şeyin ile cümle
şeyin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Böyle bir yük altına giren kişi, borcunu ödemek için her şeyini ortaya koymak zorundadır.Durch diese Summe wird es ihr auf einen Schlag möglich, sich sämtlicher Schulden zu entledigen.
Aynı zamanda sodada içemez.Her şeyini numara 5 ile paylaşır.Eine Flasche Wein ist da gar nichts, leicht zu verteilen auf fünf Termine.
Bana vereceğin her şeyin onda birini sana vereceğim."Gib alles mir, was mich hinführt zu dir.“.
Mitchell her şeyin daha yeni başladığını söyler.Chloe sagt ihm, dies sei erst der Anfang.
Fakat Jack'in bilmediği bir şey her şeyin göründüğü gibi olmadığıdır.Max ist zumeist egal, was um ihn herum geschieht.
Benim için, insanın değeri her şeyin üstündedir."Das Menschenherz ist mehr wert als, als alles Gold eines Landes“.
Bildirecek bir şeyiniz var mı?Avez-vous quelque chose à déclarer ?
Diyecek özel bir şeyiniz var mı?Avez-vous quelque chose de particulier à dire ?
Çocuklar aralarında fısıldaşıyorlardı. Bir şeyin peşinde olduklarını biliyordum.Les garçons chuchotaient, je savais qu'ils préparaient quelque chose.
Her şeyini kaybetti.Il a perdu tous les siens.
Her şeyi olan biri her şeyini kaybedebilir.Qui a tout peut tout perdre.
Her şeyin bir sebebi var.Chaque pourquoi a sa raison.
Burçlara inanmaz, sadece inanmadığı şeyin ne olduğunu öğrenmek için okur.Il ne croit pas à l'horoscope, il le lit seulement pour apprendre ce à quoi il ne croit pas.
Bacağına uzun bir şeyin tırmandığını hissetti.Il sentit quelque chose qui grimpait le long de sa jambe.
Dün her şeyin kelime olduğunu düşledim.J'ai songé, hier, que tout est mots.
Hiçbir şeyin yardımı olmadan bunu yapabildiğine inanamıyorum.Je n'arrive pas à croire que tu aies fait tout cela sans une aide quelconque.
Birbirimize diyecek hiçbir şeyin kalmadığını düşünüyorum.Je crois que nous n'avons plus rien à nous dire.
Aramızda artık hiçbir şeyin kalmadığını düşünüyorum.Je crois qu'il ne reste plus rien entre nous.
Tom bana her şeyin hazır olduğunu söyledi.Tom m'a dit que tout était prêt.
Her şeyin ne kadar temiz ve düzenli göründüğünü farkederdiniz."Vous remarquerez combien tout était propre et ordonné ».
Yahudi dışında her şeyin bir ömrü var; tüm diğer güçler geçip gidici ama o kalıcı.Toutes les choses sont mortelles sauf le Juif ; toutes les autres forces passent, mais il demeure.
(Almanya, Almanya her şeyin üstünde.L'Allemagne, l'Allemagne au-dessus de tout, au-dessus de tout au monde.
Her şeyini kaybetmiştir.Il a tout perdu.
Ben onun hakkında kasten kaçamak yapmıyorum, sadece söylenecek çok az şeyin olduğunu belirtiyorum.Je ne suis pas délibérément évasive à son sujet, c'est juste qu'il n'y a pas grand-chose à dire.
Ama Seras onu her şeyin böyle daha iyi olacağı konusunda ikna eder.Thor lui assure que tout va très bien se passer.
Krebs, eğer 48 saat içinde yardım gelmezse her şeyin yitirileceğini söyledi.Krebs dit à Keitel que, si des renforts n'arrivent pas sous 48 heures, tout sera perdu.
Her şeyin kaybedilmiş olduğunu görüyorum.Il savait que tout était perdu.
Harry Houdini gibi ünlü sihirbazlar yaptıkları şeyin illüzyon yaratmak olduğunu söylerler.Il rencontre le magicien Harry Houdini qui l'initie à l'Illusionnisme,.
Ailesi ve kendisi için bu, her şeyin önünde yer alır.Celui-ci et sa famille vont prendre possession de leur bien...
Fakat aynı şeyin peşinde olan başka birileri daha vardır.Mais une autre personne a le même.
Ona utanacak hiçbir şeyinin olmadığını söyle.On dit qu'il n'est pas gêné.
Destek olan şeyin birçok nesnelerde bulunduğunu varsıyıyoruz, işte bu ortak desteğe töz adını veriyoruz."Nous implorons leur secours, et ils nous secourent.
Ona dışarıda bir şeyin kapıyı tırmaladığını anlatırlar.Ils parlent d'en enfoncer les portes.
Bu, her şeyin sonu demekti.C'est la fin de la totalité.
Bu oyunda, başlangıçta bazıları kazansa da, sonuçta herkes her şeyini kaybeder...À la fin, soit tout le monde gagne, soit tout le monde perd.
Bir şeyin maliki.Parrain : Maliki.
Heşlenmek :Bir şeyin atılacak duruma gelmesi.Supposons le cas où l'on veut lever un objet.
1- Var olmaya başlayan her şeyin var olmaya başlamasının bir sebebi vardır.Mais qu'importe, il faut bien qu'il y ait quelqu'un qui commence.
Thomas Claire'i her şeyin iyi olacağına ve iyi birer anne-baba olacaklarına ikna ediyor.Ann et Chris se demandent s'ils seront bons parents.
Olmuş ve olacak her şeyin yazılı olduğu kitap anlamındadır.Pour lui, est littérature tout ce qui a été écrit et publié sous forme de livre.
Labor omnia vincit improbus Güçlü bir çalışma/emek her şeyin üstesinden gelinir.Devise : Labor omnia vincit improbus (un travail opiniâtre vient à bout de tout).
Bir şeyin hem kendisi hem de başkası olamayacağını ifade eden kuraldır.Toujours à nous dire ce qui est vrai et ce qui ne l'est pas.
"TARDIS" kelimesi artık içi dışından büyük görünen herhangi bir şeyin adı olmuştur.De même, le mot « TARDIS » est utilisé pour définir un objet plus grand à l'intérieur qu'à l'extérieur.
Bâtın; gizli olan, bir şeyin gerçeği, iç yüzü anlamına gelir.Toute la vérité, rien que la vérité : c'est la vérité sacrée.
O’na göre 'İnsan her şeyin ölçüsüdür'.Tel est le sens de la célèbre formule : la personne humaine est la mesure de toute chose.
“Her şeyin ateşle arındırıldığına inanıyorlar.Absolument tout est détruit par le feu.
Her şeyin başıdır.Coupable de tout.
Her şeyin içinde bu öz varlıktan vardır, o gerçektir.On aura ainsi все (« tous ») et всё (« tout »).
Onlar senin her şeyine sahip..Je lui dois tout.
"Bir şeyin bilincinde olma" anlamına gelmektedir.Toute conscience est « conscience de quelque chose ».
Bir şeyin imkansız olduğunu kanıtlamanın çeşitli yolları vardır.Il existe deux approches pour démontrer l'inexistence d'une solution.
Bunun nedeni ise, her şeyin ereksel nedenlerinin bilgisine ulaştırmasıdır.En premier, c'est le souci de retracer l'origine de chaque donnée.
Bu durum, Winnie'nin 'Benim peşimde misin, Willie, yoksa başka bir şeyin mi?Su-yeon est-elle un fantôme, une vision de Su-mi ou les deux ?
( Olgun kişi her şeyin iyisi için çabalar. )(Will Works Out) Tout ça pour un job !
Şarkıcı, şarkıda her şeyin kendisine sevgilisini hatırlattığından bahsetmektedir.Le chanteur montre tous les signes qu'il est amoureux.
Fakat gerçekten hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok muydu?Possède-t-elle une véritable signification dans l’absolu ?
Distimitria: Her şeyin içinden geçmeye yarayan büyüdür.Comme par magie, tout se met en route.
Her şeyin şimdiki gibi olmasına bu garip başlangıç yol açtı." şeklinde ifade etti.Il a juste débuté étrangement pour engendrer ce qu'il est maintenant. ».
Her şeyin bir zamanı vardır.Hay un tiempo para todo.
Ondan daha küçük herhangi bir şeyin yok mu?¿No tienes nada más pequeño que eso?
İlgili Sayfalar