şeyin ile cümle
şeyin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
(Almanya, Almanya her şeyin üstünde.(«Германия превыше всего»).
Annesi onu bağrına basar ve her şeyin düzeleceğini söyler.Бен обнимает ее, обещая, что все будет хорошо.
Colindres sert bir acıyla uyandı ve bir şeyin üzerine yattığını fark etti.Ночью Колиндрес был разбужен резкой болью в боку и обнаружил, что ему что-то мешает.
Pilot, yolculara her şeyin iyi gittiğini bildirir.Об этом пилот попросил проинформировать пассажиров.
Her şeyin anahtarı O'nun yanında, her şeyin dizgini O'nun elindedir.Он равен им всем, и все они равны ему».
Bir şeyin değişmediğini görünce de ayrıldım.После смерти место работы не поменял.
Bu her şeyin Stonewall ile başladığını söylemekten çok daha komplikedir.Во время беседы выясняется, что Йохан рассказал всё Эстер с самого начала.
Her şeyin yeri var.У нас всё по-домашнему.
Ancak, bu sorulduğunda Russell T Davies, böyle bir şeyin planlanmadığını söylemiştir.Однако, Рассел Т. Дэвис сказал, что это просто совпадение.
Burası, her şeyin başladığı yerdir.Это есть основа, с которой всё начинается.
Her şeyin dayanak noktası duyumsal kesinliktir, bilginin değeri duyumsal kesinliğe dayanmasıyla anlam bulur.Это даёт серьёзное основание сомневаться в утверждении, что знание требует уверенности.
Filmin sonunda Şurik uyanır ve karısının kendisini terketmesi de dahil her şeyin rüya olduğunu anlar.В конце клипа она просыпается и осознаёт, что это был сон.
Grup üyeleri ise böyle bir şeyin olmadığını defalarca vurgulamışlardır.Сами члены группы всегда отрицали существование подобных намёков.
"Biz her şeyin bir karakteri olduğundan emin olduk.Он уверял, что «все отмечено в наших чертах лица.
O kadar gurur duyar ki, herhangi bir şeyin sanatını yenebileceğini reddeder.Может позволить себе лёгкое раздражение, если ущемляют плоды его искусства.
Her şeyin bir nedeni vardır; her bir neden, başka bir nedenin sonucudur.Есть причина, сама себя обусловливающая: причина всех причин.
Her şeyin kokusunu esir edebilmek.Дождь смывает все их запахи.
Çünkü bu işe giriştiğimizde nasıl bir şeyin içinde olduğumuzun farkında değildik.Во время войны я не понимал, что происходит.
Taraf'a verdiği röportajda Şafak, yeni olan her şeyin ilk başta biraz yadırgandığını dile getirdi.В переносном смысле с рассветом связывают начало чего-либо, новое начинание.
Joe, yapılması gereken şeyin paranın ilk sâhibini bulmak olduğunu söyler.Джо предполагает, что оставшаяся часть денег находится у неё.
Gece yarısı, günlüğü ile her şeyini paylaşır.Каждое воскресенье в полночь на ТНТ она делится своим опытом и свежей информацией.
Bu ne var ve ne de yok olan şeyin yaratıcı bir güç olması gerekir. "Кто может, и кто не может быть гением».
Babası Sergey'e her şeyin yolunda olduğunu söylemesini karısının onu beklediğini söylemesini söyler.Жеф успокаивает женщину, он говорит, что обо всём позаботится сам.
Bir şeyin niteliği, o şeyin özelliklerine indirgenemez.Но подобное определение специфику данной науки не отражает.
Kamera, tavandan düşen tozların odadaki görünmez bir şeyin üzerine döküldüğünü gösterir.Когда они побежали к девочкам, камера зафиксировала, что пыль с потолка падала на невидимую фигуру в комнате.
Bu, her şeyin sonu demekti.وكان هذا يعني نهاية كل شئ.
Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.ولله في خلقه شئون.
Ve orada, o çamurun içinde bir şeyin daha öldüğünü ve o kar fırtınasına gömüldüğünü görebiliyorum.ويمكنني رؤية أن شيئًا آخر قد مات أيضًا هناك في الوحل الملطخ بالدماء، ودفنته العاصفة الثلجية.
Onu, her şeyin Halikını, kâinat dualar* ile yücelesin!"الدعاء إلى جميع ذلك (( أي ما سبق)) وتعليمه، والإخلاص فيه لله.
Genellikle, bir şeyin resmini görürsünüz; ona inanır, ondan büyülenir ve dürüstlüğüne güvenirsiniz.وفيه ما يؤدي الجاهل إلى علم ما يعتقده من دينه ويعمل به من فرائضه، ويفهم كثيرا من أصول الرغائب والآداب)) .
Allah her şeyin doğrusunu bilir ki; çok sevindik ve memnun olduk.نعوذ بالله من علم يصير حجة علينا."».
Her şeyini kaybetmiştir.وجد نفسه قد خسر كل شيء..
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.وإذا قال أن شيئا ما مستحيل، فهو مخطئ.
Her şeyin kaybedilmiş olduğunu görüyorum.ويعتقد أن جميعهم فقدت.
Romalılar aynı zamanda herkesin, her yerin veya her şeyin ebedî bir ruhu olduğuna inanırlardı.يعتقد الروماني أيضا أن كل شخص أو مكان أو شيء له عبقريته الخاصة، أو الروح الإلهي.
Bir şeyin değişmediğini görünce de ayrıldım.بل كان الأمر وكأن شيئا لم يكن ولم يتغير.
Bir şeyin niteliği, o şeyin özelliklerine indirgenemez.إذن لا هي نفي، أي لا يكون تجلي الصفات لهؤلاء الأفراد.
Bir şeyin üst üste katlanmış açılıp kapanmaya elverişli kısmına da körük adı verilmektedir.وعند أهل علم البديع قسم من السرقة ويسمى انتحالا.
"Bir şeyin olağan veya standart durumu" anlamında kullanılır."눈에 익다" و تعني امر معتاد او مألوف.
Bölümün sonunda her şeyin bir rüya olduğu anlaşılır.ومع ذلك، كل القصص لها نهايات، كل حلم له حدوده.
Hiçbir şeyin belgeseli değil.وهذا لا يخفى ما فيه.
Her şeyin yeri var.فيه كل شيء.
Evrendeki fiziksel her şeyin maddenin taneciklerinden oluştuğunu düşünmüştür.في الفيزياء، أقر بأن اللانهائي هو أصل كل الأشياء.
Bir şeyin imkansız olduğunu kanıtlamanın çeşitli yolları vardır.هناك العديد من الطرق لإداء اختبار تحيز عدم الاستجابة.
Planlanan şeyin merhameti, acı hissi, korkusu yoktur.الشجاعة هي اتقان الخوف وليس غياب الخوف .
Olayın görgü tanıkları, Kuran yakma diye bir şeyin söz konusu olmadığını söylemişti.أقسم الضباط الذين كانوا موجودون بالحادثة علي عدم التفوه بكلمة واحدة.
Yine de bu her şeyin sonu olmayacaktır.لكن الأمور لن تنتهي عند ذلك الحد.
Bu her şeyin üstünde.أنه العلي على كل شيء.
Olan her şeyin bir sebebi vardır.كل ما يحصل، يحصل لسبب.
Bana gösterecek bir şeyin var mı?هل لديك شيء لتريني إياه؟
Tom bana her şeyin hazır olduğunu söyledi.قال لي توم أن كل شيء جاهز.
Aslında dış dünyaya açılan tek şeyin bu resim olmasını istedik.Na verdade, queríamos a única abertura para o mundo exterior fosse esta foto.
Ona utanacak hiçbir şeyinin olmadığını söyle.Ela diz a eles que não há nada por que se envergonhar.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.Quando ele diz que algo é impossível, ele está muito provavelmente errado.
Vali, Andrea'ya sarılır ve her şeyin yoluna gireceğini söyler.O Governador garante a Andrea que tudo vai ficar bem.
Rick, daha önce yaptığı ve Gabriel'in kendisini bu kadar utandıracak şeyin ne olduğunu sorar.Rick então pergunta o que Gabriel fez antes de tê-los encontrado, para ficar tão envergonhado.
Krebs, eğer 48 saat içinde yardım gelmezse her şeyin yitirileceğini söyledi.Ele disse à Keitel que se o alívio não chegasse em 48 horas, tudo estaria perdido.
Ama Seras onu her şeyin böyle daha iyi olacağı konusunda ikna eder.Ele garante a Iris que tudo vai ficar bem.
Bâtın; gizli olan, bir şeyin gerçeği, iç yüzü anlamına gelir.O criador guarda aquele conhecimento secreto (a chave confidencial) e publicam o enigma (a chave pública).
En sevdiği yemek domatestir, hayatta en güvendiği şeyin domates olduğunu defalarca vurgulamıştır.Sua comida favorita é tomate, e ele mesmo diz que confia mais nos tomates do que qualquer coisa no mundo.
İlgili Sayfalar