şeyin ile cümle

şeyin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Dan Linda ile ilgili bir şeyin yanlış olduğuna ikna oldu.Dan was convinced that something was wrong with Linda.
Dan Linda'ya her şeyin mükemmel olacağını söyledi.Dan told Linda that everything would be perfect.
Böyle bir şeyin olacağından korkuyordum.I was afraid something like this would happen.
Giyecek bir şeyin olmadığını nasıl söylersin? Dolabın giysi dolu.How can you say that you have nothing to wear? Your closet is full of clothes.
Bize söylemek istediğin bir şeyin var mı?Do you have anything to say to us?
Bu şeyin nesi var?What's the matter with this thing?
Peki söyleyecek bir şeyin yok mu?Well, don't you have anything to say?
Her şeyin yolunda olduğundan emin misin?Are you sure everything's all right?
Tom Mary'ye her şeyin mükemmel olacağını söyledi.Tom told Mary that everything would be perfect.
Tom'u bu kadar sinirlendiren şeyin ne olduğunu biliyorum.I know what's making Tom so nervous.
Tom, Mary'yle bir şeyin yanlış olduğuna inanıyor.Tom is convinced that something is wrong with Mary.
Bu şeyin ne olduğunu biliyor musun?Do you know what this stuff is?
Burada bir şeyin ortasında olduğumu göremiyor musun?Can't you see I'm in the middle of something here?
Burada bir şeyin büyüyeceği şüpheli.It's doubtful that anything will grow here.
Bu tür şeyin olmasını beklemek olağan dışı değil.It's not unusual for this kind of thing to happen.
Yapmak istediğin şeyin bu olduğuna emin misin?Are you sure this is what you want to do?
Yapmak için doğru şeyin ne olduğunu düşünüyorsunuz?What do you think is the right thing to do?
O şeyin ne yapması gerekiyor?What's that thing supposed to do?
Tom'un yaptığı şeyin bu olduğuna emin misin?Are you sure that's what Tom was doing?
Biraz daha ucuz bir şeyin var mı?Do you have anything a little cheaper?
İlave edecek başka bir şeyin var mı?Do you have anything else to add?
Yapacak bir şeyin yoksa neden bir kitap okumuyorsun?If you have nothing to do, why not read a book?
Tom'a her şeyin iyi olacağını söyledim.I told Tom that everything was going to be OK.
Ben bir şeyin yanlış olduğunu biliyordum.I knew that something was wrong.
Tom her şeyini verdi, ama yetmedi.Tom gave his all, but it wasn't enough.
Bir şeyin değerini onu kaybedinceye kadar asla fark etmezsin.You never realize the value of something till you lose it.
"A" bütün harflerin birincisidir-- Allah dünyada her şeyin birincisidir."A" is the first of all letters -- God is the first of everything in the world.
Bir şeyin yanlış olduğunu hissedebiliyorum.I can feel that something is wrong.
İçine dolduracak bir şeyin yoksa, bir bardağın ne faydası var?What use is a glass, if you don't have anything to pour into it?
Tuhaf bir şeyin üzerine adım attım.I stepped on something weird.
Tom her şeyin nasıl gittiğini sormak için aradı.Tom called to ask how everything was going.
Tom aradı ve her şeyin nasıl gittiğini sordu.Tom called and asked how everything was going.
Her şeyin canı cehenneme.Fuck everything.
Gerçekten bir şeyin değişeceğini düşünüyor musun?Do you really think anything will change?
Buzdolabında yiyebileceğim bir şeyin var mı?Do you have anything in the refrigerator that I can eat?
Onlar bir şeyin olmak üzere olduğundan şüphelendi.They suspected something was about to happen.
Biz sadece bir şeyin olmasını bekliyoruz.We're just waiting for something to happen.
Bir şeyin olmasını bekliyorum.I'm waiting for something to happen.
Pis bir şeyin kokusunu alıyorum.I smell something foul.
Bir şeyin oldukça doğru olmadığını düşünüyorum.I think that something isn't quite right.
O, hızla o arabada bir şeyin yanlış olduğunu fark etti.She quickly realized there was something wrong with that car.
Hiçbir şeyin faydası olmayacak.Nothing will help.
Bu şeyin gerçekten işe yarayacağını varsayarsak, zengin olacağız.Assuming this thing actually works, we'll be rich.
O her şeyin başlangıcıydı.That was the beginning of everything.
Tom yaptığı şeyin yanlış olduğunu bilmediğini iddia ediyor.Tom claims he didn't know what he was doing was wrong.
Eğer dikkatli değilse Tom her şeyini kaybedebilir.Tom could lose everything if he's not careful.
Hiçbir şeyin değişeceğini sanmıyorum.I don't think anything will change.
Her şeyin değişmesi gerekiyordu.Everything was supposed to change.
Herhangi bir şeyin bozuk olduğunu sanmıyorum.I don't think anything's broken.
Birkaç şeyin değişmesi gerekir.Several things need to change.
Bende senin bir şeyin var. Onu geri almak için neden buraya gelmiyorsun?I've got something of yours. Why don't you come here to get it back?
Tuhaf bir şeyin kokusunu alıyor musun?Do you smell something funny?
Olağan dışı bir şeyin kokusunu alıyor musun?Do you smell something unusual?
Söyleyecek bir şeyin varsa, sadece söyle.If you have something to say, just say it.
Sanırım her şeyin bir nedeni var.I think everything happens for a reason.
Her şeyin izahı olmaz.Not everything can be explained.
Canını bu kadar sıkan şeyin ne olduğunu neden söylemiyorsun?Why don't you tell me what's really bothering you?
Bu şeyin güvenli olduğundan emin misin?Are you sure this thing is safe?
Her şeyin zamanı var.Everything has got its time.
Bir şeyin şüpheli olduğunu düşünmedim.I didn't think anything was suspicious.
İlgili Sayfalar