Tahmin edilemeyen patlamalar ve böyle şeyler işte.Unexpected eruptions.
Yani, beklenmedik şeylere karşı dikkatli olun. - Independence, sizi...So don't be surprised if he's a little... off.
Truman, bak, delerken böyle şeyler olur.Truman! Look, this is what happens when you drill.
Ve sahip olduğum tüm iyi şeyleri senden öğrendim.And everything good that I have inside of me, I have from you.
Bir binayı dolduran şeyler, şimdi ceplerimize sığıyor.What used to take up a building now fits in our pockets.
Yoksa bu çok ilginç şeylerin olduğu kısmı göremezdiniz. -So the derivative of a constant with respect to y is 0, so ignore it.
"Niye ağlıyorsun?" gibi şeyler demeye başlardım.I was already saying things like, "Why are you crying?
Kendimi şöyle şeyler söylerken buluyordum,I would find myself saying things like,
Doğrusu, sıklıkla, insanlar para işleminin yapılmadığı şeyleri düşünmüyorlar bile.In fact, often times, people don't even consider things that aren't being transacted money.
Arabadaki 'şeyleri' ölçmek için birçok sensörümüz var.We have a lot of sensors on the car to measure things.
Bu kadarıyla bir şeyler yapabilmeniz gerekir.You need to be able to do something with it.
Kalp atış hızı gibi küçük şeylerdeki değişimleri görebiliriz.We can see small changes in things like the heart rate moving.
Biz yarışın farklı şeyler yapmak için olduğunu düşünüyoruz.We think that the race is on to do something differently.
Haiti'deki trajik deprem gibi şeylerden endişe duyarız.like war, terrorism, the tragic earthquake that just occurred in Haiti.
Bu yalnızca eğlenmek için yaptığımız şeylerden biri. Bakalım ileride neler olacakBut it's just the kind of thing that we just try out for fun and see where it goes.
Ancak bilimde, bazen dâhiler bile bir şeyleri yanlış anlayabilir.But, in science, even geniuses sometimes get things wrong.
Ve birçok altyapı şeyleri var ve genel insan kaynakları orada.And there's a lot of infrastructure things, and general human resources are there.
Böyle bir durumda insanlar elle tutulur şeyler biriktirmek isteyeceklerdir.And so what happens in the scenario like this is people want to hoard hard assets.
- Bu size bir şeyler çağrıştırıyor, olmalı.Now, this should start ringing bells in your head.
Hepsi, duymak istediğin şeyleri söylerler.That they all say things you want to hear
Darwin zamanında bir şeyler söylemişti... ve bence onlar doğru.Darwin was a person and he said some things, and I think they are very true.
- Eğer internet olmasaydı da buna benzer şeyler olabilirdi.Even if the Internet wasn't around, something like this would happen.
Ama seni canavara dönüştürecek şeyler yapma!Don't do something that's gonna mutilate yourself.
Ve başarı ile ilgili ilginç şeylerden biri ne anlama geldiğini bildiğimizi sanmamız.And one of the interesting things about success is that we think we know what it means.
Ulaşım, enerji ve şeyler hakkında böyle yazdı.I wrote about transport and energy and things like that.
Gerçekten çok endişe verici şeyler hakkında yazıyorum.I'm writing about things which are really quite alarming.
Doğru olan bu, ama olur böyle şeyler söylemiyorum.I'm not saying it's the right thing, but that is what happens.
Eğitimin tek amacı, insanlara bir şeyler öğretmek.The whole point of education is to get people to learn.
Ama çok kısa süre sonra şu küçük mavi şeyler sağ tarafa doğru kaymaya başladılar.But after a very short while, you can see these blue things on the right there begin to take over.
Yapılması gereken basit şeyler var...And there are simple things
İnsanlara kendi sevgimi göstermek için onlar için bir şeyler yapardım.I would make things for people as a way of, you know, giving, showing them my love.
Bu aslında çok farklı şeylerle ilgilenmemden kaynaklanıyordu.And this really came about from having many different kinds of interests.
Nesneleri anlamayı seviyorum, ama yaptığım şeylerden sonuçta ortaya çıkanlar aslında tamamen muğlak.I love to figure things out, but the end result of what I'm doing is really completely ambiguous.
Çünkü, aynı şeylerin dinler için de geçerli olduğunu söylemek istiyorum.Because I want to say that much the same thing is true of religions.
Burada evrensel bir şeyler var.Something universal is going on.
Dondurma... önemsiz ne varsa! Önemsiz şeylerde tercih çok.Icecreams.. all the things that don't matter!The unimportant things, a lot of choices.
O kadar çok kanun var ki, kamu içinde söyleyebileceğin şeyler bile kısıtlı.There are so many laws that even your words are limited in public
Dünyanın başka yerlerinde iletişim kurma yeteneğin kısıtlı. Sosyal sınıflar ve bunlar gibi şeyler.This limit your ability to communicate in other parts of the world social classes, etc
Telefon taşıyan insanlara aynı şeyleri takmak işi cidden abartmak olur.It's hardly a stretch to imagine putting the same thing on a phone carried by a person.
Kişisel olarak yapmayacağımız şeyleri hayvanlara yapmaları için insanlara para veriyoruz.And we pay people to do things to animals that none of us would engage in personally.
Çevremdeki maddi şeylerden sıyrıldığımda görüyorum ki, ben de bir hayvanım.And when I strip away all the material belongings around me, I see that I too, am an animal.
Bundan kastım, kimliğinize katabileceğiniz yeni değerler için bir şeyler yapmak.By "get identity capital," I mean do something that adds value to who you are.
Kendinizi bilmediğiniz şeylerle ya da yapmadığınız şeylerle tanımlamayın.Don't be defined by what you didn't know or didn't do.
İşleri zorlaştırmak için aslında çok farklı şeylerler. .And to make things confusing, they're actually very different things.
İşte bu bazı şeyleri daha basit veya daha zor yapacak birşey olacaktır. .So that's something that might make things simpler, or more difficult.
Küçük Nell ve Cordelia'nın ölümü ve tüm o tarz şeyler artık yaşanmıyor.The death of Little Nell and Cordelia and all that sort of stuff just doesn't happen anymore.
Bu bütün bir evren demektir bilinen ve bilinmeyen şeyler,That means the whole universe, known things and unknown things.
Eğer sahip olduğum bir sanat varsa, o da beni çok korkutan şeyleri tahlil etmektir.If I have an art, it's deconstructing things that really scare the living hell out of me.
Ve yavaş yavaş farkettim ki tercümeler sırasında bazı şeyler kaybolmuştu.And so it came to me in waves. There had been something lost in translation.
Bazen size yapmamanız gereken şeyleri gösterir.Sometimes it shows you what you shouldn't do.
Kültürümüzden bir şeyler yitirmiş olabiliriz diye düşünüyorum.I think we may have lost something in our culture.
İnsanların geliştirdiğiniz verilerle ilgili olarak böyle şeyler yapmalarını nasıl engelliyorsunuz?How do you prevent people from taking that sort of action on the data that you're developing?
Oyunla ilgili kanser veya kalp rahatsızlığıyla ilgili duyduklarımız gibi şeyler duymuyoruz.I mean you don't hear about anything that's like cancer or heart disease associated with play.
"Ama bu şeyler pazarda satılmaz" dedi.He said, "But these things are not available in the market."
Oyuncaklar şekerler, giysiler, bisiklet, ve bunun gibi şeyler.You ask for toys, sweets, clothes, a bicycle, and things like that.
Bunlara sahip olursun fakat bu şeyler hayatını daha fazla mutlu yapmaz.You get them, but these are not the real things which are going to make your life blissful.
Bu şeyleri kimler yapıyordu?Who's making these things?
"Tamam. Ay'ı sevmeyi öğreneceksin" gibi şeyler diyorum."Okay, you're going to learn to love the moon.
Bence bu harika. Ama bu tip şeyleri biz kendimiz yapmalıyız.Well, I think it's cool, but we should be doing that stuff ourselves.
Eskiden ütopik bir toplum ya da mükemmel bir dünya gibi şeyler tasarlamak isterdim.I used to want to design a utopian society or a perfect world or something like that.