daha genç insanları etkiler.Television shows violence, which influences, above all, younger people.
Sonuçta, o şiddet suçu sebebiyle beş yıl hapis yatmıştı.Eventually, he was sentenced to five years in prison for the violent crime.
Şiddetli yağmur yağsa bile gideceğim.I will go even if it should rain heavily.
Şiddetli kar yağdığında Noeldi.It was on a Christmas when it snowed heavily.
Şiddetli yağmur vadiye sel getirdi.The heavy rain brought floods in the valley.
Köy şiddetli fırtına tarafından izole edildi.The village was isolated by the heavy storm.
Gürültü gittikçe şiddetleniyor.The noise is getting louder and louder.
Maç şiddetli yağmur nedeniyle iptal edildi.The game was canceled because of the heavy rain.
Kyoto'yu ziyaret etmeni şiddetle öneriyorum.I strongly suggest you visit Kyoto.
John, eşi ile şiddetli bir tartışma yaşadı.John had a violent quarrel with his wife.
Bildiğiniz gibi, şiddetli yağmurun sonucu olarak geç kaldık.As you know, we were late due to the heavy rain.
Bu şiddetli ısı sizi rahatsız ediyor gibi görünmüyor.This intense heat doesn't seem to bother you.
Böylesine şiddetli bir kar yağışı asla olmadı.We have never had such a heavy snowfall.
Onlar şiddetli düşmanlar.They are bitter enemies.
Emily şiddetli yağmurda üzerinde mont olmadan beklemeye devam etti.Emily kept on waiting in the heavy rain with no coat on.
Eğer çok şiddetle yağmur yağmasaydı oyun iptal edilmezdi.The game would not have been called off if it hadn't rained so heavily.
Alice şiddetli bir baş ağrısı yüzünden işten eve erken döndü.Alice returned home early from work with a severe headache.
Asla şiddete başvurmamalısınız.You must never resort to violence.
İki lider arasında şiddetli bir fikir çatışması vardı.There was a violent clash of opinions between the two leaders.
Tüm gün şiddetli yağmur yağdı.It rained heavily all day.
Şiddetli yağmur onların oraya gitmesini engelledi.The heavy rain prevented them from going there.
Askerler tarafından şiddetli bir savaş yapıldı.A fierce battle was fought by the soldiers.
Şiddetli bir gök gürültüsü vardı.There was a sharp peal of thunder.
Şiddetli fırtınalarla baş etmeye hazır olmalıyız.We have to be prepared to cope with violent storms.
Omzumda şiddetli bir ağrı hissettim.I felt a severe pain on the shoulder.
Yükselmiş kiralar için kısmen şiddetli konut sıkıntısı suçlanacaktır.The severe housing shortage is partly to blame for the inflated rents.
Sabahleyin şiddetli yağmur yağdı.It rained heavily in the morning.