şeyin ile cümle

şeyin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
(Almanya, Almanya her şeyin üstünde.(Ryssland och Tyskland.
Bu hipotez, zekaya duyduğumuz ihtiyaca yönlendiren şeyin, birlikte yaşama gereksinimi olduğunu iddia eder.Vi använder namn för att hypotetiskt tala om vad som kunde ha hänt med en person.
Bu sizi hiçbir şeyin alt etmesine izin vermemekle ilintilidir."Ni måste se det här så att ni kan förstå, så att ni bara kan börja förstå."
Jim hiçbir şeyin farkında değildir.Inget är känt om Paul.
Her şeyin farkındadır ama ağrı sızı hissetmez.Symtomen är att ögonen blir röda, men man känner ingen smärta.
Bir şeyin maliki.För andra betydelser, se Malaka.
Bu her şeyin üstünde.Allt ryms i allt annat.
Benim için, insanın değeri her şeyin üstündedir."Idag – mer än någonsin – är kvinnors sak hela mänsklighetens sak."
Ardından gelen 300.000 °C’lik ısı etkisi ise yaklaşık 3 km çapındaki her şeyin yanmasına yol açtı.Hettan kunde orsaka tredje gradens brännskador upp till 100 km bort.
Obsedöre karşı gelecek cesareti gösterememe, her şeyine boyun eğme.Låt inte ditt förflutna stjäla din framtid.
Bir şeyin imkansız olduğunu kanıtlamanın çeşitli yolları vardır.Існують багато різних методів доказу неможливості чого-небудь.
Bu yüzden "insan her şeyin ölçüsüdür".«Людина — міра всіх речей».
Her şeyin bir alâmeti var.Все повинно мати причину.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.Якщо ж він стверджує, що щось неможливе, він скоріше за все помиляється.
Heşlenmek :Bir şeyin atılacak duruma gelmesi.Боявся, що та може викинути щось зайве.
Bir şeyin değişmediğini görünce de ayrıldım.Далі він випускався без змін.
Budizmin diğer temel ilkesi hiçbir şeyin tesadüfen meydana gelmediğini ileri süren sebep kanunudur.Перший закон Скотта: Неважливо, що щось іде неправильно.
Afşar : 1. Bir şeyin zıddı, aksi (Eskipazar - Çankırı).Перше ; — ухвалили, друге ; — заволокитили.
Yine de bu her şeyin sonu olmayacaktır.Але на цьому не все закінчується.
Romalılar aynı zamanda herkesin, her yerin veya her şeyin ebedî bir ruhu olduğuna inanırlardı.Римляни вірили, що кожна людина, місце або річ має свого «генія» або божественну суть.
Annesi her şeyin iyi olduğunu söyler.Він запевнив доньку, що з ним все гаразд.
Her şeyin kokusunu esir edebilmek.Дощ змиває всі їх запахи.
Her şeyin kaybedilmiş olduğunu görüyorum.Здається, ніби все втрачено.
Her şeyin başıdır.Спадкоємець за все.
Grup üyeleri ise böyle bir şeyin olmadığını defalarca vurgulamışlardır.Самі члени групи завжди заперечували існування подібних натяків.
İkincisi, "Tüm kuğular beyazdır." gibi, bir şeyin tüm durumlarını kategorize eden ifadelerdir.Другий тип тверджень категоризує усі поодинокі випадки чогось, наприклад, 'всі лебеді білі'.
Ancak kendisinden sonra ormanda hiçbir şeyin değişmediğini farkına varır.І лише Ліса відчуває, що тут щось не так.
Ona dışarıda bir şeyin kapıyı tırmaladığını anlatırlar.Він прокидається від того, що хтось стукає в двері.
Bir şeyin başlangıç yeri.Спочатку влаштовується фундамент.
Bir yere bağlı kalmamak her şeyin özüdür."Чиясь стать не повинна мати значення».
Her şeyin farkındadır ama ağrı sızı hissetmez.Стан важкий, але лікарі не вважають його безнадійним.
Bu üç kuramın olası bir bileşimi ise Her Şeyin Kuramı olarak bilinir.Усі три заголовки важливі для розуміння цього твору.
İkinci bir görüş, filmde yaşanan her şeyin rüya olduğunu öne sürer.І ми вдаємо, що всі інші фільми були кошмарним сном.
(Almanya, Almanya her şeyin üstünde.«Deutschland, Deutschland über alles» — «Німеччина, Німеччина понад усе».
Hiçbir şeyin değişeceğini sanmıyorum.Не думаю, що бодай щось зміниться.
Tanrıça, mecâzî olarak Evren'deki sayısız şeyin annesidir.Bohyně je doslova matkou nesčetného množství věcí ve vesmíru.
Her şeyini kaybetmiştir.Ztratil všechno.
Her şeyin bir alâmeti var.Vše má však svůj smysl.
"Bir şeyin olma olasılığı, isteme olasılığı ile ters orantılıdır."Naděje je jistota, že něco má smysl."
1- Var olmaya başlayan her şeyin var olmaya başlamasının bir sebebi vardır.Vše, co začne existovat, má příčinu.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.Když o něčem prohlásí, že to možné není, zajisté se mýlí.
Hiçkimsenin veya hiçbir şeyin yaptıklarından dolayı sorumlu tutulmasını istemedi.Ze svého počínání se nikomu nepotřeboval zodpovídat.
İstediği şeye tam olarak ulaşamayınca her şeyini toplayıp ortadan kaybolmuştur.Když okamžitě nedostala co chtěla, rozhodla se odejít.
(Kur'an, Hucurat/12) "Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına düşme.Nezneužívejte svou moc či své vědomosti.
Her şeyin kaybedilmiş olduğunu görüyorum.Samozřejmě jsi pochopila, že jsem všechno prohrál.
Bir şeyin varlığı kendisine ait bir isimle doğar.Jejich vlastnosti vyplývají z názvu.
Bir yere bağlı kalmamak her şeyin özüdür."Jsem rád, že nemusím žít v její blízkosti."
Dev bir yaratık olduğunu sandıkları şeyin bir denizaltı gemisi olduğunu görürler.S překvapením zjistí, že je to živý tvor.
Müslüman inanışlarına göre bu dünyada özlenilen her şeyin Cennet'te olacağı varsayılmaktadır.Za splnění těchto povinností si muslim zajistí místo v nebi.
Önsöz'ün istisnası, Fundamento'daki her şeyin Zamenhof'un daha önceki eserlerinden gelmesidir.S výjimkou předmluvy celý spis vychází ze Zamenhofových starších prací.
Ona dışarıda bir şeyin kapıyı tırmaladığını anlatırlar.On ale stále prohlašuje, že dveře zabouchl vítr.
Onlar senin her şeyine sahip..Oni mají všechno.
Ona utanacak hiçbir şeyinin olmadığını söyle.A neměl se za co stydět.
Colindres sert bir acıyla uyandı ve bir şeyin üzerine yattığını fark etti.Prochorov byl z toho tak vystrašený, že omdlel.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.Când afirmă că ceva e imposibil, foarte probabil că se înșeală.
Bu yüzden "insan her şeyin ölçüsüdür".Omul e măsura tuturor lucrurilor.
Kuyuya baktığında, başına gelecek hiçbir şeyin o kuyuya düşmek kadar kötü olmayacağını düşünür.Privind în groapă, el decide că nicio soartă nu ar putea fi mai rea decât să cadă în ea.
"Fan", bir şeyin aşırı derecede fanatiği olan kimseye denir.Ultrașii sunt un tip de fani cunoscuți pentru susținerea fanatică.
Her şeyini kaybetmiştir.S-a pierdut în toate astea.
Annesi her şeyin iyi olduğunu söyler.Totul este în regulă, dragă mamă.
İlgili Sayfalar