şeyin ile cümle
şeyin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom'un inandığı şeyin arkasında duracak cesareti olduğundan şüpheliyim.I doubt that Tom has the courage to stand up for what he believes in.
Tom Mary'nin söylediği şeyin doğru olup olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know whether what Mary says is true or not.
Söyleyecek hiçbir şeyin yoksa, hiçbir şey söyleme.If you don't have anything to say, don't say anything.
Tom her şeyin düzenli olduğunu düşündü.Tom thought everything was in order.
Tom herhangi bir şeyin mümkün olduğunu düşünüyor.Tom thinks anything's possible.
Tom her şeyini riske attı.Tom put all his eggs in one basket.
Tom aynı şeyin tekrar olmasını istemiyor.Tom doesn't want the same thing to happen again.
Tom yaklaşık olarak söylediğim her şeyin tersini söylüyor.Tom contradicts just about everything I say.
Tom her şeyin üstesinden gelebilir.Tom can handle just about anything.
Tom her şeyin yeri ve zamanı olduğuna inanıyor.Tom believes that there is a time and a place for everything.
Tom her şeyin mümkün olduğuna inanıyor.Tom believes anything is possible.
Çevrimiçi yaptığın bir şeyin aleni olduğunu varsaymalısın.You should assume that anything you do online is public.
Zamanını harcayacak daha iyi bir şeyin yok mu?Don't you have anything better to do with your time?
Tanrı her şeyin sebebidir.God is the cause of everything.
Bu sadece bu konuda gördüğünüz şeyin başlangıcıdır.This is just the beginning of what you are seeing in this subject.
Yarın her şeyin daha iyi olacağını umalım.Let's hope everything gets better tomorrow.
Tom Mary'nin onun yapmasını istediği şeyin çok riskli olduğunu düşündü.Tom thought what Mary asked him to do was way too risky.
Sonunda her şeyin iyi olacağını umut ediyorum.I hope everything will be fine in the end.
Evliliğinde bir şeyin yanlış olduğunu ima etti.He implied that something was wrong with his marriage.
Ben her şeyin iyi olacağına inanıyorum.I believe that everything will be fine.
Tom Mary'nin yazdığı şeyin mantıklı olmadığını düşündü.Tom thought that what Mary wrote didn't make any sense.
Her şeyin bir sonu vardır.Everything has an end.
Söyleyecek daha fazla şeyin yok mu?Don't you have more to say?
Aramızdaki her şeyin biteceğini söyledi.She said everything will be over between us.
Ben asla tekrar böyle bir şeyin meydana gelmesine izin vermeyeceğim.I'll never again let such a thing happen.
Her şeyin bir anda olmasını engelleyen şey zamandır.Time is the thing that keeps everything from happening at once.
O gelecek hafta her şeyin sona ereceğini düşünüyor.She thinks everything will come to a head next week.
Söylediğim her şeyin bir yalan olduğunu bilmek acı veriyor.It hurts to know that everything I say is a lie.
Aramızdaki her şeyin bittiğini bilmek acı veriyor.It hurts to know that everything between us is over.
Hiçbir şey bize ait değildir, her şeyin bir parçasıyız.Nothing belongs to us, we are part of everything.
Ben bu şeyin nasıl kullanıldığıyla ilgili hiç fikre sahip değilim.I have no idea how to use this thing.
Bir şeyin doğru olmadığına dair bir önsezim vardı.I had a premonition that something wasn't right.
Her şeyin bir saadet zinciri olduğu ortaya çıktı.The whole thing turned out to be a Ponzi scheme.
Her şeyin iyi olacağını düşünüyorum.I think that everything will be okay.
Endişe etme. Her şeyin iyi gideceğini söylemedim mi?Don't worry. Didn't I say that everything would go well?
Şimdi her şeyin düzeleceğine eminim.I'm sure everything will be OK now.
Tom kötü bir şeyin ona olabileceğini düşünüyor.Tom thinks that nothing bad can happen to him.
Söyleyecek hiçbir şeyin yok mu?Do you have nothing to say?
Senin, hakkında üzülecek bir şeyin yok.You have nothing to be sorry about.
Benim için bir şeyin var mı?Do you have something for me?
Şu şeyin büyüklüğüne bak!Look at the size of that thing!
Bir şeyin doğru yapılmasını istiyorsan, bazen onu kendin yapmalısın.If you want something done right, sometimes you've just gotta do it yourself.
Bir şeyin doğru yapılmasını istiyorsan, onu bazen kendin yapmalısın.If you want something to be done right, sometimes you've just got to do it yourself.
Her şeyin en önemlisi bir saat doğru olmalı.Most important of all a clock has to be accurate.
Telefon gecenin ortasında çaldığında o hemen bir şeyin kötü olduğunu bildi.When the phone rang in the middle of the night, she immediately knew something was wrong.
Konuşacak çok şeyiniz vardır.We have a lot to talk about.
O bir şeyin omzuna dokunduğunu hissetti.He felt something touch his shoulder.
O bir şeyin eline dokunduğunu hissetti.She felt something touch her hand.
Bir şeyin kokusunu alıyor musun?Do you smell something?
"Sana bir bira getirebilir miyim?" "Daha güçlü bir şeyin var mı?""Can I get you a beer?" "Do you have anything stronger?"
Hiçbir şeyin seni yavaşlatmasına izin verme.Don't let anything slow you down.
Her şeyin bir amacı vardır.Everything has a purpose.
Kaybedecek bir şeyin yok.You have nothing to lose.
Bugün yapacak çok şeyin var mı?Do you have a lot to do today?
Tom'un söylediği her şeyin bir yalan olduğunu fark etmiyor musun?Don't you realize everything Tom said was a lie?
Söylemek istediğin bir şeyin var mı?Do you have something you want to say?
Benim yapacağım bir şeyin var mı?Do you have something for me to do?
Senin endişelenecek bir şeyin yok.You've got nothing to worry about.
Bu odadaki her şeyin satılması gerekiyor.Everything in this room needs to be sold.
Tom'un canını gerçekten sıkan şeyin o olduğuna inanamıyorum.I can't believe that's what's really bothering Tom.
İlgili Sayfalar