şeyin ile cümle

şeyin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Gece yarısı, günlüğü ile her şeyini paylaşır.老稚午夜詣此間,同相約,授是篇。
Tümleme, bir şeyin eksiğini tamamlayarak onu bir bütün haline getirmek için kullanılır.为消除误会, 她每样事都抢着做。
Her şeyin teorisi ile her fiziksel konuyu bir teoride birleştirmeye çalışan teoriler: M teorisi gibi.嘗試將所有目標畢其功於一役,例如M理論。
Her şeyini kaybetmiş giderek paranoyak ve saplantılı bir hale gelmiştir.所有理性之下,都存在疯癫和流动。
Ritim prensibine göre var olan her şeyin ölçülebilir bir hareketi vardır.每具引導儀均配有一具測距儀。
Gök/Kök aynı zamanda bir şeyin kökeni, kökü (çıkış noktası) demektir.橋就和天空一樣高,從一處岩石駕往另一處岩石。
Ama birçok şeyin kaçakçılığı daha yapılıyordu.当时让任雁无奈的事还有很多。
Bir şeyin varlığı kendisine ait bir isimle doğar.一座當地的房子以他命名。
Romalılar aynı zamanda herkesin, her yerin veya her şeyin ebedî bir ruhu olduğuna inanırlardı.戈族為泛靈論者,相信萬物皆有靈魂或神,影響生活中的各個層面。
Her şeyin yaratılış kaynağı nedir?만물은 무엇으로부터 창조되었는가?
Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.하나님은 자기의 의지에 따라서 모든 일을 하신다.
Onu, her şeyin Halikını, kâinat dualar* ile yücelesin!"각각의 수호성좌를 칭호로 하여, ㅇㅇㅇ(수호성좌)의 △ △△(인물명)으로 부른다.
Gördüğümüz ve hissettiğimiz her şeyin yaratıcısı O'dur.그분은 만물을 창조하신 분이며 우리는 그분을 위해서 있습니다.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.그러나 그가 무엇이 불가능하리라고 한다면 틀릴 가능성이 높다.
İkincisi, "Tüm kuğular beyazdır." gibi, bir şeyin tüm durumlarını kategorize eden ifadelerdir.반면 "모든 백조는 하얗다"는 문장은 종합 명제다.
Upanişad’lar onu; evrenin bölünemez sonsuz özü, her şeyin içinde ve herkeste var olan güç olarak tanımlarlar.신과 삶에 관하여 충분히 이해하지 못한 것이 있고, 그것을 이해하면 모든 것이 바뀔 수 있는 가능성을 탐구하기.
Bu her şeyin başlangıcı olur.그리고 이게 모든 것의 시작이지.
Destek olan şeyin birçok nesnelerde bulunduğunu varsıyıyoruz, işte bu ortak desteğe töz adını veriyoruz."(목사) 하나님이 주시는 평화, 우리 구원 위하여, 우리 함께 기도드리세.
Romalılar aynı zamanda herkesin, her yerin veya her şeyin ebedî bir ruhu olduğuna inanırlardı.로마 사람들은 모든 사람이나 장소, 사물에 신성한 혼(genius)이 있다고 믿었다.
Herakleitos'ta her şeyin göreli olduğu görüşü vardır.“오케스트라에 모든 것이 있습니다.
Bölümün sonunda her şeyin bir rüya olduğu anlaşılır.최진실 '모든게 꿈이었으면'.
Her şeyini kaybetmiştir.제군들, 모든 것을 잃었다.
Allah her şeyin doğrusunu bilir ki; çok sevindik ve memnun olduk.성삼위일체이신 하나님은 한 분이시며 우리를 하나 되게 하신다.
Kötülüğe dair her şeyin yaratıcısıdır.모든 만물을 만드신 창조주이시다.
Ve kalan her şeyin Oğul'dan yaratıldığını belirtiyordu.시호를 사(思)라 하였고, 아들 유원이 작위를 이었다.
Bu sizi hiçbir şeyin alt etmesine izin vermemekle ilintilidir."이는 너희의 죄사함을 위하여 떼어 내는 내 몸이니라.”라고 말한다.
Fakat aynı şeyin peşinde olan başka birileri daha vardır.그 외에 다음과 같은 뜻이 있다.
Bu durum, Winnie'nin 'Benim peşimde misin, Willie, yoksa başka bir şeyin mi?Moving On, 또는 Movin' On(무빙 온)은 다음을 가리키는 말이다.
Bu konuda en yaygın kanı, amellerin (yapıp-edilen her şeyin) sonucunun kendi kendine ortaya çıktığıdır.그가 가장 즐겨하던 기법은 흙으로 빚어 만드는 소조(塑造)였다.
Onlar senin her şeyine sahip..근데 넌 다 갖췄어.
Aynı zamanda sodada içemez.Her şeyini numara 5 ile paylaşır.그러나 또한 5온이 취와 다른 것도 아니다.
Bir şeyin değişmediğini görünce de ayrıldım.아무리 간(나) 봐 가 있어도지절을 바꾸지 않고 가면 구는 없다.
Aralarında kuantum dolanıklık bulunan her şeyin birbirlerine solucan delikleriyle bağlı olduğu iddia ediliyor.이들은 고유운동을 공유하고 있어 서로 중력으로 연결된 것으로 추측된다.
Kyle'nın babası: Hep para kazanmak için her şeyini satar.키라의 부모: 늘 돈때문에 고민하는 키라의 부모.
“Her şeyin ateşle arındırıldığına inanıyorlar.차라리 불에 다 태워버리겠다.”
Her şeyin kokusunu esir edebilmek.그러나 모든 냄새를 막을 수는 없다.
Duyularımız bazen bizi aldattığına göre, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını farzetmeliyim.이를테면, 우리의 감각은 때때로 우리를 속이기에, 나는 우리에게 나타나는 모든 것이 실은 존재하지 않는다고 가정하기로 하였다.
Bunun yerine, "telif hakkına sahip bir şeyin dönüştürülmesi dolandırıcılık veya hırsızlık ile eşit değildir.그는“남성운동은 명함 안주고 안받기 운동이나 수필집 살 권리를 주장하는 것과 같다”고 말했다.
Locke ise bu adanın "özel" olduğunu belirterek bu adada gerçekleşen her şeyin bir sebebi olduğunu söyler.잭은 로크에게 환청이 보인다고 하지만 로크는 이 섬이 "특별"하다며 이 모든 것들은 이유가 있어서 일어난 것이라고 한다.
Grup üyeleri ise böyle bir şeyin olmadığını defalarca vurgulamışlardır.그러나, 인류애의 많은 지지자들은 이것이 반드시 그런 것은 아니라고 말한다.
Bu ne var ve ne de yok olan şeyin yaratıcı bir güç olması gerekir. ""존재는 존재가 아닌 것이며 그리고 존재인 것이 아닌 것"이다.
Fakat gerçekten hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok muydu?그러나 어느 쪽도 사실과 다른 것은 아니었다.
Hiçkimsenin veya hiçbir şeyin yaptıklarından dolayı sorumlu tutulmasını istemedi.그러나 자신의 양심에 대항하여 행동하는 데 아무도 그에게 영향을 주지 않았다.
General Store (Genel Dükkân): Adı gibi her şeyin satıldığı yerdir.찻집(茶-)은 차를 비롯한 음료를 파는 곳이다.
Genellikle, bir şeyin resmini görürsünüz; ona inanır, ondan büyülenir ve dürüstlüğüne güvenirsiniz.전지는 당시 관념이나 관습을 표현하였으며 소박한 소재를 주제로 잡아 표현하여 민속적으로 표현한것이 대부분이다.
Corgan, her şeyin istediği gibi olmasını istiyor ve diğer üyelerle çatışıyordu.그러나 청나라가 조선에 원병을 청하자, 자신의 뜻과는 달리 명나라와 싸움을 해야 했다.
Benim için, insanın değeri her şeyin üstündedir."고로 무는 모든 것 중 가장 귀한 존재다.”
Bir yere bağlı kalmamak her şeyin özüdür."어떤 것에 의존하지 않고 저절로 태어나는 것."
Bir şeyin iyi olmasını umursamazdım.난 좋지도 고맙지도 않았다.
Pilot, yolculara her şeyin iyi gittiğini bildirir.다행히 조종사는 무사한 것으로 알려졌다.
Bölümün sonunda her şeyin bir rüya olduğu anlaşılır.בסוף התברר שהכול היה חלום.
Burası, her şeyin başladığı yerdir.המקום בו כל העלילה התחילה.
Jim hiçbir şeyin farkında değildir.נראה שג'יין אינה זוכרת דבר.
Ona utanacak hiçbir şeyinin olmadığını söyle.אין לנו במה להתבייש.
Her şeyin kaybedilmiş olduğunu görüyorum.ידעתי שהכול אבוד...
Yahudi dışında her şeyin bir ömrü var; tüm diğer güçler geçip gidici ama o kalıcı.כל הברואים חדלים פרט ליהודי, כל עוצמה כורעת רק שלו שרירה וקיימת.
Söz konusu şeyin en az on beş veya yirmi yıl eskiye ait olduğu anlamına gelmektedir.המונח בדרך כלל מתייחס לתקופה של לפחות 15 או 20 שנה קודם להווה.
Her şeyin bir nedeni vardır; her bir neden, başka bir nedenin sonucudur.על כן, כל דבר נגרם חייב להגרם על ידי משהו אחר.
Çevremizdeki her şeyin bir tini vardır diyor, bu tini dile getirerek onlara biz yakıştırsak bile."כולם כאחד כמעט יודעים כל זאת בתוך-תוכם, אבל רוגזים כאשר אנו אומרים להם זאת".
Kyle'nın babası: Hep para kazanmak için her şeyini satar.הפתרון של פיל היה פשוט - המשיכו לייצא על מנת להרוויח כסף.
İlgili Sayfalar