şeylerin ile cümle
şeylerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Doğada bulunan şeylerin çoğul oluşlarını nasıl açıklarız?Hur har samtliga grundämnen uppstått i universum?
Her şeylerine güler ve ağlar.Vi kan ju inte skratta och gråta samtidigt.
Güzel şeylerin farkı nedir?Vad är det då för skillnad mellan olika beskrivningar?
"Arkamda bıraktığım şeylerin kendi hayatları var.Folk har andra saker i deras liv, som tar tid.
Ancak aralarında bir şeylerin olduğu kesin.De är helt enkelt någonstans där emellan.
Dinler, bu tip şeylerin var olduğunu iddia ederler.Із досвіду нам відомо, що ці речі існують.
Yerin altına inen ekip bir şeylerin ters gittiğini fark ettiğinde artık çok geçtir.Екіпаж розуміє, що щось пішло не так.
Hayatımda geride kalan 20 yıla baktım ve değer verdiğim şeylerin önemli olmadığını fark ettim."«Всі 25 років свого життя я боявся показати, хто я насправді.
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.Я спочатку подумав, що це якась помилка.
"Arkamda bıraktığım şeylerin kendi hayatları var.За ці ідеї поклав навіть своє життя.
Burada herkes birbirini tanır, birbiriyle her şeylerini paylaşırmış.Їм здається, що вони знають одне про одного все.
Willow, büyüde bir şeylerin ters gittiğini düşünür.Rambo začíná cítit, že něco není v pořádku.
Sana küçücük görünen şeylerin bir kızın hayatını nasıl mahvettiğini anlamanı istiyorum.Také dovedou napodobit pláč malé holčičky, který prozrazuje jejich přítomnost.
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.V tomto okamžiku se asi posádka poprvé dozvěděla, že něco není v pořádku.
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.Oamenii încep să suspecteze că ceva nu e în regulă.
Bazı şeylerin gerçekleşmesi için, şartların da değişmesi gerekiyordu.Pentru ca planul să aibă succes, trebuia să se întâmple mai multe lucruri.
Güzel şeylerin farkı nedir?Cu ce difera cele doua situatii?
Diğer şeylerin arasında, felsefe, edebiyat, gramer, din, astronomi ve tıp ile aşinaydı.Printre altele, cunoștea filosofie, literatură, gramatică, teologie, astronomie, și medicină.
"Arkamda bıraktığım şeylerin kendi hayatları var.Adună la un loc tot ce ține de viața mea profesională.
Ek olarak, elektrik Elektromanyetik radyasyon, Radyo dalgaları gibi şeylerin oluşumuna da izin verir.În plus, energia electrică permite crearea și absorbția de radiații electromagnetice, cum ar fi undele radio.
Yapmak istemediğim şeylerin yaptırılmasını sevmiyorumNu-mi place să fiu forțat să fac lucruri pe care nu vreau să le fac.
Burada herkes birbirini tanır, birbiriyle her şeylerini paylaşırmış.Itt mindenki ismer mindenkit és törődünk egymással.
Doğada bulunan şeylerin çoğul oluşlarını nasıl açıklarız?Hogyan magyarázható a természetben található dolgok sokfélesége (pluralitás)?
Biz, yalnızca fenomenleri değil fakat şeylerin bizzatihi kendilerini de bilebiliriz.Nem pusztán nem vagyunk gondolkodó lények, hanem önmagunkat sem ismerjük.
Genel olarak, etiyoloji şeylerin niye olduğunun, olan şeylerin arkasındaki nedenlerin incelenmesidir.Általában véve az etiológia a folyamatok, cselekmények mögötti okokkal foglalkozik.
Dünya olguların toplamıdır, şeylerin değil.A lélekkel van itt baj, nem az üzlettel.
Sana küçücük görünen şeylerin bir kızın hayatını nasıl mahvettiğini anlamanı istiyorum.A fiú mind végig arra gondol, mikor tudná kiontani a lány életét.
Bu tesiste bir şeylerin ters gittiği ortaya çıkmıştır.Úgy tűnt, mintha valami pusztító dolog elől menekülne.
Üçlemenin önceki oyunları Şeylerin Şekli ve Şişman Domuz idi.Az ősi formák váza csontos, a későbbieké porcos volt.
Dinler, bu tip şeylerin var olduğunu iddia ederler.Toisten mukaan tällaisia arvoja on olemassa.
Sonuçta Oğul, bu şeylerin hiç birini anlayamaz ya da onları açıklama kavrayışına sahip değildir.Pojat eivät tästä huoneesta tiedä mitään, tai vain aavistelevat.
Sadece var olan şeylerin karışması ve ayrılması vardır.Mitkä asiat yhdistävät ja erottavat puolueita.
Muhtemelen İmparatorluk'un batı sınırlarında bir şeylerin eksikliğini hissetmişti.Tappio merkitsi valtakunnan länsiosien menetystä.
Gerçek olan şeylerin doğası nedir? * Bazı şeyler algımızdan bağımsız olarak var olabilir mi?Riippuuko todellisuus meistä, vai onko se itsenäinen?lähde?
Diğer şeylerin yanı sıra kanat profili ve kanat şekli ve flanşlar doğrudan He 112 makinesinden kopyalandı.Muun muassa siipiprofiili ja siiven muoto kopioitiin suoraan He 112 -koneesta, kuten laipat.
Hayatımda geride kalan 20 yıla baktım ve değer verdiğim şeylerin önemli olmadığını fark ettim."Κοιτάζω 20 χρόνια πριν και συνειδητοποιώ ότι είχα πολλά "άχρηστα πράγματα".
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.Από την αρχή φαινόταν ότι κάτι δεν πήγαινε καλά.
Görebildiğinizi düşündüğünüz şeylerin görünmeyen yanlarını göremezsiniz.Δικαίου) δεν έπρεπε να πιστεύσετε όσα ακούσατε.
Biz, yalnızca fenomenleri değil fakat şeylerin bizzatihi kendilerini de bilebiliriz.Γνωρίζουμε μόνον εμφανίσεις, όχι τα πράγματα καθεαυτά.
Bunun gibi şeylerin gelecekte olmasına izin vermeyeceğimizden emin olacağız." diye ekledi.Πρέπει να κάνουμε ότι είναι απαραίτητο για να μην συμβεί κάτι παρόμοιο στη Ρωσία».
Dinler, bu tip şeylerin var olduğunu iddia ederler.Οπότε καταλήγει στο συμπέρασμα ότι τέτοια ύλη υπάρχει.
Biz, yalnızca fenomenleri değil fakat şeylerin bizzatihi kendilerini de bilebiliriz.Vi kan ikke erkende tingene-i-sig-selv, men kun tingene, som de fremtræder for os.
Sana küçücük görünen şeylerin bir kızın hayatını nasıl mahvettiğini anlamanı istiyorum.Filmen vil vise, hvordan man som barn oplever det, når ens familie går gennem en krise.
Roscelinus, gerçekte varolan şeylerin tikel nesneler olduğunu belirtir.Først nu går det tilsyneladende op for Samsonow, at der er noget alvorligt galt.
Ek olarak, elektrik Elektromanyetik radyasyon, Radyo dalgaları gibi şeylerin oluşumuna da izin verir.Desuden muliggør elektricitet dannelse og opfangning af elektromagnetisk stråling såsom radiobølger.
Her şeylerine güler ve ağlar.Enten griner du eller også græder du.
Doğada bulunan şeylerin çoğul oluşlarını nasıl açıklarız?Hvordan forklarer vi mangfoldet av ting?
Bu sayede birbirlerinin hayatlarında ağır şeylerin olduğunu keşfettiler.Dermed kom de i et noe anstrengt forhold til hverandre.
Fiziksel şeylerin biçimsel nedeni.Fysisk Format.
Makalede bir sütun vardı ve diğer şeylerin yanı sıra 1938'de Münih Anlaşması'nı protesto etti.Han var fast spaltist der og prosesterte gjennom den blant annet mot Münchenavtalen i 1938.
Roscelinus, gerçekte varolan şeylerin tikel nesneler olduğunu belirtir.Roonwit har dessverre rett, for onde konspirasjoner foregår ellers i verdenen.
Sana küçücük görünen şeylerin bir kızın hayatını nasıl mahvettiğini anlamanı istiyorum.Slik starter en kjedereaksjon som frarøver en annen liten gutt sin familie.
Ancak aralarında bir şeylerin olduğu kesin.Mellom dem var det ingenting.
Bunun gibi şeylerin gelecekte olmasına izin vermeyeceğimizden emin olacağız." diye ekledi.Kami akan memastikan untuk tidak membiarkan hal semacam ini terjadi di masa depan."
Burada herkes birbirini tanır, birbiriyle her şeylerini paylaşırmış.Semua saling berbagi ide, dan mengenal satu sama lain.
Gerçekten bir şeylerin uçması söz konusudur.”Sedangkan Akhlak yang tercela adalah sifat-sifat yang berlawanan dengan itu."
"Arkamda bıraktığım şeylerin kendi hayatları var.Benda-benda peninggalan dari kehidupannya tersimpan di dalamnya.
Ek olarak, elektrik Elektromanyetik radyasyon, Radyo dalgaları gibi şeylerin oluşumuna da izin verir.Adanya listrik juga bisa menimbulkan dan menerima radiasi elektromagnetik seperti gelombang radio.
Görebildiğinizi düşündüğünüz şeylerin görünmeyen yanlarını göremezsiniz.Tôi hy vọng các bạn biết rằng bạn không nên tin tất cả mọi thứ bạn thấy trên Internet.
Satın aldığı şeylerin birçoğu Naziler tarafından "yozlaşmış sanat" olarak etiketlenecek bir tarzdı.Bán được nhiều người coi là một loại "nghệ thuật" thuyết phục.