şeyin ile cümle
şeyin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Hiçbir şeyin belgeseli değil.לדברים לא נמצא תיעוד כלשהו.
Böylelikle bunu her şeyin teorisi olarak açıklıyorum.בכך תאוריה זו היא חלק מחזון התאוריה של הכול.
Ona dışarıda bir şeyin kapıyı tırmaladığını anlatırlar.אמרו לו הרי עומד על הפתח.
Annesi her şeyin iyi olduğunu söyler.הוא אמר לה כי טעה בכל.
Buna göre her şeyin meydana gelişi de bir anda ve birdenbire olmuştur.וכל זה היה יודע בכל עת ובכל שעה ורגע.
"Bir şeyin olağan veya standart durumu" anlamında kullanılır.כיום רגילים לכנות דבר חריג או שונה במילים 'יוצא דופן'.
Kamera, tavandan düşen tozların odadaki görünmez bir şeyin üzerine döküldüğünü gösterir.בזמן שהם חיפשו את הבנות, המצלמה הראתה שנפל אבק מהתקרה על דמות בלתי נראית בחדר.
Joe, yapılması gereken şeyin paranın ilk sâhibini bulmak olduğunu söyler.ישו מדגיש רק את הנקודה על מנת להראות לנו מה הוא הכסף באמת.
“Her şeyin ateşle arındırıldığına inanıyorlar.היכל ה' כולו בוער באש.
Her şeyini kaybetmiştir.איבדתי הכל.
Her şeyin özü budur.כך נראה כל המושב.
Her şeyin farkındadır ama ağrı sızı hissetmez.הם הרגישו כאבי בטן אך לא ידעו את פשרם.
Fakat gerçekten hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok muydu?לפעולות אלו לא הייתה כל משמעות מעשית.
Bir şeyin başlangıç yeri."קודם כל יש העניין של מקום.
Böyle bir yük altına giren kişi, borcunu ödemek için her şeyini ortaya koymak zorundadır.העבודה הנדרשת לייצר כל תיעוד תומך שהוא מייצגת את החוב שיש לשלם.
Ben onun hakkında kasten kaçamak yapmıyorum, sadece söylenecek çok az şeyin olduğunu belirtiyorum.הבה לא נשקר לעצמנו: זה לא עומד להיות עניין קצר מועד.
Bir şeyin varlığı kendisine ait bir isimle doğar.ההוצאה החלה נקראת על שם בעליה.
Her şeyini kaybetmiştir.Той губи всичко.
Romalılar aynı zamanda herkesin, her yerin veya her şeyin ebedî bir ruhu olduğuna inanırlardı.Римляните също вярвали, че всеки човек, място или нещо притежава своята небесна душа (genius).
Her şeyini Yunan kökenine uygun hâle getirdi.Тя похарчва цялото си състояние за гръцката кауза.
Test ediciler sadece yazılımın ne olduğunun, yaptığı şeyin farkındadırlar, nasıl yaptığının değil.Тестващият е наясно само с това, което програмата е трябвало да направи, а не как го прави.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.Всъщност, когато Баба казва, че нещо е невъзможно, тя обикновено има предвид, че е невъзможно за другите.
Aynı zamanda dokunduğu her şeyin özündeki suyu emerek istediği şeyi kurutarak kumlaştırabilir.Той също така говори за своята способност да убива с електричество всичко, до което се докосне.
Fizikçiler için her şeyin sonundadır.”За вярващите той е в началото, а за физиците той е в края на всички съображение.“.
Böylelikle bunu her şeyin teorisi olarak açıklıyorum.В такава теория може да се докаже всичко.
Her şeyin kökeninin ateşten geldiğini, ve asla bitmeyen bir süreç ile ona döndüğünü varsaydı.От огъня всичко е произлязло и го връща обратно в период на непрекъснат процес.
Rüyazamanı hem zamanın hem de her şeyin mevcut olduğu mekanın ötesindeki bir durumdur.Това е усещане за това, което би могло да бъде, само ако продължи извън границите на времето и пространството.
Corgan, her şeyin istediği gibi olmasını istiyor ve diğer üyelerle çatışıyordu.Всички искали да живеят като Марадона, а той искал да живее като всички.
Kyle'nın babası: Hep para kazanmak için her şeyini satar.Следвайки бащиния съвет, той винаги цели да извлече най-голяма полза от всяка сделка.
Benim için, insanın değeri her şeyin üstündedir."Spas naroda je iznad svega”.
Thomas Claire'i her şeyin iyi olacağına ve iyi birer anne-baba olacaklarına ikna ediyor.Thomas ju uvjerava da će sve biti u redu i da će njih dvoje biti dobri roditelji.
"Her şeyin kuramı" ("The Theory of Everything"-TOE) na en yakın aday olarak görülmektedir.I, na koncu: ima li pojam «teorije svega» (TOE) uopće smisla ?
Her şeyin bir nedeni vardır; her bir neden, başka bir nedenin sonucudur.Sve stvari proizlaze iz jednog, a jedno iz svih stvari.
O kadar gurur duyar ki, herhangi bir şeyin sanatını yenebileceğini reddeder.Međutim, priznaje da ne vjeruje da sama umjetnost ima snagu nešto promijeniti.
Bu, bir tren gibiydi, hiçbir şeyin durduramayacağı, makinisti olmayan bir tren.Zanimljiv novitet trebao bi biti automatski vlak koji bi vozio bez vozača.
Protagoras “Her şeyin ölçüsü insandır."Čovjek je mjerilo (svih stvari)", Protagorino geslo.
O, her şeyin özüdür.On je utočište svemu.
Ardından gelen 300.000 °C’lik ısı etkisi ise yaklaşık 3 km çapındaki her şeyin yanmasına yol açtı.Vrućina eksplozije je mogla prouzrokovati opekline trećeg stupnja u krugu od 300 kilometara.
Bu durum her şeyin birkaç kez tekrar geliştirilmesini gerektiriyordu ama böylece nihai sonuca hızlı ulaşıldı.Takvu vrstu izlaganja potrebno je više puta ponavljati, da bi na kraju završila uspješno.
Her şeyini kaybetmiştir.Prišiel o svoje všetko.
Ama Seras onu her şeyin böyle daha iyi olacağı konusunda ikna eder.Čarodejník ho ale uisťuje, že všetko bude fajn.
Her şeyin kokusunu esir edebilmek.Úplné dstránenie zápachu z ovzdušia.
Her şeyin yeri var.Všetko má svoj čas.
Ona utanacak hiçbir şeyinin olmadığını söyle.Trápi ho, že sa nevie báť.
Bu yüzden "insan her şeyin ölçüsüdür".Človek, je mierou všetkých vecí.
Hikâye, insanların iyiliği için her şeyini feda eden yedi genç üzerine kuruludur.Je na ňom napísaných 27 mladých mužov, ktorý položili životy pre náš národ.
İnsanlar "her şeyin annesi"ne yani dünya anaya zarar veren, onu yıkan soytarılar olarak gösterilmektedir.Vlastníctvo, matka všetkých deliktov, ktoré zaplavuje zvyšok sveta, sú im neznáme.
Normalde illa ki bir şeyine karışırım.Väčšinou úzko súvisí s nevoľnosťou.
Her şey bir ölümle başlar ve ölüm her şeyin başlangıcı olmuştur.Smrť bola vchod do života, a život bol vchod do smrti.
Her şeyin başıdır.Tvorca všetkého.
Willow'a kendi içindeki şeyin tam olarak ne olduğunu araştıracağını söyler.Sally dúfa, že nájde, čo skutočne hľadá.
Bilimsel dergilerin kâğıtları ciddi bir şekilde hiçbir şeyin teorisi ile dolu.Štúdiom celých čísel sa zaoberá teória čísel.
Kendisinden patlayan ve saçılan alevler dünyanın ve yaşayan her şeyin yaşamını sürdürmesini sağlar.Žiar sálajúci z ohnivého voza ničil Zem a všetko živé na nej.
Buna göre her şeyin meydana gelişi de bir anda ve birdenbire olmuştur.V istom zmysle všetko existuje všade a vo všetkých okamihoch.
Buna göre doğadaki her şeyin bir nedeni vardır, doğadaki bütün olgular arasında neden-sonuç ilişkisi bulunur.A keďže všetko, čo existuje, má mať príčinu, prichádzame tak k nekonečnej reťazi príčin a následkov.
Ben onun hakkında kasten kaçamak yapmıyorum, sadece söylenecek çok az şeyin olduğunu belirtiyorum.Ne izmikam se mu namerno, a povem mu lahko le nekaj malega.
İstediği şeye tam olarak ulaşamayınca her şeyini toplayıp ortadan kaybolmuştur.Ker pa ji ni mogel dati vsega, kar je hotela, ga je zapustila.
Her şeyin bir alâmeti var.Vse skupaj ima smisel.
Her şeyini kaybetmiştir.Zdaj so vse izgubile.
1- Var olmaya başlayan her şeyin var olmaya başlamasının bir sebebi vardır.Vse kar je začelo obstajati ima vzrok za svoj obstoj.
İlgili Sayfalar