Yeni şeyler denemekten korkmayın.Don't be afraid to try new things.
İnsanlar bir bütün olarak öyle şeyler yapmaz.People as a whole don't do things like that.
İnsan oğlu bir şeyler yaratmak için yaratıldılar.Human beings are created to create things.
Sabırlı ve ısrarcı ol. Bu şeyler zaman alır.Be patient and persistent. These things take time.
Öğretmenim benim için iyi şeyler söyledi.My teacher put in a good word for me.
Büyükbabam bize eski şeylerden bahseder.My grandfather tells us about old things.
Onların arkasından başkaları hakkında kötü şeyler söyleme!Don't say bad things about others behind their backs.
Diğerleri hakkında kötü şeyler söyleme.Don't say bad things about others.
Lütfen değerli şeyleri burada bırakmayın.Please don't leave valuable things here.
Bir adam elini sallayarak bir şeyler bağırdı.A man shouted something, waving his hand.
Bir erkeğin karısından bir şeyler gizlemesi yanlıştır.It is wrong for a man to conceal things from his wife.
Yaşlı insanlar sık sık yeni şeyleri denemekten korkarlar.Older people are often afraid of trying new things.
Ona böyle şeyler söylemekle vicdansızlık etti.It was cruel of him to say such things to her.
O böyle şeyler söyleyebilir.He can say such things.
Ona böylesine kaba şeyler söylememelisin.You shouldn't say such rude things to him.
Eski püskü bazı şeylerle karıştırdı.He is mixed up with something shabby.
O her zaman küçük şeyler hakkında kendini rahatsız eder.He always troubles himself about minor things.
O her zaman şeyleri unutur.He is always forgetting things.
Erkek kardeşi ile önemsiz şeyler hakkında sık sık tartışır.He often quarrels with his brother about trifles.
O, tatlı şeyleri sevmiyor.He doesn't care for sweet things.
O, şeyleri asla ödünç almaz ya da vermez.He never borrows nor lends things.
O, şimdi odasındaki şeyleri düzenliyor.He is now setting things in order in his room.
O bana yaşımı, adımı, adresimi ve benzeri şeyleri sordu.He asked me my age, my name, my address, and so forth.
O benim evimdeki tüm güzel şeylere baktı.He looked at all the beautiful things in my house.
Başkaları hakkında her zaman kötü şeyler söylüyor.He is always saying bad things about others.
O cesur şeyler söylüyor.He says daring things.
O, tasarruflarını yararlı şeylere yatırdı.He put her savings to good use.
Şikâyet edecekleri bir şeyleri yok.They have nothing to complain about.
Önemsiz şeyler üzerinde birbirleriyle ağız dalaşına girdiler.They fell out with each other over trifles.
Skandalla ilgili yapacak bir şeyleri var.They have something to do with the scandal.
Elma, portakal, yumurta gibi şeyler satıyorlar.They sell apples, oranges, eggs, and so on.
Kurbanlara yardım etmek için bir şeyler yapmamızı istediler.They called on us to do something to help the victims.
Onlar gereksiz şeyleri attılar.They discarded unnecessary things.
Yaşamak için çok az şeyleri var.They have very little to live on.
Çantasında çeşitli şeyler var.There are a variety of articles in her purse.
Onu hakkında bir şeyler biliyor olamaz.She can't have known about it.
Böyle şeyler yapmaz.She does not do things like that.
Herkes tarafından hakkında iyi şeyler söylenir.She is well spoken of by everybody.
O, benim için hoşlandığım şeyleri pişiriyor.She cooks things for me that I like.
Yeni şeyler öğrenmeye meraklıdır.She is curious to learn new things.
Onun kulağına bir şeyler fısıldadı.She whispered something into his ear.
Babam genellikle bana şeyleri temiz tutmamı söyler.Father often tells me to keep things clean.
Babam her zaman bir şeyler unutuyor.My father is always forgetting things.
Şeyleri olduğu gibi gör.See things as they are.
Şeyleri olduğu gibi kabul al.Take things as they are.
Şeylerin üzerinde çok dikkatlice düşünmeyi seven tipim.I'm the type who likes to think things over very carefully.
Kendiniz için bir şeyler yapmaya çalışın.Try to do things for yourself.
Çok fazla hoşlandığın hoşlanmadığın şeyler var.You have too many likes and dislikes.
Sözler tutulması gereken şeylerdir.Promises are things that must be kept.
Bazı oldukça aşırı şeyler yaptığını duyuyorum.I hear you've done some pretty extreme stuff.
Fakat diğer şeylerin de göz önünde bulundurulması gerekirdi.But other things would need to be taken into account as well.
Ben lise mezunuyum yani ben lise problemlerini ve bu gibi şeyleri cevaplayabilirim.I'm a high school graduate so I am that much able to answer high school problems and such.
Tatoeba'ya yüzlerce cümle yazmak isterdim ama yapmam gereken şeyler var.I would love to write hundreds of sentences on Tatoeba, but I've got things to do.
Açım, bu yüzden yiyecek bir şeyler alacağım.I'm hungry, so I'm going to get something to eat.
O bana geldi ve hiç anlamadığım bir şeyler söyledi.She came to me and said something that I didn't understand at all.
Farklı insanlar farklı şeyler inanır, ama sadece bir gerçek var.Different people believe in different things, but there is only one truth.
Bu, onun her zaman söylediği şeylerden biridir.This is one of the things he always says.
Bir şeyler ye lütfen.Please eat something.
Gözünüzle gördüğünüz şeylerin doğru olması şart değil.Things that you see with your eyes are not necessarily true.
Kuşkulu şeyler yaptım.I've done questionable things.