Ana içeriğe geç
Sözlük

şeylere ile cümle

şeylere kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bunlara da "gelecek merkezli" diyeceğiz. Olacak şeylere odaklılar.Kita akan menyebut mereka "berorientasi masa depan." Fokus mereka adalah apa yang akan terjadi.
Bunlara da "gelecek merkezli" diyeceğiz. Olacak şeylere odaklılar.이들은 "미래 지향적"이라고 부르겠습니다. 그들의 초점은 미래에 어떻게 될지입니다.
Bunlara da "gelecek merkezli" diyeceğiz. Olacak şeylere odaklılar.Vi vil kalde dem "fremtidsorienterede." Deres fokus er på det, der vil komme.
Bunlara da "gelecek merkezli" diyeceğiz. Olacak şeylere odaklılar.We noemen ze "toekomstgericht." Hun focus ligt op wat zal zijn.
Bunlara da "gelecek merkezli" diyeceğiz. Olacak şeylere odaklılar.Ας τους χαρακτηρίσουμε "οι προσανατολισμένοι στο μέλλον." Εστιάζουν σ' αυτό που θα συμβεί.
Bunlara da "gelecek merkezli" diyeceğiz. Olacak şeylere odaklılar.Ще ги наречем "ориентирани към бъдещето." Техният фокус е върху това, което ще се случи.
Bunlara da "gelecek merkezli" diyeceğiz. Olacak şeylere odaklılar.ונקרא להם "מוכווני-עתיד". הפוקוס שלהם הוא על מה שיהיה.
Bunlara da "gelecek merkezli" diyeceğiz. Olacak şeylere odaklılar.سنطلق عليهم "المركزون علي المستقبل". تركيزهم علي ما سيكون.
Bunlara da "gelecek merkezli" diyeceğiz. Olacak şeylere odaklılar.それで「タイムパラドックス」についてですが
Bunlar hızlı büyümekte olan şeylere saldırmaya çalışırlar çünkü bu tüm kanserlerin temelindeki bir ortak tema.빠르게 자라나는 것들을 공격하려고 하는데 그 이유는 그 특성이 암세포들의 공통적 특성이기 때문입니다
Bunlar hızlı büyümekte olan şeylere saldırmaya çalışırlar çünkü bu tüm kanserlerin temelindeki bir ortak tema.הטפולים מנסים להרוג תאים שמתרבים מהר. זהו העקרון המשותף לכל הסרטנים. תאים שמתרבים מהר.
Bunlar hızlı büyümekte olan şeylere saldırmaya çalışırlar çünkü bu tüm kanserlerin temelindeki bir ortak tema.أنها محاولة مهاجمة الأشياء التي تنمو بسرعة بسبب هذا هو نوع من موضوع واحد مشترك وراء كل من السرطانات.
Bunlar oksijen ve hidrojen gibi başka şeylere bağlı. -Dar fiecare din aceste schelete de molecule cu trei atomi de carbon se numesc "piruvat"
Bunlar oksijen ve hidrojen gibi başka şeylere bağlı. -Do atomów węgla mogą być przyłączone atomy tlenu, wodoru i inne.
Bunlar oksijen ve hidrojen gibi başka şeylere bağlı. -In realtà tutte le partisono legate con ossigeno e idrogeno.
Bunlar oksijen ve hidrojen gibi başka şeylere bağlı. -Je weet dat er bindingen zitten, van zuurstof en waterstof.
Bunlar oksijen ve hidrojen gibi başka şeylere bağlı. -그래도 사실 알잖아요, 여러 가지 것들이 다른 것들과 서로 결합을 형성하고 있다는 걸요 산소나 수소나 이런 것들이요.
Bunlar oksijen ve hidrojen gibi başka şeylere bağlı. -Mais à frente este assunto é detalhado.
Bunlar oksijen ve hidrojen gibi başka şeylere bağlı. -Saben, estas cosas son todos adheridas a otras cosas, con oxígenos y átomos de hidrógeno y lo que sea.
Bunlar oksijen ve hidrojen gibi başka şeylere bağlı. -Víte, že tyto věci jsou všechny propojeny s ostatními, s kyslíky a vodíky.
Bunlar oksijen ve hidrojen gibi başka şeylere bağlı. -Ξέρετε, όλα αυτά είναι ενωμένα με άλλα πράγματα, με οξυγόνα και υδρογόνα ή οτιδήποτε.
Bunlar oksijen ve hidrojen gibi başka şeylere bağlı. -Але ви розумієте, що тут мали б бути кисень і водень.
Bunlar oksijen ve hidrojen gibi başka şeylere bağlı. -כל הדברים האלה קשורים לדברים אחרים עם חמצנים ומימנים ומה עוד.
Bunlar oksijen ve hidrojen gibi başka şeylere bağlı. -أنت تعلم ، هذه الأشياء لديها روابط مع أشياء أخرى مع أوكسجين وهيدروجين و أشياء أخرى
Bunun adı senkrotron radyasyonu ve bu normalde proteinler gibi şeylere bakmak için kullanılıyor.Det kaldes synkrotron-stråling, og man bruger det normalt til at se på ting som proteiner og den slags.
Bunun adı senkrotron radyasyonu ve bu normalde proteinler gibi şeylere bakmak için kullanılıyor.Jmenuje se to synchrotronové záření a obyčejně se používá k pozorování proteinů a tak podobně.
Bunun adı senkrotron radyasyonu ve bu normalde proteinler gibi şeylere bakmak için kullanılıyor.이걸 싱크로트론 방사선이라고 부르는데 일반적으로 단백질 같은 물질을 관찰하려 할 때 활용합니다
Bunun adı senkrotron radyasyonu ve bu normalde proteinler gibi şeylere bakmak için kullanılıyor.Promieniowanie synchrotronowe. Używa się go do obserwacji białek i tym podobnych.
Bunun adı senkrotron radyasyonu ve bu normalde proteinler gibi şeylere bakmak için kullanılıyor.Se numeşte radiaţia sincrotron, şi e curent folosită pentru a studia proteine şi altele asemenea.
Bunun adı senkrotron radyasyonu ve bu normalde proteinler gibi şeylere bakmak için kullanılıyor.Называется он синхротронная радиация и используется в основном для наблюдения протеинов и аналогичных веществ.
Bunun adı senkrotron radyasyonu ve bu normalde proteinler gibi şeylere bakmak için kullanılıyor.Нарича се синхротронна радиация, и обикновено се използва, за да се разглеждат протеини и подобни неща.
Bunun adı senkrotron radyasyonu ve bu normalde proteinler gibi şeylere bakmak için kullanılıyor.וזה מקור האור החזק ביותר במערכת השמש. זה נקרא קרינת סינכרוטרון, ובדרך כלל משתמשים בזה כדי להביט בדברים
Bunun adı senkrotron radyasyonu ve bu normalde proteinler gibi şeylere bakmak için kullanılıyor.ويسمى هذا الإشعاع السنكروتروني، ويتم استخدامه عادة للنظر إلى أشياء مثل البروتينات و ما شابه.
Bunun adı senkrotron radyasyonu ve bu normalde proteinler gibi şeylere bakmak için kullanılıyor.一般にタンパク質などの物質を見るときに 用いられます ここで私たちが見たかったのは鉄の原子です
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.Abychom toho dosáhli, museli jsme věřit v nemožné.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.Aby to zrobić, musieliśmy uwierzyć w niemożliwe.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.Ca să facem asta, a fost nevoie să credem în lucruri imposibile.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.Daarvoor moesten we geloven in onmogelijke dingen.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.Ehhez lehetetlen dolgokban kellett hinnünk.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.E per poterlo fare, abbiamo dovuto credere nell'impossibile.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.Et pour y parvenir, il nous a fallu croire dans des choses impossibles.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.그런데 그렇게 하기 위해서는 불가능한 것들이 가능하다고 믿어야 했죠.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.Para o conseguir, tivemos que acreditar em coisas impossíveis.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.Und dafür mussten wir an unmögliche Dinge glauben.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.Y para lograrlo teníamos que creer en lo imposible.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.А чтобы добиться этого, нужно было поверить в невозможное.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.За да направим това, трябваше да повярваме в невъзможни неща.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.ובכדי לעשות זאת, היינו צריכים להאמין בדברים בלתי אפשריים.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.ولتحقيق ذلك، كان علينا أن نصدق بأشياء مستحيلة.
Bunu yapmak için, imkansız şeylere inanmak zorundaydık.不可能に見えることでも実現できると信じる必要がありました 失敗への恐怖を
Bu olaylar, onlar gibi kötü şeylere özlem duymamamız için bize ders olsun diye oldu.A te rzeczy stały się nam za wzór na to, abyśmy złych rzeczy nie pożądali, jako i oni pożądali
Bu olaylar, onlar gibi kötü şeylere özlem duymamamız için bize ders olsun diye oldu.A to všetko sa nám stalo výstražným príkladom nato, aby sme neboli žiadostiví zlého, jako aj oni žiadali.
Bu olaylar, onlar gibi kötü şeylere özlem duymamamız için bize ders olsun diye oldu.Die gebeurtenissen zijn een les voor ons; wij moeten niet naar slechte dingen verlangen zoals zij.
Bu olaylar, onlar gibi kötü şeylere özlem duymamamız için bize ders olsun diye oldu.Ezek pedig példáink lõnek, hogy mi ne kívánjunk gonosz dolgokat, a miképen azok kívántak.
Bu olaylar, onlar gibi kötü şeylere özlem duymamamız için bize ders olsun diye oldu.그런 일은 우리의 거울이 되어 우리로 하여금 저희가 악을 즐겨한 것 같이 즐겨하는 자가 되지 않게 하려 함이니
Bu olaylar, onlar gibi kötü şeylere özlem duymamamız için bize ders olsun diye oldu.Ora ciò avvenne come esempio per noi, perché non desiderassimo cose cattive, come essi le desiderarono
Bu olaylar, onlar gibi kötü şeylere özlem duymamamız için bize ders olsun diye oldu.Tämä tapahtui varoittavaksi esimerkiksi meille, että me emme pahaa himoitsisi, niinkuin he himoitsivat.
Bu olaylar, onlar gibi kötü şeylere özlem duymamamız için bize ders olsun diye oldu.To pa so postali zgledi za nas, da bi ne želeli hudega, kakor so tudi oni poželeli.
Bu olaylar, onlar gibi kötü şeylere özlem duymamamız için bize ders olsun diye oldu.Ty pak věci za příklad nám býti mají k tomu, abychom nebyli žádostivi zlého, jako i oni žádali.
Bu olaylar, onlar gibi kötü şeylere özlem duymamamız için bize ders olsun diye oldu.Ταυτα δε εγειναν παραδειγματα ημων, δια να μη ημεθα ημεις επιθυμηται κακων, καθως και εκεινοι επεθυμησαν.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod