Ana içeriğe geç
Sözlük

şeyler ile cümle

şeyler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Fantastik şeylere bayılır.She loves magical things.
Çünkü o, öğrendiği şeyleri sürekli tekrar ederdi.Then putting into practice what she had learned.
Bu paraları oyundaki mağazadan bir şeyler almak için kullanabilirsiniz.And players can use it to buy items in the shop.
Bana bir şeyler söyleyecek oldu, söyleyemedi.He dies saying he had something to tell her, but he cannot remember what it is.
Ve farkedeceğiniz şeylerden birisi alışık olmadık bir çevre olduğu.And one of the things that you realize is it's an unusual environment.
Ve hatırlıyorum söylediğin o çılgınca şeyleriAnd I remember, all those crazy things you said
Yaptığımız tüm o çılgınca şeylerAll those crazy things we did
Söylediğin tüm o çılgınca şeylerAll those crazy things you said
Yaptığımız tüm o çılgınça şeylerAll those crazy things we did
Biz insanız, karmaşık şeyleri seviyoruz.We're human beings: we love complex things.
Yani bu tarz şeyleri seviyoruz.So we love this kind of stuff.
Siz arkadaşlar burada Silikon Vadisi'nde sermaye seçenekleri gibi şeyleriniz var.You guys have things here in Silicon Valley like stock options.
Tüm kariyerimi karmaşık şeyler yaparak geçirdim.I spent my entire early career making complex stuff.
Japonya'da bunun gibi gerçekten karmaşık şeyleri yapacak müşterilerim var.I had clients in Japan to make really complex stuff like this.
Zaman-grafik boyutunda şeyler kurdum.I built things in a time-graphics dimension.
Bu tür şeyler bu şeylerin ne olduğunu anlamak için yaptığım bir takım şeyler.Stuff like this are things I made, just to sort of understand what these things are.
Şeyleri görmeyi seviyorum.I like to see things.
Ne yazık ki, böyle şeyler her zaman oluyor.Unfortunately, it happens all the time.
Onun ihtiyaç duyduğu şeyler de zaten bunlardı.And to her, that spoke of a kind of attentiveness that she needed.
Ve sonra ertesi gün, gelip aynı şeyleri yapardım.And then the next day, I would come, and I would do it again.
Gerçekten önemli bazı şeyleri yapmakta da fazlasıyla iyi olmak zorunda kalacaklar.They're going to have to be far bettter at doing some really important things.
İnternete göz atmak gibi şeyler.Well, things like browsing the web.
Yapmak istediğim sizinle alakalı en klas bazı şeyleri paylaşmak.What I want to do is share some of the coolest things that are going on with you.
Aniden büyük şeyler sevgi için yapılabilir." dedi.Suddenly big things can be done for love."
Şimdi, sevgi için tüm bu büyük şeyler -deneyler— kalkmayacaklar.Now, all of these big things for love -- experiments -- aren't going to take off.
Her hikaye bir şeyler satmak zorunda değildir.Every story does not have to sell something.
Bazı şeyleri de vermek gerekir.There's also a time to give.
Gazeteci olarak öğrendiğim şeylerden biri de öfkemi nasıl kontrol edeceğimi öğrenmekti.One of the things I had to learn as a journalist was what to do with my anger.
İnsanlığın sunabileceği en iyi şeylerin hepsine örnekti.It exemplified the best that humanity has to offer.
Bunlar kullandığınız platformdan bağımsız şeylerdir.And it doesn't really matter what platform you're on.
Mesela, geçen kış uçurtma sörfüne başladım, böyle yeni şeyler.For example, last winter I began with kite surfing. So, new things.
Böyle şeyleri denerken bir sürü insan öldü.People have died trying to do this kind of thing.
Eğer bir şeyler çıktıysa, tebrikler!If something comes up then congrats!
Eğer seni ilgilendiren şeylere karışırsan anla ki bu bir işarettirAnd, you are welcome. The job is big. So many things to do.
Neden bu şeyler böylesine -Why these things are so -
İçimde fakirliği zenginliğe, sıkıntıyı refaha dönüştürecek şeyler var.Sir Thomas Brown wrote in 1642, "I am the happiest man alive.
Bu insanlardan öğrenmemiz gerek bir şeyler var, o da mutluluğun sırrı. Sonunda ifşa ediliyor.Here it is, finally to be revealed.
Gerçekten de safrakesesi ameliyatı ile Paris gezisi aynı şeyler mi?Is it really the case that gall bladder surgery and a trip to Paris are just the same thing?
Bunlar aynı şeyler olamaz.They can't be exactly the same.
Ya da: evet, bazı şeyler diğerlerinden iyidir.In other words: yes, some things are better than others.
Bütün bu olanlar sırasında, sarı şeylerin burada durmaya devam ettiğini görebilirsiniz.It wasn't helping transactions happen. It wasn't doing anything.
Bu yüzden uygulamalı şeyleri yapmayı öğrenmeye çalışıyorum.So I've been trying to learn to do things that are hands-on.
Ve şimdi öğrenmem gereken şeyler bunlar.And what I need now is to learn to be like that.
Ama ben ikna olmuş durumdayım çünkü caddelerde yürüyorsunuz ve değişik şeyler görüyorsunuz.But I'm convinced that it's because you're walking around the streets and seeing things.
Bu da bana bir takım şeyleri görmek için gözlem yapmam gerektiğini hatırlattı.And it reminded me that -- to keep in the present, to look out for these kinds of things.
Ama bu aynı zamanda aklımda motif ve tekrarların gücü konusunda aklımda bir şeyler uyandırdı.But it also reminded me of the power of pattern and repetition to make an effect in our mind.
Görmek en iyi yaptığımız şeylerden bir tanesi.Vision is one of the best things we do.
Biz öldükten sonra olacak şeyler hakkında neden endişelenelim ki?How could we care about something less than about something that happens after we die?
Ve kimsenin kullanmayı beceremediği bu şeyleri yapıyoruz.We build steps.
Ailelerimiz bize bir şeylerin çaresine nasıl bakılır öğretmedi ki.Our parents never taught us how to come up with things.
- Sanırım sizin için bir şeyler yapabilirim.-I think there is something I could do for you.
Umarım bir şeyler çıkar.Hope something comes out of it.
Ama bizim için bir şeyler yapabilirsin.But there is something you could do for us.
- Bir şeyler yer misin?Want to eat something? No.
Bir şeyler içeriz.We'll have a drink.
Kusura bakma, ama senin içini kemiren şeylerle uğraşamam.Sorry, but I can't listen to what's bothering you.
Bir şeyler bulacağız.I'll sort it out.
Bugün Başkan'ın söyleyeceği bazı şeyler hemen yürürlüğe girecek, bazılarıysa zaman alacak.Some of what you will hear from the president will happen immediately. Some will take some time.
Ve evet, Colin, biz bir şeyler yapacağız.Colin, we will. Colin, I promise you, we will.
Geldim çünkü sana söylemem gereken şeyler var.I came because I have something to tell you.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod