Ana içeriğe geç
Sözlük

şeyi ile cümle

şeyi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Doğru şeyi yap. Bu bazı insanları sevindirecek ve geriye kalanını şaşırtacak.Do the right thing. It will gratify some people and astonish the rest.
Söyleyecek bir şeyin yoksa, bir şey söyleme.If you have nothing to say, say nothing.
Eğer doğruyu söylersen her şeyi hatırlamak zorunda değilsin.If you tell the truth, you don't have to remember anything.
Lütfen söylemek zorunda olduğum şeyi dinle.Please listen to what I have to say.
Pişman olacağın bir şeyi yapma.Don't do anything you'll regret.
Yapmayacağım bir şeyi yapmayın.Don't do anything I wouldn't do.
Bir şeyi doğru yaptırmak istiyorsan onu kendin yapmalısın.If you want something done right, you have to do it yourself.
Her şeyi basitleştirmeye çalış.Strive to simplify everything.
Sana anlatacak o kadar çok şeyim var ki nereden başlayacağımı bilmiyorum.I have so many things to tell you that I don't know where to start.
Atomlar her şeyin içinde vardır.Atoms are in everything.
Yerçekimi her şeyi dünyaya düşürür.Gravity brings everything down to Earth.
Üşüttüğümde, hiçbir şeyin tadını alamıyorum.When I have a cold, I cannot taste anything.
Böyle bir şeyin mümkün olduğunu düşünüyor musun?Do you think such a thing is possible?
Yapmak zorunda olduğun şeyi yaptın.You did what you had to do.
Sessiz kalmak için Dasein'in söyleyecek bir şeyi olmalı.In order to remain silent Dasein must have something to say.
Benim bilmediğim bir şeyi biliyormuşsun gibi geliyor.It would seem that you know something that I don't.
O beni kanatlarının altına aldı ve bildiği her şeyi bana öğretti.She took me under her wing and taught me everything she knows.
Gençken,birçok şeyi ücretsiz aldım.When I was young I got lots of things for free.
Hiçbir şeyi şansa bırakmadık.We left nothing to chance.
Her şeyin iyi gideceğinden emin miyiz?Are we sure that everything will go fine?
Beni tutacak ve bana her şeyin iyi olacağını söyleyecek birine ihtiyacım var.I need someone to hold me and tell me everything will be alright.
Yapmak istemediğim hiçbir şeyi bana yaptıramazsın.You can't make me do anything I don't want to do.
Bir şeyin yanlış gittiğine dair içimde kötü bir his var.I have a nasty feeling something's gone wrong.
Muhafızlar onların söylediği her şeyi duydular.Guards could hear everything they said.
Doktorlar onu tedavi etmek için ellerinden gelen her şeyi yaptı.Doctors did everything they could to cure him.
Onlar her şeyi oldukça yüksek fiyatlarla sattı.They sold everything at extremely high prices.
Doğru şeyi yaptıklarından emindiler.They were sure they had done the right thing.
O, doğru olduğunu düşündüğü şeyi yapar.He does what he thinks is right.
Söyleyecek bir şeyim var.I have something to say.
İki adamın ortak çok şeyi vardı.The two men had much in common.
Her şeyin fiyatı arttı.The price of everything increased.
Başkanın dediği her şeyi duyabiliyordum.I could hear everything the president said.
Karışık akıl, bir şeyi aşırı düşünen, bir yerde pıhtılaşan akıldır.The confused mind is the mind that, thinking something over, congeals in one place.
Ondan daha küçük herhangi bir şeyin yok mu?Don't you have anything smaller than that?
Bozuk plak gibi aynı şeyi tekrarlıyorsun.You sound like a broken record.
Ben, her şeyi söyledim.I've said everything.
Her şeyi söyledim.I've said everything.
Onlar burada her şeyi satıyorlar.They sell everything here.
Söylediği şeyin hiçbir önemi yok.It doesn't matter what he said.
O tatlı olan her şeyi sever.He likes all that is sweet.
İstediğin her şeyi parayla satın alamazsın.You can't buy everything you want with money.
Bana istediğin her şeyi sor.Ask me anything you like.
Hiç kimse her şeyi bilemez.No one can know everything.
Kadınları konuşturma yollarına sahibiz ama onları susturmak için hiçbir şeyimiz yok.We have ways of making women speak; we have none for shutting them up.
Hiç bir şeyi asla önceden tahmin edemem.I can never predict anything.
Yaptığın yolculuk hakkındaki her şeyi bana anlat.Tell me all about the trip you've made.
Babam istediğimiz her şeyi bize vermek istediği için çok çalışmaktadır.My father works hard because he wants to give us everything we need.
O, ona her şeyin yolunda olduğuna dair güvence verdi.She assured him that everything was OK.
O, doğru şeyi yapmayı bile denemedi.She didn't even try to do the right thing.
O, ona istediği her şeyi verir.She gives him everything he asks for.
O, onun yapmasını istediği her şeyi ona yaptırdı.She got him to do anything she wanted him to do.
O, ona bildiği her şeyi öğretti.She taught him everything she knew.
O, ona çocukluğu hakkında her şeyi anlattı.She told him all about her childhood.
Mücadele etmeye değer bir şeyim olduğu için pes etmeyeceğim.I won't give up because I have something worth fighting for.
Ona öğretilmeyen şeyi bilmediği için onu suçlayamazsınız.You can't blame her for not knowing what she hasn't been taught.
Ben, hayatımda böyle bir şeyi asla görmedim, bir kez değil!I've never seen such a thing in my life, not once!
Bugün yapmam gereken çok şeyim var.I have lots of things I need to do today.
Yapacak gözde şeyiniz nedir?What's your favorite thing to do?
Hoşlandığın bir şeyi yaparak zamanını geçirmeyi tercih etmez misin?Wouldn't you rather spend your time doing something you enjoy?
Sana her şeyi söylediğime inanıyorum.I believe I have now told you everything.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod