Ana içeriğe geç
Sözlük

şeyi ile cümle

şeyi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom'un ekleyecek daha fazla şeyi yoktu.Tom had nothing more to add.
Tom'un yiyecek bir şeyi kalmamıştı.Tom had nothing left to eat.
Tom'un içecek bir şeyi kalmamıştı.Tom had nothing left to drink.
Tom aradığı şeyi buldu.Tom found what he was looking for.
Tom annesinin ona verdiği her şeyi yer.Tom eats everything that his mother gives him.
Tom'un yapmak istediği şeyi yapmak için yeterli yeri yoktu.Tom didn't have enough space to do what he wanted to do.
Tom ondan almasını istediğim şeyi almadı.Tom didn't buy what I asked him to.
Tom onun yapmasını istediğim şeyi yaptıTom did what I wanted him to do.
Tom ona yapmasını söylediğim şeyi yaptı.Tom did what I told him to do.
Tom yapacağını söylediği şeyi yaptı.Tom did what he said he'd do.
Tom yapmaya söz verdiği şeyi yaptı.Tom did what he promised to do.
Tom yapmak zorunda olduğu şeyi yaptı.Tom did what he had to do.
Tom doğru olduğuna inandığı şeyi yaptı.Tom did what he believed was right.
Tom her şeyi kendisi yaptı.Tom did it all by himself.
Tom tam olarak ona yapmasını söylediğim şeyi yaptı.Tom did exactly what I told him to do.
Tom elinden gelen her şeyi yaptı.Tom did all that he could.
Tom yaptığını söylediğin şeyi yapmış olamaz.Tom can't have done what you say he did.
Tom'un yeterli parası olmadığı için satın almak istediği şeyi alamaz.Tom can't buy what he wants to buy because he doesn't have enough money.
Tom fıstığın haricinde neredeyse her şeyi yiyebiliyor.Tom can eat just about anything but peanuts.
Tom yemek istediği her şeyi yedi.Tom ate all that he wanted to eat.
O tür bir şeyi yapmaya ancak Tom'un cesareti vardı.Only Tom would have the guts to do that kind of thing.
Tom her şeyi yiyecek gibi görünüyor.It looks like Tom will eat the whole thing.
Tom'u hapishaneye koymak için yapmak zorunda olduğum her şeyi yapacağım.I'll do whatever I have to do to put Tom behind bars.
Tom'un inandığı şeyin arkasında duracak cesareti olduğundan şüpheliyim.I doubt that Tom has the courage to stand up for what he believes in.
Tom'un her şeyi yediğine inanamıyorum.I can't believe Tom ate the whole thing.
Tom'a bildiği her şeyi Mary'ye söylemesine izin verilmedi.Tom wasn't allowed to tell Mary everything he knew.
Tom'un bildiği her şeyi Mary'ye söylemesine izin verilmedi.Tom was not permitted to tell Mary everything he knew.
Tom Mary'nin söylemek zorunda olduğu şeyi herhangi bir heyecan göstermeden dinledi.Tom listened to what Mary had to say without showing any emotion.
Tom Mary için neredeyse her şeyi yapmaya hazır.Tom is willing to do almost anything for Mary.
Tom Mary'ye her şeyi söylemeyi planladı.Tom intended to tell Mary everything.
Tom mesele hakkında bildiği her şeyi Mary'ye söyledi.Tom has told Mary all he knows about the matter.
Tom'un Mary'ye söyleyecek bir şeyi var.Tom has something to tell Mary.
Tom'un Mary'ye söyleyecek çok şeyi var.Tom has lots of things to tell Mary.
Tom'un Mary için bir şeyi var.Tom has a thing for Mary.
Tom, Mary onun yapmasını söylediği şeyi yapmadığında üzülür.Tom gets upset when Mary doesn't do what he tells her to do.
Tom Mary'nin söylediği şeyin doğru olup olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know whether what Mary says is true or not.
Mary'ye her şeyi açıklamak için Tom'un zamanı yoktu.Tom didn't have time to explain everything to Mary.
Tom'un Mary'nin onun yapmasını istediği şeyi reddedecek cesareti yoktu.Tom didn't have the courage to refuse to do what Mary asked him to do.
Tom Mary'nin onun yapmasını söylediği şeyi yaptı.Tom did what Mary told him to do.
Tom bildiği her şeyi Mary'ye söyleyemedi.Tom couldn't tell Mary everything he knew.
Tom Mary'nin onu yapmakla suçladığı şeyi yaptığı gerçeğini inkar edemez.Tom can't deny the fact that he did what Mary accused him of doing.
Tom son dilim ekmeği yedi bu yüzden Mary'nin yiyecek bir şeyi yoktu.Tom ate the last slice of bread so Mary had nothing to eat.
Tom Mary'nin onun için yapmış olduğu her şeyi takdir ediyor.Tom appreciates everything that Mary has done for him.
Tom ve Mary'nin ortak bir şeyi yok.Tom and Mary have nothing in common.
Tom ve Mary birbiriyle geçinmiyor. Onların ortak bir şeyi yok.Tom and Mary don't get along. They have nothing in common.
Tom'un Mary'nin yaptığı aynı şeyi yapmasını rica ettim.I asked Tom to do the same thing that Mary was doing.
Tom Mary hakkında her şeyi bilmek istiyordu.Tom wanted to know everything about Mary.
Tom uzun bir zaman gibi görünen şeyi bekledi.Tom waited for what seemed like a long time.
Tom Mary'ye bilmesi gereken her şeyi söyledi.Tom told Mary everything she needed to know.
Tom mutfak lavabosu hariç her şeyi paketlemiş gibi görünüyor.Tom seems to have packed everything but the kitchen sink.
Tom'un sağlam bir midesi var. İstediği şeyi yiyebiliyor.Tom has a cast iron stomach. He can eat just about anything.
Mary reçetesiz her şeyi pişirebilir.Mary can cook anything without recipes.
Aç çocuklar masadaki her şeyi yedi.The hungry boys ate everything on the table.
Katolik İncil, Protestan İncil'deki her şeyi ve diğer birkaç kitabı içerir.The Catholic Bible contains everything in the Protestant Bible plus several other books.
İstediğin her şeyi yiyebilirsin.You can eat all you want.
Söyleyecek hiçbir şeyin yoksa, hiçbir şey söyleme.If you don't have anything to say, don't say anything.
Tom onun yaptığını iddia ettiğin şeyi asla yapmazdı.Tom would never do what you claim he did.
Tom Mary'nin söylediği herhangi bir şeyi anlayamadı.Tom was unable to understand anything Mary said.
Tom önerilen her şeyi denedi fakat hâlâ sorunu halledemedi.Tom tried everything that was suggested, but still couldn't fix the problem.
Tom bana istediğin bir şeyi sana vermemi söyledi.Tom told me to give you anything you want.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod