Çoğu zaman televizyon izlerken bir şeyler atıştırır.He often munches on snacks while watching TV.
Güvenlik kameralarına mutlaka bir şeyler takılmıştır.Surely, the security cameras must've picked something up.
Güzel şeyler oluyor.Things are looking bright.
Ona bir şeyler yapmaya başladık.We started to make some things for him.
Kendi kontrolünüz dışındaki şeyler için endişe etmeyin.Don't worry about things that are outside your control.
Sana hiç yalan söylemedim ve senden bir şeyler saklamaktan da hoşlanmıyorum.I've never lied to you, and I don't like to hold things back from you.
Hafta sonu bir şeyler yapalım.Let's do something this weekend.
Artık güzel şeylerden bahsedelim.Let's talk about pleasant things from now on.
Ölmeden önce yapmak istediği şeylerin bir listesini yaptı.He made a list of things he wanted to do before he died.
Alması gereken şeylerin bir listesini yaptı.He made a list of things he needed to buy.
Burada akla yatmayan bir şeyler var.There's something here that doesn't add up.
Bazı şeyleri konuşmamak en iyisidir.Sometimes things are best left unsaid.
Bazı şeylerin söylenmeden kalması en iyisidir.Sometimes things are best left unsaid.
Bir şeyler olacak.Something is going to happen.
Almak istediğin şeylerin listesini yaptın mı?Did you make a list of the things that you want to buy?
Tom bir şeyleri yanlış yapıyordu.Tom was doing something wrong.
İnsanlar yeni bir şeyler istiyor.People want something fresh.
Bir filmi harika yapan şeyler nelerdir?What makes a movie great?
Şimdi bir şeyler yapmam gerekiyor.I need to do something now.
Yiyecek bir şeyler satın alacağım.I'll buy something to eat.
Yiyecek bir şeyler arıyordum.I was looking for something to eat.
Bu tarz şeyler nadiren oluyor.This type of thing seldom happens.
Bir şeylerin yolunda gitmediğini hemen anlamıştım.I immediately knew something was wrong.
Burada her an bir şeyler olabilecekmiş düşüncesiyle yaşıyorsun.You live here with a constant perception that something may happen at any time.
Tatlı krizine girdim. Bir şeylerle gidermezsem yerine seni yiyebilirim.I'm craving dessert. If I don't fulfill it with something, I may eat you instead.
Haftada kaç kez çocuklarınla bir şeyler yaparsın?How many times week do you do things with your children?
Benimle ilgili bilmek istediğiniz başka şeyler var mı?Is there anything else you need to know about me?
Kazananlar suçluluk hissetmeden sıkça ve hızla bir şeyleri bırakmayı bilir.Winners quit fast, quit often, and quit without guilt.
Suçluluk duygusuna kapılmadan sık sık ve hızla bir şeylerden vazgeçmesini bilen kazanır.Winners quit fast, quit often, and quit without guilt.
Tom ne tür şeylerden hoşlanıyor?What kind of things does Tom like?
Yiyecek bir şeyler bulmam lazım.I need to find something to eat.
Alakasız şeylere çok fazla dikkatini veriyor.She pays too much attention to irrelevant things.
Yanni'nin başına çok kötü şeyler geldi.A lot of terrible things happened to Yanni.
Bu tarz şeyler yaparak çokça vakit harcarım.I spend a lot of time doing things like this.
İşte biraz para. Bunu yararlı şeylere harcamaya çalış.Here's some money. Try to spend it on something useful.
Tom bu tarz şeyler yaparak çokça vakit geçirir.Tom spends a lot of time doing stuff like that.
Aptalca şeyler yaparak çok fazla zaman geçiriyorum.I spend too much time doing stupid things.
Size söylemem gereken bir şeyler var.I have something that I need to tell you.
Çöpe attıklarım artık işe yaramayacak şeyler.The things that I put in the trash can aren't useful anymore.
Astımınızı tetikleyen şeyler neler?What triggers your asthma attacks?
Neden bir şeyler yapmaya çalışmıyoruz?Why don't we try to do something?
Çok geçmeden bir şeylerin değiştiğini anladım.I soon realized that something had changed.
Maalesef görmemem gereken şeyler gördüm.Unfortunately I saw things I should not see again.
Kızlar böyle şeyleri fark eder.Girls notice things like that.
Saçma şeylere zaman harcamayı kes.Stop spending time on stupid things.
Kötü bir şeyler olacak, hissediyorum.Something bad's going to happen. I can feel it.
Aldığım şeylerin neredeyse hepsi sıfır şekerli.Almost everything I buy is sugar-free.
Aldığım şeylerin hemen hepsi şekersiz.Almost everything I buy is sugar-free.
İçecek soğuk bir şeyler alabilir miyim?Could I get something cold to drink?
Nedenini bilmiyorum ama bir şeyler olacak mış gibi hissediyorumI don't know why, but I feel like something is going to happen.
Avustralya hakkında harika şeyler duydum.I've heard great things about Australia.
Artık bu şeylere ihtiyacım yok.I don't need these things anymore.
Bundan sonra bu şeylere ihtiyacım yok.I don't need these things anymore.
Öğrenmek istediğim bir şeyler var.There's something I'd like to learn.
Birçok insan bu tarz şeyleri umursamaz.Most people don't care about that kind of stuff.
Onlar Robert'ın normalde yaptığı şeylerdi.Those were the things Robert normally did.
Robert bir şeylerin yanlış olduğunu hemen fark etti.Robert immediately noticed that something was wrong.
Tom sık sık aptalca şeyler hakkında endişelenir.Tom often worries about stupid things.
Tom genellikle aptalca şeylerden endişe eder.Tom often worries about stupid things.
Robert'ın başarılı olma kararlılığı onu büyük şeyler başarmaya yöneltti.Robert's determination to succeed has led him to accomplish great things.