şeyin ile cümle

şeyin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Her şeyin yeri var.Țara asta are destul loc pentru toți.
O beklediği şeyin Kari olduğu ortaya çıktı.A fost pretins faptul că o remarcă pe care el a făcut-o a fost rasistă.
Eşzamanlılık veya diğer adıyla senkronizm, iki şeyin aynı anda hareket etmesidir.Samain reprezintă renașterea, cu alte cuvinte ambele aspecte simultan.
Filmin sonunda Şurik uyanır ve karısının kendisini terketmesi de dahil her şeyin rüya olduğunu anlar.În finalul filmului, fiul de crai se trezește și își dă seama că totul fusese doar un vis.
Aralarında kuantum dolanıklık bulunan her şeyin birbirlerine solucan delikleriyle bağlı olduğu iddia ediliyor.El a postulat că toate evenimentele sunt legate între ele prin valuri de serialitate.
"Biz her şeyin bir karakteri olduğundan emin olduk.Ce ne-a legat pe noi era ca fiecare aveam o personalitate distincta.
Her şeyin bir alâmeti var.Totul trebuia să aibă o explicație.
Stephen Hawking, Zamanın Kısa Özeti kitabında, bunun Her şeyin Kuramı olabileceğinden bahsetmiştir.Stephen Hawking afirmă că este, teoretic, posibilă.
Böyle bir yük altına giren kişi, borcunu ödemek için her şeyini ortaya koymak zorundadır.Cei care încălcau aceste drepturi trebuiau să plătească câte un penny pentru fiecare foaie a cărții.
Değişimi sağlayan ise her şeyin karşıtıyla birlikte vârolmasıdır.Aceasta face ca fiecare să se amestece prin realitățile alternative.
Bir şeyin iyi olmasını umursamazdım.Dar simțeam că ceva nu e bine.
Sen böyle bir şeyin imkanı var mı zannediyorsun?Tu crezi că așa ceva este posibil?
Böyle bir şeyin olabileceğinden kuşkulandım.Am suspectat că s-ar putea întâmpla așa ceva.
Tom bir şeyin uygunsuz olduğunu fark etti.Tom a observat ceva ce era inadecvat.
Her şeyin bir nedeni vardır; her bir neden, başka bir nedenin sonucudur.2. Minden oknak, van egy kiváltó oka.
Paley aynı şeyin doğa için de geçerli olduğunu düşünüyordu.Darwin úgy gondolta, hogy természet is hasonlóan jár el.
Annesi her şeyin iyi olduğunu söyler.Az anyja azt szeretné, hogy mindennek megfeleljen.
Herhangi bir şeyin milyonda birini de ifade edebilir.Minden érték millióban értendő.
Fakat gerçekten hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok muydu?Ez azonban a valóságban semmit sem jelentett.
Bir şeyin başlangıç yeri.A kezdetek kezdete.
Her şeyin ne kadar temiz ve düzenli göründüğünü farkederdiniz."Különös látni, milyen következetes is a maga tiszta, természetes őszinteségében”.
Bir şeyin imkansız olduğunu kanıtlamanın çeşitli yolları vardır.Több tényező is van, ami miatt ez nem lehetséges.
Bu tartışmada Euthypro "tanrıları memnun eden şeyin kutsal olduğunu" söyler.Euthüphron szerint jámbor minden, ami az isteneknek kedves.
Var olacak her şeyin kalıcı olarak kategorize edilmesi anlamına gelir.Eszerint minden létező egyértelműen kategorizálható.
Ama birçok şeyin kaçakçılığı daha yapılıyordu.Több vesztegetési ügy is történt.
Her şeyin doğal olanını kullanmayı tercih ederdi.Felértékelődik minden, ami természetes.
Ona dışarıda bir şeyin kapıyı tırmaladığını anlatırlar.Kate azt veszi észre, hogy valami húzza lefelé.
Nesnel anlamda olanak, bir şeyin belirli koşullar altında ya da içinde gerçek olabilme durumunu belirtir.Egyes dolgok esetén kérdéses, hogy a fogalom alá tartozik-e vagy sem.
Her şeyin sonunda kendini Bane'e kafa tutabilecek hale getirir fakat Batman'e yenilir.Végül őt ejtik fogságba, azonban Batman még időben érkezik.
Önsöz'ün istisnası, Fundamento'daki her şeyin Zamenhof'un daha önceki eserlerinden gelmesidir.Az előszó kivételével majdnem minden, ami a műben szerepel, közvetlenül Zamenhof korábbi írásaiból származik.
Dev bir yaratık olduğunu sandıkları şeyin bir denizaltı gemisi olduğunu görürler.Valamivel később felkerültek a szörnyre, amelyről kiderült, hogy egy tengeralattjáró.
Grup üyeleri ise böyle bir şeyin olmadığını defalarca vurgulamışlardır.A film készítői többször állították, hogy nem igaz ez az állítás.
Her şeyini kaybetmiştir.Elvesztettem valamit.
Buna göre her şeyin meydana gelişi de bir anda ve birdenbire olmuştur.Szerinte mindenki megtalálja az igazit, valahol és valamikor.
Her şeyini kaybetti.Mindenét elvesztette.
Bana söyleyecek bir şeyin var mı?Akartál valamit mondani nekem?
Locke ise bu adanın "özel" olduğunu belirterek bu adada gerçekleşen her şeyin bir sebebi olduğunu söyler.Locke väittää saaren olevan ”erikoinen” ja että kaikki, mikä tapahtuu saarella, tapahtuu syystä.
Fakat gerçekten hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok muydu?Oliko sillä kuitenkaan mitään merkitystä?
Onlar senin her şeyine sahip..Kaikki mikä on sinun.
"Bu dizi seks, aşk, ilişkiler, kariyer yani hayatınızda her şeyin mümkün olduğu zaman hakkında."Se on seksistä, rakkaudesta, suhteista, urista, ajasta jolloin elämässä kaikki on mahdollista.
Jim hiçbir şeyin farkında değildir.Giovannista ei tiedetä juuri mitään.
Burası, her şeyin başladığı yerdir.Siis sinne mistä kaikki oli alkanut.
O beklediği şeyin Kari olduğu ortaya çıktı.Hänen esitettiin olleen jäävi, mistä hän tuohtui.
Fizikçiler için her şeyin sonundadır.”Loppu onkin sitten henkilökohtaista".
"Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir."Jos hylkään hänet nyt, jotain kauheaa voi tapahtua”.
Ali Kemalî ise daha fazla şeyin yapılmasını ister.Useammalle sammakolle tulisi tilaa olla enemmän.
Hatta Aristo hareket eden her şeyin başka bir şey tarafından hareket ettirildiğini iddia etmiştir.Aristoteles sen sijaan sanoo, että kaikki, mikä liikkuu, on jonkin toisen liikuttamaa.
Bana vereceğin her şeyin onda birini sana vereceğim."Annan hänelle kaiken mitä minulla on".
Yine de bu her şeyin sonu olmayacaktır.Mutta se ei pääty tähän.
Kendi dikkatini çeken tek şeyin altın olduğunu bildirir.Hän toivoi, että kaikki mihin hän koskee muuttuu kullaksi.
Limbo: Bir şeyin bir taraftan diğer tarfa aktarılması.Metafora tarkoittaa jonkin asian ymmärtämistä toisen asian kautta.
Paley aynı şeyin doğa için de geçerli olduğunu düşünüyordu.Paley huomasi myös, että luonnossa on paljon kärsimystä.
Toprakta yetişen her şeyin sevgilisiydi ,onların sayısız biçimlerini aklında tutardı.Hän rakastaa kaikkea mikä kasvaa maassa ja entit olivat hänen ajatuksiensa tulosta.
Fakat Jack'in bilmediği bir şey her şeyin göründüğü gibi olmadığıdır.Saarella paljastuu, ettei kaikki olekaan sitä, miltä se näyttää.
Uyanıp kasabasına dönünce kendisinin yaşlandığını ve tanıdığı çoğu şeyin değiştiğini fark eder.Kun hän palaa tosiaiakaan, hän huomaa monien asioiden muuttuneen.
Karısı Lily'ye her şeyini anlatır.Hän myös kertoo elämäntarinansa Bellalle.
Huygens ilk başlarda bulduğu şeyin ne olduğunu açıklayamadı.Conroy ei aluksi tiennyt minkälaista roolia he hakivat.
Thales (MÖ 624-546) Yunan felefesinin babası sayılır; suyu her şeyin temeli olarak göstermişti.Thales (n. 636–546 eaa.) esitti, että vesi on alkuaine, ja että kaikki muut esineet ovat muodostuneet siitä.
Her şeyin bir nedeni vardır; her bir neden, başka bir nedenin sonucudur.Kaikessa olevassa on jotain hyvää, ja jokaisen asian syy on parempi kuin seuraus.
Bilbo yüzüğü ve tüm her şeyini Frodo'ya bırakır.Bilbo ja Frodo viettävät syntymäpäiviään ja Bilbo jättää Sormuksen Frodolle.
İlgili Sayfalar