Ana içeriğe geç
Sözlük

şiş ile cümle

şiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Dışarıda bahçede hava sisli.It's drizzling out in the garden.
Ben çok şişmanım.I'm very fat.
Ben son derece şişmanım.I'm extremely fat.
Tom şişme bir bot üzerinde nehrin aşağısına gitti.Tom went down the river on a rubber raft.
Tom sarhoş olmadan bütün bir şişe viskiyi içebileceğini söylüyor.Tom says that he can drink a whole bottle of whiskey without getting drunk.
Tom şimdi onu son gördüğüm zamankinden daha şişman.Tom is fatter now than when I last saw him.
Tom şişeyi içme suyuyla doldurdu.Tom filled the bottle with drinking water.
Tom dün gece kendi başına üç şişe şarap içti.Tom drank three bottles of wine by himself last night.
Tom yeni bir sistem ileri sürdü.Tom came up with a new system.
Tom üç şişe üzüm suyu aldı.Tom bought three bottles of grape juice.
Tom üç şişe bira içtikten sonra uyuyakaldı.After drinking three bottles of beer, Tom fell asleep.
Tom Mary'nin son şarap şişesini içmesini durdurmaya çalıştı.Tom tried to stop Mary from drinking the last bottle of wine.
Tom tükenmez kalemiyle Mary'yi boğazından şişledi.Tom stabbed Mary in the neck with his ballpoint pen.
Tom Mary'nin hastane odasına bir şişe viski kaçırdıTom smuggled a bottle of whiskey into Mary's hospital room.
Mary'nin bir ponpon kız olamayacak kadar şişman olduğunu düşünüyor musun?Do you think Mary is too fat to be a cheerleader?
O şişmanlıyor gibi görünüyor.She seem to be getting fatter.
Tom bileğini burktu ve o şişti.Tom twisted his ankle and it swelled up.
Tom Mary'ye şişman ve çirkin olduğunu söyledi.Tom told Mary she was fat and ugly.
Tom ilaç şişesinden kapağı çıkardı.Tom removed the lid from the medicine bottle.
Tom tanıdığım en şişman insandır.Tom is the fattest man I know.
Tom o kadar şişman ki bir uçakta iki koltuğa ihtiyacı var.Tom is so fat he needs two seats on an airplane.
Tom o kadar şişman ki neredeyse yürüyemiyor.Tom is so fat he can hardly walk.
Tom evine bir alarm sistemi yerleştirdi.Tom has just installed an alarm system in his house.
Tom İngilizce öğrenme için yeni bir sistem geliştirdi.Tom has developed a new system for learning English.
Tom sistemi Mary'ye açıkladıTom explained the system to Mary.
Tom sistemin nasıl çalıştığını açıkladı.Tom explained how the system worked.
Tom taze suyla yeniden doldurmadan önce, suyu şişeden boşalttı.Tom emptied the water out of the bottle before he refilled it with fresh water.
Tom kesinlikle sıska.Tom certainly is skinny.
Tom kesinlikle şişman.Tom certainly is fat.
Lavabonun üstünde birkaç viski şişesi var.Above the sink are several whisky bottles.
Neden şişede hiç şarap kalmamamış? Siz çocuklar, onu içtiniz mi?Why isn't there any wine left in the bottle? Did you kids drink it?
Hava sisli olduğunda Tom araba sürmekten nefret eder.Tom hates driving when it's foggy.
Bu iki şişede farklı miktarlarda ilaç var.There are different amounts of medicine in these two bottles.
Bu iki şişede aynı miktarda ilaç var.There is the same amount of medicine in these two bottles.
Ben şişmanım.I'm fat.
O son derece sıska idi.He was awfully skinny.
Yoğun sisten dolayı, yolu görmek zordu.Due to the thick fog, the road was difficult to see.
Yoğun sis nedeniyle, sokağı görmek zordu.Because of the thick fog, the street was hard to see.
Birçok Amerikalı için, iki partili siyasal sistem doğal görünüyor.To many Americans, a two-party political system seems natural.
Dünyadaki insanlar şişmanlıyor.People around the world are getting fatter.
Ekonomide hiçbir sistematik çalışma dayanışmayı öngörmezNo systematical study in economics assumes solidarity.
Eğitim sistemimizin ciddi şekilde yenilenmesi gerekiyor.Our education system needs to be seriously revamped.
Birazcık şişmansın.You are a bit fat.
Sen bunu bir denklemler sistemi olarak çözebilirsin.You can resolve this as a system of equations.
Sis onun çok uzağı görmesini engelledi.The fog prevented him from seeing very far ahead.
Dolaşım sistemi, bir küçük ve bir büyük dolaşımdan meydana gelir.The circulatory system consists of a short and a long circuit.
Tom'un sıska bacakları var.Tom has skinny legs.
O, orta yaşlı şişman bir kadındır.She's a middle-aged fat woman.
Senin annen o kadar şişmanki, Londra Köprüsü'nü çökertiyordu.Your mamma's so fat, she'd break London Bridge.
Cam şişeler artık çok kullanılmaz.Glass bottles aren't used much anymore.
Bu hastalık esas olarak merkezi sinir sistemini etkiler.This disease affects mainly on the central nervous system.
Sıska olmak istiyorsan öğünler arasında otlanmayı bırakmalısın.If you want to get skinny, you should stop grazing between meals.
Ben fazla şişmanım.I'm too fat.
O kadın şişman değil, o bir bebek sahibi olacak.That woman isn't fat, she is going to have a baby.
O kadar çok yersen, şişmanlarsın.If you eat that much, you'll get fat.
O, hızlı koşamayacak kadar şişman.He is too fat to run quickly.
Sonunda iskelet sistemini anlıyorum.I finally understand the skeletal system.
Kısaca, ahlak sistemleri yalnızca duyguların işaret dilidir.In short, systems of morals are only a sign-language of the emotions.
Bizim yurdun ısıtma sistemi düzgün çalışmıyor.Our dorm's heating system isn't working properly.
Hey, araç navigasyon sisteminin kullanım kılavuzunu nereye koydun?Hey, where did you put the car navigation system's user's manual?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod