şeyleri ile cümle

şeyleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Cassius, Rodos'a çıkarak adayı yağmalarken Brutus aynı şeyleri Likya'da yapıyordu.Ο Κάσσιος λεηλάτησε τη Ρόδο, ενώ ο Βρούτος έκανε το ίδιο στη Λυκία.
Bunun gibi şeylerin gelecekte olmasına izin vermeyeceğimizden emin olacağız." diye ekledi.Πρέπει να κάνουμε ότι είναι απαραίτητο για να μην συμβεί κάτι παρόμοιο στη Ρωσία».
Dinler, bu tip şeylerin var olduğunu iddia ederler.Οπότε καταλήγει στο συμπέρασμα ότι τέτοια ύλη υπάρχει.
Artık bela iki katına çıkmıştır ve insanların yapacak pek fazla bir şeyleri yoktur.Πέτυχε, όμως, το διπλό διάπλου, κάτι που ελάχιστοι έχουν καταφέρει.
Daima aptalca şeyleri yapar."Απλά ηλίθια πράγματα".
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Δεν σημαίνει ότι έχουμε τα ίδια συναισθήματα με το άλλο άτομο.
Sana başka birine asla söylemediğim şeyleri söyledim.Σου έχω πει πράγματα που δεν έχω πει ποτέ σε κανέναν άλλον.
Başkasıyla yapamayacağınız şeyleri onunla yapabilirsiniz.Den er noget, man kun kan gøre sammen med andre.
Biz, yalnızca fenomenleri değil fakat şeylerin bizzatihi kendilerini de bilebiliriz.Vi kan ikke erkende tingene-i-sig-selv, men kun tingene, som de fremtræder for os.
Bir şeyler söylüyordu; fakat bir başka sefer aynı şeyleri tekrarlamıyordu.Nogle gange fortalte han sandheden, andre gange ikke.
Kendilerine söylenmekte olan şeyleri anlarlar; ancak akıcı olarak konuşamazlar.At de holder fast i den og ikke efterfølgende kommer med en tvetydig udmelding” .
Bir şampiyon olmak için fazladan bir şeyleri var.Dermed måtte der en omkamp til for at kåre en mester.
Sana küçücük görünen şeylerin bir kızın hayatını nasıl mahvettiğini anlamanı istiyorum.Filmen vil vise, hvordan man som barn oplever det, når ens familie går gennem en krise.
Roscelinus, gerçekte varolan şeylerin tikel nesneler olduğunu belirtir.Først nu går det tilsyneladende op for Samsonow, at der er noget alvorligt galt.
Ek olarak, elektrik Elektromanyetik radyasyon, Radyo dalgaları gibi şeylerin oluşumuna da izin verir.Desuden muliggør elektricitet dannelse og opfangning af elektromagnetisk stråling såsom radiobølger.
Her şeylerine güler ve ağlar.Enten griner du eller også græder du.
Doğada bulunan şeylerin çoğul oluşlarını nasıl açıklarız?Hvordan forklarer vi mangfoldet av ting?
İnsan yalnızca kendisinin yarattığı şeyleri bilebilir düşüncesini benimsemiştir.Han mente at menneskene bare kan erkjenne fullt ut det de selv har skapt.
Daima aptalca şeyleri yapar."Gjør alltid de dumme tingene.
Fran Peek'e göre Kim 16-20 aylıkken etrafındaki şeyleri ezberlemeye başlamıştır.Ifølge Peeks far, Fran, var Peek i stand til å memorere vesentlig fra en alderen av 16-20 måneder.
Meinig; aynı alana bakan insanların aynı şeyleri algılayacağını söyler.Etter hvert skulle det vise seg at mennene burde fått samme råd.
Bu sayede birbirlerinin hayatlarında ağır şeylerin olduğunu keşfettiler.Dermed kom de i et noe anstrengt forhold til hverandre.
Fiziksel şeylerin biçimsel nedeni.Fysisk Format.
Makalede bir sütun vardı ve diğer şeylerin yanı sıra 1938'de Münih Anlaşması'nı protesto etti.Han var fast spaltist der og prosesterte gjennom den blant annet mot Münchenavtalen i 1938.
Çok uzaktaki şeyleri duyar ve görebilirler ayrıca karanlıkta da görürler.Minnestedet og adkomsstien tenkes lyssatt slik at det kan besøkes også i mørke.
Roscelinus, gerçekte varolan şeylerin tikel nesneler olduğunu belirtir.Roonwit har dessverre rett, for onde konspirasjoner foregår ellers i verdenen.
Sana küçücük görünen şeylerin bir kızın hayatını nasıl mahvettiğini anlamanı istiyorum.Slik starter en kjedereaksjon som frarøver en annen liten gutt sin familie.
Ancak aralarında bir şeylerin olduğu kesin.Mellom dem var det ingenting.
Kendilerine söylenmekte olan şeyleri anlarlar; ancak akıcı olarak konuşamazlar.Og Ordet skal de lade stå, og utakk dertil have.
Bayraktaki her renk ayrı şeyleri temsil etmektedir: Yeşil: Ülkenin tarım ve verimliliğini temsil eder.Fargene i flagget har følgende betydning: Grønt står for landets skoger.
İnsana bilmediği şeyleri öğretendir."Artinya: Tiada ilmu pengetahuan lain lagi yang dapat dicapai oleh manusia.
Bunun gibi şeylerin gelecekte olmasına izin vermeyeceğimizden emin olacağız." diye ekledi.Kami akan memastikan untuk tidak membiarkan hal semacam ini terjadi di masa depan."
Kendilerine söylenmekte olan şeyleri anlarlar; ancak akıcı olarak konuşamazlar.Mereka umumnya mampu memahami apa yang dikatakan kepada mereka, tetapi tidak mampu berbicara secara fasih.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Ia ingin merasa sama dengan yang lain.
Gerçekte yaşanan şeyleri tartışmaktan korkmadıklarını da belirtmiştir.Ia pun mengatakan bahwa tidak berminat berdebat dengan mereka.
Burada herkes birbirini tanır, birbiriyle her şeylerini paylaşırmış.Semua saling berbagi ide, dan mengenal satu sama lain.
(Vergillius) Damnant quod non intelligunt Anlamadıkları şeyleri kınarlar.Damnant quod non intellegunt Mereka menyalahkan/mengutuk apa yang mereka tak mengerti.
Orada olan herkesin bilincinde yatan şeyleri haykırıyordu.”Mereka merusak segala sesuatu yang mereka sentuh."
Başkasıyla yapamayacağınız şeyleri onunla yapabilirsiniz.Mereka bisa melakukan apa yang tidak bisa manusia lakukan.
Gerçekten bir şeylerin uçması söz konusudur.”Sedangkan Akhlak yang tercela adalah sifat-sifat yang berlawanan dengan itu."
Kötü şeyleri de severler.Ia juga suka hal-hal yang ekstrem.
"Arkamda bıraktığım şeylerin kendi hayatları var.Benda-benda peninggalan dari kehidupannya tersimpan di dalamnya.
Favori şeyleri: Şarkı mırıldanmak.Terpicu dengan kegemarannya bernyanyi.
Ek olarak, elektrik Elektromanyetik radyasyon, Radyo dalgaları gibi şeylerin oluşumuna da izin verir.Adanya listrik juga bisa menimbulkan dan menerima radiasi elektromagnetik seperti gelombang radio.
Ben bu şeyleri unutmadım.Mereka tidak ingat kejadian tersebut.
Fran Peek'e göre Kim 16-20 aylıkken etrafındaki şeyleri ezberlemeye başlamıştır.Theo cha của Peek - ông Fran - thì Peek có thể nhớ các sự việc ngay từ khi mới 16-20 tháng tuổi.
Ağlar, üzülür ve bazı şeyleri gözden geçirmeye karar verir.Khi tỉnh lại, Hùng hối hận và quyết định đi tìm Duyên.
Öyle cici şeyleri pek severim.Anh đặc biệt yêu thích các loại đồ ngọt.
İğrenç şeyleri sever.Nó rất thích những mùi hôi khó chịu.
Ben de 'Yapamam, edemem.' dediğim şeyleri bir kenara bıraktım, 'Yapacaksın, yapmalısın.Ông cũng cho rằng: “Cái gì làm được thì cố làm, cái gì không thể làm được thì không làm nữa, nên dừng lại.
Görebildiğinizi düşündüğünüz şeylerin görünmeyen yanlarını göremezsiniz.Tôi hy vọng các bạn biết rằng bạn không nên tin tất cả mọi thứ bạn thấy trên Internet.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Quản trò cũng sẽ làm tương tự như vậy đối với các nhân vật khác.
Daima aptalca şeyleri yapar."Ông ấy luôn hòa hợp tất cả với nhau."
Favori şeyleri: Şarkı mırıldanmak.Hoạt động yêu thích của cô là hát (thật sự lớn!)
Satın aldığı şeylerin birçoğu Naziler tarafından "yozlaşmış sanat" olarak etiketlenecek bir tarzdı.Bán được nhiều người coi là một loại "nghệ thuật" thuyết phục.
"Ölüm", işte şeylerin bu ritminin bir anına insanlar tarafından verilen bir addan ibarettir.死刑(しけい)は、対象者(死刑囚)を死亡させる刑罰である。
İnsana bilmediği şeyleri öğretendir."(同上) どっちが人間らしいのか、判らなくなった。
Ki O, kalem ile insana bilmediği şeyleri öğretti.彼は自分の術を惜しんで人に明かさなかった。
Başkasıyla yapamayacağınız şeyleri onunla yapabilirsiniz.人のやらない事、やれない事を思い切ってやれ。
Dinler, bu tip şeylerin var olduğunu iddia ederler.これは、そのような物質が関与していると言われる。
İlgili Sayfalar