En iyi olduğunu düşündüğün şeyi yap.Do what you think is best.
Bu dünyada ölüm ve vergiler hariç hiçbir şeyin kesin olduğu söylenemez.In this world nothing can be said to be certain, except death and taxes.
Onun söylediği herhangi bir şeyi anlayamadım.I couldn't understand anything that he said.
Böyle bir şeyin olmasını istemiyorum.I don't want something like this to happen.
Sana söylemek istediğim bir şeyim var.I have something I want to say to you.
Bir eşarp için 40 Euro mu? Daha ucuz bir şeyiniz yok mu?40 Euros for a scarf? Don't you have anything cheaper?
Soğuk algınlığı için bir şeyin var mı?Have you something for a cold?
Daha iyi bir şeyi tercih ederim.I prefer something better.
Bir Japon insanı böyle bir şeyi asla yapmazdı.A Japanese person would never do such a thing.
Benim bu konuda söyleyecek bir şeyim yok.I have nothing to say on this matter.
Allah biliyor ki elimizden gelen her şeyi yaptık.God knows we did everything we could.
Her şeyi açmalı mıyım?Must I open everything?
Erkek kardeşimin hiçbir şeyi yok.My brother has nothing.
Her şeyi bir taksiye koy.Put everything in a taxi.
Bir şeyi değiştirmeyecek.That'll change nothing.
O bir şeyi değiştirmeyecek.That'll change nothing.
Söylemeye değer başka bir şeyim yok.I have nothing else worth saying.
Onu izle ve aynı şeyi yap.Watch him and do the same thing.
Biz her şeyi içeriz.We drink everything.
Ona yapmasını söylediğim şeyi yaptı.He did what I told him to do.
O, ona yapmasını söylediğim şeyi yaptı.He did what I told him to do.
Ona yapmasını söylediğim şeyi tam olarak yaptı.He did exactly what I told him to do.
Kimsenin söyleyecek bir şeyi yoktu.No one had anything left to say.
Olan her şeyin bir sebebi vardır.Everything happens for a reason.
Her şeyin bir var olma şansı yoktur.Not everything gets a chance to exist.
Hiçbir şeyin zamandan daha değerli olmadığı söylenir.It's said that nothing is more precious than time.
O, sahip olduğu her şeyi kaybetti.He lost everything he owned.
Sen bir şeyin peşindesin.You're up to something.
İnanç her şeyi mümkün kılar....aşk her şeyi kolaylaştırır.Faith makes all things possible.... love makes all things easy.
Bugün yapacak hiçbir şeyim yok.I have nothing to do today.
Söyleyecek çok şeyim var.I got a lot to say.
Her şeyi duyabiliyorum.I can hear everything.
Üşüttüğüm için, hiçbir şeyin tadını alamıyorum.Since I have a cold, I can't taste anything.
Zaman her şeyi iyileştirir. Zaman ver, zaman.Time heals almost everything. Give time, time.
O her şeyi tekneden attı.He threw everything out of the boat.
Doktorun istediği her şeyi yaptığın için iyileştin.You got better because you did everything the doctor asked.
Belki de her şeyi yasaklamalıyız.Maybe we should call the whole thing off.
İçecek sıcak bir şeyiniz var mı?Do you have anything hot to drink?
Klava her şeyi fazla basitleştiriyor.Klava oversimplifies everything.
O, evliliğinde her şeyin iyi olmadığını ima etti.He intimated that all is not well in his marriage.
Zengin olduğu için, her şeyi yapabilir.Since he is wealthy, he can do anything.
Ben, her şeyi hatırlıyorum.I remember everything.
Güzel gözlerin için her şeyi yapacağımı bilirsin.You know I'd do anything for your beautiful eyes.
Canımın istediği her şeyi yaparım.I do anything I feel like.
Kesinlikle korkacak hiçbir şeyin yok.You have absolutely nothing to fear.
Her zaman her şeyi mahvediyorsun.You always destroy everything.
O işi almak her şeyi yapmaya istekli olurdum.I'd be willing to do anything to get that job.
Ben sana her şeyi anlatacağım.I'm going to tell you everything.
Aşağı baktım ve kesinlikle söyleyecek hiçbir şeyim yoktu.I looked down and had absolutely nothing to say.
İnsan mutlu olma sanatı hariç herhangi bir şeyi icat edebilir.Man may invent anything, save for the art of being happy.
Bir cetvelle on iki inç uzunluğa kadar bir şeyi ölçebilirsiniz.A ruler can measure something up to twelve inches in length.
Her şeyi olan biri her şeyi kaybedebilir.The one who has everything can lose everything.
Bildiğimizi düşündüğümüz şeyi sorgulamaya başlıyoruz.We're starting to question what we thought we knew.
O daha önce hiç yapılmamış bir şeyi yapmak için yola çıktı.He set out to do something that had never been done before.
O her şeyi bildiğini düşünüyor.He thinks he knows everything.
O her şeyi bildiğini sanıyor.He thinks he knows everything.
Sorun o çocuğun yapması söylenilen şeyi asla yapmamasıdır.The problem is that that boy never does what he is told to do.
Söylediğin şeyi anlamıyorum.I don't understand a thing you're saying.
O yapmaya söz verdiği şeyi yaptı.He did what he promised to do.
O her şeyi ödeyecek.She will pay for everything.