Sıcak bir şeyin var mı?Do you have anything hot?
Baş ağrısını hafifletecek bir şeyin var mı?Do you have anything to relieve a headache?
Yiyecek bir şeyin var mı?Do you have anything to eat?
Yazmak için bir şeyin var mı?Do you have something to write with?
Söyleyecek bir şeyin varsa hemen söyle ya da sesini kes.If you have something to say, say it now or pipe down.
Bir şeyin eksik olduğunun bilincindeydim.I was conscious that something was missing.
Söyleyecek başka bir şeyin var mı?Do you have anything further to say?
Yan odada yanan bir şeyin kokusunu almıyor musun?Don't you smell something burning in the next room?
Sırtımda bir şeyin süründüğünü hissettim.I felt something crawling on my back.
Yere bir şeyin düştüğünü duydum.I heard something fall to the ground.
Yanan bir şeyin kokusunu alıyorum.I smell something burning.
Atıştırabileceğim bir şeyimiz var mı?Do we have anything I can snack on?
Bir şeyin yanlış olduğunu hissediyorum.I feel that something is wrong.
Kötü bir şeyin olacağı içime doğmuştu.I had a hunch something pleasant was going to happen.
Her şeyi bir tekneye koyarak riske atmayın.Don't risk putting everything in one boat.
Her şey hakkında söyleyecek bir şeyin var, değil mi?You have something to say about everything, don't you?
Hakkında gururlanacağım hiçbir şeyim yok.I have nothing to boast about.
Onun aleyhinde söyleyecek bir şeyim yok.I have nothing to say against it.
Böyle bir şeyi ona söylemeye nasıl cesaret edersin.How dare you say such a thing to her!
O şeyi nasıl yiyebildiğini anlamıyorum.I don't see how you can eat that stuff.
Açıkçası, yapmak istediğim her şeyi yapmak için zamanım yoktu.I simply haven't the time to do everything I want to do.
Her şeyi oluruna bırak.Let sleeping dogs lie.
Montgomery her şeyin başladığı yerdi.Montgomery was where it all began.
Söyleyecek daha fazla şeyim yok.I have nothing further to say.
Daha fazla çalışmazsan hiçbir şeyi başaramayacaksın.You'll never achieve anything if you don't study harder.
Daha ucuz bir şeyin var mı?Do you have anything cheaper?
Daha az pahalı bir şeyin var mı?Do you have anything less expensive?
Yerinde olsam, aynı şeyi yaparım.Were I in your place I would do the same thing.
Yerinde olsam, böyle zor bir durumda aynı şeyi yaparım.If I were you, I would have done the same thing in such a difficult situation.
Ve senin aşkını kaybedersem her şeyimi kaybederim.And if I lose thy love, I lose my all.
Bir şeyin doğrusunu bilecek kadar yeterince yaşlısın. Terbiyeni takın.You are old enough to know better. Behave yourself.
Meg Japonya hakkında her şeyi bilmeye meraklı.Meg is curious to know everything about Japan.
Herkes aynı şeyi düşünüyor.Everyone thinks the same thing.
Her şeyi biliyormuşsun gibi konuşuyorsun.You talk as if you knew everything.
Medya her şeyi orantısız olarak açığa vurdu.The media blew the whole thing out of proportion.
Her şeyi göz önüne alırsak, bu güzel bir partiydi.All in all, this was a nice party.
Ben, bildiği her şeyi avukata anlatmaya karar verdi.Ben decided to tell the lawyer everything he knew.
Betty sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor.Betty talks as if she knew everything.
Parti hakkındaki her şeyi sana bırakacağım.I will leave everything about the party up to you.
Söyleyecek bir şeyin var mı?Do you have anything to say?
Her şeyin bir zamanı vardır.There is a time for everything.
En küçük bir çocuk bile böyle bir şeyin ne olduğunu bilir.Even the smallest child knows that kind a thing.
Bu arada sana söyleyecek bir şeyim var.By the way, I have something to tell you.
Her şeyin nerede olduğunu biliyorsun.You know where everything is.
O, geçmişi hakkında her şeyi biliyor gibi görünüyor.He seems to know all about her past.
Öyle aptalca bir şeyi sana ne söyletti?What made you say such a stupid thing as that?
Bana seni öyle depresif yapan şeyi söyle.Tell me what makes you so depressed.
Onun gibi aptalca bir şeyi sana yaptıran nedir?What made you do a silly thing like that?
O, kapıyı açar açmaz yanan bir şeyin kokusunu aldı.The instant he opened the door, he smelt something burning.
Ben elimden gelen her şeyi yapacağım.I'll do everything I can.
Dick sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor.Dick talks as if he knew everything.
Öylesine bir şeyi bir kez çok sık yaparsın ve cezalandırılırsın.You do such a thing once too often and get punished.
Bir şeyi asla bedava alamazsın.You never get something for nothing.
Öyle tuhaf bir şeyin gerçekleşmesi muhtemel değildir.Such a strange thing is not likely to happen.
Böyle aptalca bir şeyi nasıl söyleyebilirsin?How can you say such a foolish thing?
Böyle önemli bir şeyi unutacak kadar ne kadar ihmalkarsın!How careless you are to forget such an important thing!
Bu nedenle, onun söyleyecek çok az şeyi vardı.That being the case, he had little to say.
Öyle bir şeyi satın almayı göze alamam.I cannot afford to buy such a thing.
Siz böyle bir şeyi söylememelisiniz.You ought not to say such a thing.
Böyle bir şeyi söylemek çok kızmış olmalı.He must be very angry to say such a thing.