şeyin ile cümle
şeyin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu yapacak daha iyi bir şeyin var gibi değil.It's not like you have anything better to do.
Her şeyin daha beteri de vardır.It could always be worse.
Hiçbir şeyin sonsuza dek sürmediğini biliyorum.I know that nothing lasts forever.
Biri aç olduğunda her şeyin tadı iyi olur.When one is hungry, everything tastes good.
Birçok şeyin düzeltilmeye ihtiyacı var.Lots of things need fixing.
Bazı insanlar her şeyin matematiksel olduğunu düşünüyor.Some people think everything is mathematical.
Kadınlar hakkında öğreneceğin çok şeyin var.You have a lot to learn about women.
Erkekler hakkında öğrenecek çok şeyin var.You have a lot to learn about men.
Senin hâlâ kadınlar hakkında öğreneceğin çok şeyin var.You still have a lot to learn about women.
Burada yiyebileceğim herhangi bir şeyin var mı?Do you have anything here I could eat?
Senin bir şeyin yok.Nothing is wrong with you.
Senin bir şeyin yok. Bu senin hatan değil.Nothing is wrong with you. It's not your fault.
Tom'u yaptığı şeyin kasıtlı olduğunu düşünüyorum.I think what Tom did was intentional.
Tom yerdeki bir şeyin üzerinde tökezledi.Tom stumbled over something on the ground.
Her şeyin bir sebeple olduğuna inanıyorum.I believe that everything happens for a reason.
Bize olan her şeyin mukadder olduğunu düşünüyor musunuz?Do you think that everything that happens to us is predestined?
Hayatta hiçbir şeyin garantisi yoktur.There are no guarantees in life.
Her şeyin bağlı olduğu bir şey vardır.Everything is connected to everything else.
Tom kesinlikle bir şeyin peşinde!Tom is definitely up to something!
Ona karşı bir şeyin var mı?Do you have something against him?
Tom her şeyin bittiğine memnun.Tom is glad it's all over.
Söyleyecek bir şeyin olmadığında sessiz kalmaktan utanma.Don't be ashamed of staying silent when you don't have anything to say.
Onun söylediği her şeyin neredeyse yarısı sırf kurgu.About half of everything he says is sheer fiction.
Tom bir şeyin eksik olduğunu biliyordu.Tom knew something was missing.
Onlar hiçbir şeyin imkansız olmadığını söylüyor.They say nothing is impossible.
Bir şeyin seni üzdüğü belli.Something obviously has upset you.
Tom şimdi her şeyin sahibi.Tom owns everything now.
İşte yapman gereken her şeyin bir listesi.Here's a list of everything you need to do.
Sanırım Tom yardımımı isterse, yapması gereken tek şeyin onu istemek olduğunu anlıyor.I think Tom understands that if he wants my help, all he needs to do is ask for it.
Bana gösterecek bir şeyin var mı?Do you have something to show me?
Bir şeyin değişip değişmediğine bakalım.Let's see if anything changes.
Aynı şeyin tekrar olmasına izin vermeyelim.Let's not let the same thing happen again.
Aynı şeyin bize olmasına izin vermeyelim.Let's not let the same thing happen to us.
Bugün yapılması gereken şeyin üzerinde yoğunlaşalım.Let's concentrate on what needs to be done today.
Tom gerçekten ihtiyacı olan şeyin bu olduğunu söylüyor.Tom says this is what he really needs.
Sadece yapmamız gereken şeyin bu olduğundan emin olalım.Let's just make sure this is what we're supposed to be doing.
Bu tür şeyin olmasına alışkınım.I'm used to this kind of thing happening.
Bu şeyin atılmasını istiyorum.I want this stuff thrown away.
O şeyin birazını istiyorum.I want some of that stuff.
Çalışmayan her şeyin tamir edilmesini istiyorum.I want everything that's not working fixed.
Sana hiçbir şeyin sözünü vermeyeceğim.I will promise you nothing.
Şikayet edecek bir şeyin yok.You've got nothing to complain about.
Bu tür şeyin olduğuna hâlâ inanamıyorum.I can't believe this kind of thing still happens.
Bir şeyin iyi bir fikir olup olmadığı bir görüş meselesidir.Whether something is a good idea or not is a matter of opinion.
Her şeyin yolunda olduğundan emin olmak zorundayım.I have to make sure everything is OK.
Bu şeyin nasıl kullanılacağını biliyor musun?Do you know how to drive this thing?
Bu tür şeyin çok sık olduğunu görmeyiz.We don't see this kind of thing happening very often.
Hiçbir şeyin mümkün olduğuna inanmıyorum.I believe anything is possible.
Herhangi bir şeyin değişmesini bekleme.Don't expect anything to change.
Onun söylediği şeyin doğru olmadığını düşünüyorum.I think that what he says isn't true.
Yapacak başka bir şeyin yok.It's not like you have anything else to do.
Onunla ilgili bir şeyin yanlış olduğunu düşünüyorum.I think something's wrong with her.
Tom bir şeyin tuhaf olduğunu fark etti.Tom noticed something was odd.
Biz bir şeyin değişmek zorunda olduğunu biliyorduk.We knew something had to change.
Söyleyecek çok şeyin olduğunu biliyoruz.We know you've got plenty to say.
Bir şeyin hatalı olduğunu biliyorum fakat ne olduğundan oldukça emin değilim.I know something is wrong, but I'm not quite sure what.
Böyle bir şeyin olacağını düşündüm.I figured something like this was going to happen.
Böyle bir şeyin olacağını biliyordum.I knew something like this was going to happen.
Böyle bir şeyin olabileceğini düşündüm.I thought something like this might happen.
Odaya girdiğim an, bir şeyin hatalı olduğunu biliyordum.The moment I walked into the room, I knew something was wrong.
İlgili Sayfalar