Çünkü bakın, DNA yaşayan şeylere ne yapması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir plan gibidir.Karena, Anda lihat, DNA seperti cetak biru yang mengatur mahkluk hidup tentang apa yang harus mereka buat.
Çünkü bakın, DNA yaşayan şeylere ne yapması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir plan gibidir.Parce que, vous voyez, l'ADN c'est comme un programme qui dit aux trucs vivants quoi faire.
Çünkü bakın, DNA yaşayan şeylere ne yapması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir plan gibidir.Perché, vedete, il DNA è come un modello che dice agli esseri viventi cosa produrre.
Çünkü bakın, DNA yaşayan şeylere ne yapması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir plan gibidir.Porque o ADN é como um desenho técnico que diz às coisas vivas o que fazer.
Çünkü bakın, DNA yaşayan şeylere ne yapması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir plan gibidir.Porque, verán, el ADN es como un plano que le dice a los seres vivientes lo que deben producir.
Çünkü bakın, DNA yaşayan şeylere ne yapması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir plan gibidir.Pretože, DNA je ako návod, ktorý hovorí živým organizmom, čo majú vyrábať.
Çünkü bakın, DNA yaşayan şeylere ne yapması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir plan gibidir.Tudjátok a DNS egy tervrajzszerűség, ami megmondja nekünk, hogy mit is csináljunk.
Çünkü bakın, DNA yaşayan şeylere ne yapması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir plan gibidir.Veste, DNK je kot načrt, ki živim bitjem pove, kaj izdelovati.
Çünkü bakın, DNA yaşayan şeylere ne yapması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir plan gibidir.Want DNA is als een blauwdruk die levende dingen vertelt wat te maken.
Çünkü bakın, DNA yaşayan şeylere ne yapması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir plan gibidir.Διότι, βλέπετε, το DNA είναι σαν ένα προσχέδιο που λέει στα ζωντανά πράγματα τι να φτιάξουν.
Çünkü bakın, DNA yaşayan şeylere ne yapması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir plan gibidir.ДНК-то е като правилник. То казва какво да се прави.
Çünkü bakın, DNA yaşayan şeylere ne yapması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir plan gibidir.Понимаете, ДНК - это как схема, из которой живые организмы узнают, что делать.
Çünkü bakın, DNA yaşayan şeylere ne yapması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir plan gibidir.Як ви, мабуть, знаєте, ДНК - це схема, яка вказує живому організму, що він має робити.
Çünkü bakın, DNA yaşayan şeylere ne yapması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir plan gibidir.אתם מבינים, דנ"א הוא כמו תכנית אב שאומרת לדברים חיים מה לייצר.
Çünkü bakın, DNA yaşayan şeylere ne yapması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir plan gibidir.لأنه ، كما ترون ، فإن الحمض النووي مثل المخطط الذي يخبر الكائنات الحية ماذا تصنع.
Çünkü bakın, DNA yaşayan şeylere ne yapması gerektiğini söyleyen ayrıntılı bir plan gibidir.生物に何を生産するか指示するのです つまり車工場で車の設計図を
Çünkü lineer cebirin güzelliği şu ki vektörü sadece fizik gibi şeylere uygulamazsınız.하지만 지금부터는 아주 형식적이고 추상적이고 아주 포괄적인 벡터의 정의를 할 거예요
Çünkü lineer cebirin güzelliği şu ki vektörü sadece fizik gibi şeylere uygulamazsınız.Nebo třeba-- nechte mě napsat více možných způsobů.
Çünkü lineer cebirin güzelliği şu ki vektörü sadece fizik gibi şeylere uygulamazsınız.Tera pretože krása
Çünkü lineer cebirin güzelliği şu ki vektörü sadece fizik gibi şeylere uygulamazsınız.و متسع جداً مع المتجه الآن ؛لأن جمال
Çünkü lineer cebirin güzelliği şu ki vektörü sadece fizik gibi şeylere uygulamazsınız.線型代数学の利点は、
Çünkü olmuş şeylere odaklılar.Mivel arra öszpontosítanak, hogyan volt.
Çünkü olmuş şeylere odaklılar.Perchè il loro focus è su "ciò che era".
Çünkü olmuş şeylere odaklılar.Porque se enfocan en lo que fue.
Çünkü olmuş şeylere odaklılar.Protože se soustředí na to, co bylo.
Çünkü olmuş şeylere odaklılar.Puisqu'elles se concentrent sur ce qui était.
Çünkü olmuş şeylere odaklılar.Weil sie auf das was war fokussieren.
Çünkü olmuş şeylere odaklılar.Потому что они сфокусированы на том, что было.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.Egyszerűen csak soha nem tudtuk, hogy hogy juthatnánk a másik oldalra.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.Kami tidak tahu cara mencapainya, apa yang kami lakukan.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.우리는 어떻게 거기 이르는지, 무엇을 하고 있었는지 몰랐습니다.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.My jsme se prostě ještě nenaučili, jak ho získat.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.My sme len nikdy nevedeli ako sa tam dostať, to je to, čo sme robili.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.N-am știut niciodată cum să ajungem acolo prin ce făceam.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.Non abbiamo proprio mai saputo come arrivarci, cosa stessimo facendo.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz."Nós não sabíamos como lá chegar, não sabíamos o que estávamos a fazer.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.Nous ne savions simplement pas comment y arriver, ni ce que nosu faisions.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.Nunca supimos cómo llegar hasta allí, ni lo que estábamos haciendo.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.Po prostu nie wiedzieliśmy jak dobrze wykorzystać nasze umiejętności.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.Vi vidste bare aldrig hvordan vi skulle gøre det eller hvad vi gjorde.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.We wisten gewoon nooit hoe we met onze activiteiten daar konden komen.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.Wir wussten einfach nie wie wir dort hinkommen sollten, was wir taten.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.Δε γνωρίζουμε πως φτάσαμε εδώ, τι κάναμε.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.Ми ніколи не прагнули потрапити в цю систему.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.Ние просто никога не сме знаели как да стигнем до там с това, което правим.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.Просто мы не знали, что творим, и никогда не знали, как туда попасть.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.מעולם לא ידענו איך להגיע לשם, עם מה שאנו עושים
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.إننا فقط لم نعرف كيفية الوصول، أو ماذا نفعل.
Daha önce yaptığımız şeylere nasıl geldiğimizi bilmiyoruz.私達はあなた達と一緒に働きたいのです」
Dedin ki: "Var olan şeylere var olmaları için izin ver."Du hast gesagt "Lass einfach die Dinge so sein wie sie sind."
Dedin ki: "Var olan şeylere var olmaları için izin ver."Je hebt gezegd "Laat de dingen gewoon toe te Zijn."
Dedin ki: "Var olan şeylere var olmaları için izin ver."Tu as dit : laisse les choses arriver simplement.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Az értékünk nem az értékes dolgainkon alapszik, hanem egy sor más dolgon.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Harga anda tidak berdasarkan hal-hal berharga yang anda miliki, harga anda berrdasarkan pada hal yang lain.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Je waarde is niet gebaseerd op de waardevolle dingen die je hebt, het is op heel andere zaken gebaseerd.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.여러분의 가치는 여러분이 소유한 귀중품으로 평가할 수 없습니다. 그것은 전혀 다른 것들을 기반으로 하고 있습니다.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.La vostra ricchezza non dipende dalle vostre 'ricchezze' ma è basata su una serie di cose.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Tu valor no se basa en el valor de tus bienes, Se basa en algo totalmente distinto.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Twoja wartość nie jest oparta na twoich kosztownościach, lecz jest oparta o całkiem innych zestaw.
Değeriniz sizin sahip olduğunuz değerli şeylere dayanmaz, tamamen farklı şeylere dayanır.Unser Wert hängt nicht von unseren Wertgegenständen ab. Er hängt von ganz anderen Dingen ab.