şeyleri ile cümle

şeyleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bazen olacak şeyleri önceden bilirler.Майбутні події часто передбачаються.
Ama "Ya bizi serbest bırakırsınız ya da biz bazı şeyleri ifşa ederiz" deyince serbest bırakıldılar.Сказали йому: «Або Ви йдете, або ми це опублікуємо».
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.Я спочатку подумав, що це якась помилка.
Kötü şeyleri de severler.Їй також подобаються милі речі.
Öyle cici şeyleri pek severim.Копилів мені надзвичайно сподобався!
"Arkamda bıraktığım şeylerin kendi hayatları var.За ці ідеї поклав навіть своє життя.
Mükemmel saçlar ya da mükemmel makyaj gibi şeyleri hiçbirimiz umursamıyoruz gerçekten.Він не вишукує якихось особливо привабливих або надзвичайно мальовничих краєвидів.
Burada herkes birbirini tanır, birbiriyle her şeylerini paylaşırmış.Їм здається, що вони знають одне про одного все.
Satacak bir şeyleri kalmayınca başvurdukları ufak tefek hırsızlıklar da onların karınlarını doyurmaya yetmez.Дрібних крадіжок, до яких вони вдаються, коли не мають що продати, не вистачає, щоб набити шлунок.
Fakat dönüşünden önceki şeyleri (amnezi - anterogad amnezi) hatırlayamamaktadır.Nejedná se tedy o návrat k primitivním znakům zděděným po dávných předcích.
Başkasıyla yapamayacağınız şeyleri onunla yapabilirsiniz.Můžete sní dělat věci, které s ostatními ne.
Allah neyi yaşatacağını bilir; kimse bu tür şeyleri hafife alıp, çocuk oyuncağı sanmamalı."Bůh suď, co je to za slepenec; stavět by z něho nešlo!"
Willow, büyüde bir şeylerin ters gittiğini düşünür.Rambo začíná cítit, že něco není v pořádku.
Beş sene sonra da aynı şeyleri söyleyecek olduktan sonra ne diye yaşadım..." diye yazdı.O pět sekund později se zeptal: "Je to ono?
Sana küçücük görünen şeylerin bir kızın hayatını nasıl mahvettiğini anlamanı istiyorum.Také dovedou napodobit pláč malé holčičky, který prozrazuje jejich přítomnost.
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.V tomto okamžiku se asi posádka poprvé dozvěděla, že něco není v pořádku.
Sanatçı, adeta tabiatın eksik bıraktığı şeyleri tamamlar.Umělec chce zachytit podstatu zobraozvaného s opomenutím zbytečných detailů.
Konu olarak ise aile ilişkileri gibi şeyleri seçmiştir.O záležitostech rodiny rozhodují společně.
Bu evre ideal sistemin işlemek zorunda olduğu şeyleri kurgulamayla ilgilenir.Jeho úkolem je zajištění bezproblémového fungování systému IMI v dané zemi.
Ayrıca insanlar için bazı şeyleri uzaktan söylemek daha kolay, daha güvenli diye düşünüyorum.Cred că este mult mai ușor pentru oameni să spună lucruri de la o anumită distanță; este mai sigur.
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.Oamenii încep să ​​suspecteze că ceva nu e în regulă.
Bazı şeylerin gerçekleşmesi için, şartların da değişmesi gerekiyordu.Pentru ca planul să aibă succes, trebuia să se întâmple mai multe lucruri.
Güzel şeylerin farkı nedir?Cu ce difera cele doua situatii?
Hem çok şeyleri o münasebetle sordular."L-aș asculta de nenumărate ori."
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Și voiam să le ofer oamenilor din jurul meu același sentiment.
Diğer şeylerin arasında, felsefe, edebiyat, gramer, din, astronomi ve tıp ile aşinaydı.Printre altele, cunoștea filosofie, literatură, gramatică, teologie, astronomie, și medicină.
Cinlerin bu kahinlere gizli şeyleri haber verdiği, kehanetlerde bulunduğu düşünülürdü.Totuși, Cristian a fost foarte dezamăgit când a descoperit secretele ce stăteau în spatele anumitor trucuri.
"Arkamda bıraktığım şeylerin kendi hayatları var.Adună la un loc tot ce ține de viața mea profesională.
Ek olarak, elektrik Elektromanyetik radyasyon, Radyo dalgaları gibi şeylerin oluşumuna da izin verir.În plus, energia electrică permite crearea și absorbția de radiații electromagnetice, cum ar fi undele radio.
Her şeyleri yıkılmış.Toate se prăbușesc.
Tüm bu şeyleri nereden aldın?De unde ai luat toate lucrurile acestea?
Yapmak istemediğim şeylerin yaptırılmasını sevmiyorumNu-mi place să fiu forțat să fac lucruri pe care nu vreau să le fac.
Her şeyleri yıkılmış.Mindent elrontottál.
Burada herkes birbirini tanır, birbiriyle her şeylerini paylaşırmış.Itt mindenki ismer mindenkit és törődünk egymással.
Doğada bulunan şeylerin çoğul oluşlarını nasıl açıklarız?Hogyan magyarázható a természetben található dolgok sokfélesége (pluralitás)?
Biz, yalnızca fenomenleri değil fakat şeylerin bizzatihi kendilerini de bilebiliriz.Nem pusztán nem vagyunk gondolkodó lények, hanem önmagunkat sem ismerjük.
Genel olarak, etiyoloji şeylerin niye olduğunun, olan şeylerin arkasındaki nedenlerin incelenmesidir.Általában véve az etiológia a folyamatok, cselekmények mögötti okokkal foglalkozik.
Yüzlerce böyle ilginç şeyleri anlattı.Százezrek voltak szemtanúi ezeknek az igen kedvező eseményeknek.
Dünya olguların toplamıdır, şeylerin değil.A lélekkel van itt baj, nem az üzlettel.
Sana küçücük görünen şeylerin bir kızın hayatını nasıl mahvettiğini anlamanı istiyorum.A fiú mind végig arra gondol, mikor tudná kiontani a lány életét.
Sıra dışı şeyleri sever ya da nefret eder.Főleg a szokatlan színű, formájú fajtákat kedvelték, illetve kedvelik.
Bu tesiste bir şeylerin ters gittiği ortaya çıkmıştır.Úgy tűnt, mintha valami pusztító dolog elől menekülne.
Üçlemenin önceki oyunları Şeylerin Şekli ve Şişman Domuz idi.Az ősi formák váza csontos, a későbbieké porcos volt.
Daima aptalca şeyleri yapar."Folyton visszafordulok azokhoz a gonosz dolgokhoz.”
İğrenç şeyleri sever.Szerette a titokzatos dolgokat.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Ugyanez vonatkozik a személy másokkal kapcsolatos gondolataira is.
Dinler, bu tip şeylerin var olduğunu iddia ederler.Toisten mukaan tällaisia arvoja on olemassa.
Sonuçta Oğul, bu şeylerin hiç birini anlayamaz ya da onları açıklama kavrayışına sahip değildir.Pojat eivät tästä huoneesta tiedä mitään, tai vain aavistelevat.
Sadece var olan şeylerin karışması ve ayrılması vardır.Mitkä asiat yhdistävät ja erottavat puolueita.
Muhtemelen İmparatorluk'un batı sınırlarında bir şeylerin eksikliğini hissetmişti.Tappio merkitsi valtakunnan länsiosien menetystä.
Gerçek olan şeylerin doğası nedir? * Bazı şeyler algımızdan bağımsız olarak var olabilir mi?Riippuuko todellisuus meistä, vai onko se itsenäinen?lähde?
Daima aptalca şeyleri yapar."Työ on aina ollut lujaa.»
Diğer şeylerin yanı sıra kanat profili ve kanat şekli ve flanşlar doğrudan He 112 makinesinden kopyalandı.Muun muassa siipiprofiili ja siiven muoto kopioitiin suoraan He 112 -koneesta, kuten laipat.
Bu bağlamda, büyük ve küçük harfler farklı ve alakasız şeyleri simgelerler.Σε αυτά τα πλαίσια, τα κεφαλαία και τα μικρά γράμματα αντιπροσωπεύουν διακριτές και μη συνδεδεμένες ιδέες.
Hayatımda geride kalan 20 yıla baktım ve değer verdiğim şeylerin önemli olmadığını fark ettim."Κοιτάζω 20 χρόνια πριν και συνειδητοποιώ ότι είχα πολλά "άχρηστα πράγματα".
Doktor, ilk başta bir şeylerin yanlış gittiğinden şüphelenmişti.Από την αρχή φαινόταν ότι κάτι δεν πήγαινε καλά.
Ben bu şeyleri unutmadım.Αυτό δεν μπόρεσα να το ξεχάσω.
Her şeyleri yıkılmış.Όλα ήταν κατεστραμμένα.
Görebildiğinizi düşündüğünüz şeylerin görünmeyen yanlarını göremezsiniz.Δικαίου) δεν έπρεπε να πιστεύσετε όσα ακούσατε.
Biz, yalnızca fenomenleri değil fakat şeylerin bizzatihi kendilerini de bilebiliriz.Γνωρίζουμε μόνον εμφανίσεις, όχι τα πράγματα καθεαυτά.
İlgili Sayfalar