şeyin ile cümle

şeyin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bir şeyin yasal olması, onun etik olduğu anlamına gelmez.Just because something is legal, it doesn't mean that it's ethical.
Bana başka söyleyecek bir şeyiniz var mı?Do you have anything else to say to me?
Söyleyecek güzel bir şeyin yoksa bir şey söyleme.If you don't have anything nice to say, don't say anything.
Söyleyecek güzel bir şeyin yoksa ağzını kapalı tut.If you don't have anything nice to say, keep your mouth shut.
Bir şeyin yanlış olduğuna dair bir fikrin var mı?Did you have any idea that something was wrong?
Korkacak bir şeyin olmadığını bilmeni istiyorum.I want you to know you've got nothing to be afraid of.
Endişelenecek bir şeyin olmadığını bilmeni istiyorum.I want you to know you have nothing to worry about.
Her şeyin doğru olmasını istiyorum.I want everything to be just right.
Bir seçenekle ilgili çok şeyin olduğundan emin değilim.I'm not sure you have much of a choice.
Tom'un ailesi her şeyini kaybetti.Tom's family lost everything.
Bu tür bir şeyin olduğunu görmek istemiyorum.I don't like to see this kind of thing happening.
Tom'un gerçekten yapmak istediği şeyin bu olduğundan gerçekten emin değilim.I'm not sure that's what Tom really wanted to do.
Olduğunu düşündüğün şeyin bu olduğunu sanmıyorum.I don't think this is what you think it is.
İstediğin şeyin otuz dolardan daha fazlasına mal olmayacağından oldukça emin değilim.I'm pretty sure that what you want won't cost more than thirty dollars.
Hakkında düşünecek çok şeyiniz olduğuna eminim.I'm sure you have a lot to think about.
Az önce gördüğümüz şeyin bir maymun olduğundan emin misin?Are you sure what we just saw was a monkey?
Az önce gördüğümüz şeyin bir maymun olmadığından emin misin?Are you sure what we just saw wasn't a monkey?
Bir şeyin ters gittiğine dair hiçbir işaret yoktu.There was no indication that anything was wrong.
Aniden hayatımdaki her şeyin bir tesadüf olmadığını fark ettim.I suddenly realized that everything in my life was not an accident.
Bugün senin için her şeyin iyi gideceğini umuyorum.I'll keep my fingers crossed that everything will go well for you today.
Tom'un sinirini bozan şeyin ne olduğunu biliyorum.I know what got Tom rattled.
Her şeyin bedeli var.Everything has its price.
Artık korkacak bir şeyin yok.You have nothing to fear anymore.
Artık korkacak bir şeyiniz yok.You have nothing to fear anymore.
Korkacak bir şeyin yok, korkunun kendisi hariç.You have nothing to fear but fear itself.
Bana bir şeyin olduğunu söyle.Tell me you've got something.
Bazı insanlara her şeyin söylenmesi gerek.Some people have to be told everything.
Sonunda her şeyin altında gibi olduğunu hissediyorum.I finally feel like everything's under control.
Her şeyin plana göre gittiğini gördüğüme memnun oldum.I'm glad to see everything's going according to plan.
Bir şeyin yanlış gitmesi durumunda lütfen benim çocuklarıma bak.In case something goes wrong, please take care of my children.
Ben her şeyin olduğu yere geri konulmasını istiyorum.I want everything put back where it was.
Bu şeyin nasıl çalıştığını bilmiyorum.I don't know how this stuff works.
O adam hakkında bir şeyin doğru olmadığını biliyordum.I knew something wasn't right about that guy.
Yaptığın şeyin farkında mısın?Do you realize what you're doing?
Söyleyecek çok şeyin yok, değil mi?You don't have a lot to say, do you?
Tom bir şeyin yanlış olabileceğini hâlâ fark etmiyor.Tom still doesn't realize anything might be wrong.
Yaşamak için çok şeyin var.You've got a lot to live for.
İlave edecek bir şeyin var mı?Do you have something to add?
Tom'a karşı bir şeyin var mı?Do you have anything against Tom?
Çok şeyin yok, değil mi?You don't have much, do you?
Bu sabah çok erkencisin. Yapacak bir şeyin mi var?You're up very early this morning. Do you have something to do?
Sivrisinek ısırıklarım kaşınıyor. Onlara sürebileceğim bir şeyin var mı?My mosquito bites are itching. Do you have anything I can put on them?
Hiçbir şeyin benden iyi değil.You aren't any better than me.
Tom yaptığı şeyin yanlış olduğunu kabul etmeyi reddetti.Tom refused to admit that what he'd done was wrong.
Yaptığım şeyin zaman harcamaya değer olduğunu düşünüyorum.I think what I'm doing is worthwhile.
Hiçbir şeyin boşa harcanmadığından emin olalım.Let's make sure nothing is wasted.
Yaptığım şeyin gerçekten aptalca olduğunu biliyorum.I know that what I did was really stupid.
Tom'un yaptığı şeyin aptalca olduğunu düşünüyordum.I thought what Tom did was stupid.
Bir şeyin ortasında mısın?Are you in the middle of something?
Hâlâ söyleyecek bir şeyin var mı?Do you still have something to say?
Söylemek istediğin şeyin o olduğuna inanmıyorum.I don't believe that's what you meant to say.
Tom'un Mary'ye vereceği şeyin o olduğunu gerçekten düşündün mü?Did you really think that was what Tom was going to give Mary?
Lütfen Tom'un bize söylediği bir şeyin bir yalan olabileceğini hatırla.Please remember that anything Tom told us could be a lie.
Tom her şeyin iyi olduğunu söyledi.Tom said that everything was fine.
Tom'un yapmanı istediği şeyin bu olduğunu gerçekten düşünüyor musun?Do you really think that was what Tom wanted you to do?
Yapmam gereken şeyin bu olmadığını biliyorum.I know that wasn't what I was supposed to do.
Sudan başka içecek bir şeyin olmayacak.You will have nothing to drink but water.
Onlara her şeyin iyi olduğunu söyle.Tell them everything is fine.
Ona her şeyin iyi olduğunu söyle.Tell him everything is fine.
Onu iki şeyin mahcup ettiğini söyledi.She said two things made her ashamed.
İlgili Sayfalar