Tom bana sabırsızlıkla beklediği bir şeyi olmadığını söyledi.Tom told me he had nothing to look forward to.
Tom Mary'nin onun yapmasını istediği şeyi yaptığını düşündü.Tom thought he was doing what Mary wanted him to do.
Tom her şeyin düzenli olduğunu düşündü.Tom thought everything was in order.
Tom kadınların her zaman her şeyi en iyi arkadaşlarına söylediklerini düşünüyor.Tom thinks that women always tell their best friends everything.
Tom herhangi bir şeyin mümkün olduğunu düşünüyor.Tom thinks anything's possible.
Tom'un hâlâ öğrenecek çok şeyi var.Tom still has a lot to learn.
Tom Mary'nin söylediği herhangi bir şeyi dinlemek için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to listen to anything Mary says.
Tom sorunla ilgili yapacağı bir şeyi olmadığını söylüyor.Tom says he has nothing to do with the matter.
Tom her şeyini riske attı.Tom put all his eggs in one basket.
Tom bana yardım etmek için yapabileceği her şeyi yapmak için söz verdi.Tom promised to do everything he could to help me.
Tom yaptığı şeyi yapabileceğini asla düşünmedi.Tom never thought he'd be able to do what he just did.
Tom asla söyleyecek çok şeyi var gibi görünmüyor.Tom never seems to have much to say.
Tom, Mary'nin neredeyse her şeyi ile gitmesine izin veriyor.Tom lets Mary get away with almost anything.
Tom Mary'nin böyle bir şeyi asla yapmayacağını bilir.Tom knows Mary would never do such a thing.
Tom hastaların yaşam kalitesini iyileştirmek için gücü dahilinde her şeyi yapıyor.Tom is doing everything within his power to improve the patients' quality of life.
Tom yerel bir indirimli mağazada ihtiyacı olan birçok şeyi satın alabilir.Tom is able to buy many things he needs at a local discount store.
Tom'un size söyleyecek bir şeyi var.Tom has something to say to you.
Tom'un yüzünde bir şeyi var.Tom has something on his face.
Tom'un sağ elinde bir şeyi var.Tom has something in his right hand.
Tom'un arkasında saklı bir şeyi var.Tom has something hidden behind his back.
Tom'un sana göstermek için bekleyemediği bir şeyi var.Tom has something he can't wait to show you.
Tom'un utanacak bir şeyi yok.Tom has nothing to be ashamed of.
Tom'un bağışlayacağı çok şeyi var.Tom has many things to give away.
Tom'un hediye olarak vereceği çok şeyi var.Tom has many things to give away.
Tom'un istediği şeyi yapacak çok zamanı var.Tom has lots of time to do anything he wants.
Tom'un gidebilmesinden önce yapacak birkaç şeyi daha var.Tom has a few more things to do before he can leave.
Tom her şeyi kendisi yapmak zorundaydı.Tom had to do everything himself.
Tom'un söyleyecek bir şeyi yoktu.Tom had nothing to say.
Tom'un dün yiyecek bir şeyi yoktu.Tom had nothing to eat yesterday.
Tom'un dün içecek bir şeyi yoktu.Tom had nothing to drink yesterday.
Tom'un yapacak bir şeyi yoktu, bu yüzden eve gitti.Tom had nothing to do, so he went home.
Tom'un dün yapacak bir şeyi yoktu.Tom had nothing to do yesterday.
Tom yapmak istediği şeyi yapmak için alır.Tom gets to do anything he wants to do.
Tom her şeyi Mary'ye anlattı.Tom explained everything to Mary.
Tom olan her şeyi anlattı.Tom explained everything that had happened.
Tom Mary'nin önüne koyduğu şeyi yer.Tom eats anything Mary puts in front of him.
Tom burada gerçekleşen aynı şeyi istemiyor.Tom doesn't want the same thing to happen here.
Tom aynı şeyin tekrar olmasını istemiyor.Tom doesn't want the same thing to happen again.
Tom Mary'nin yaptı dediğin şeyi yaptığını düşünmüyor.Tom doesn't think Mary would do what you said she did.
Tom balıkçılık ile ilgili ilk şeyi bilmiyor.Tom doesn't know the first thing about fishing.
Tom'un yiyecek bir şeyi yok.Tom doesn't have anything to eat.
Tom para biriktirmek için yapabileceği her şeyi yapar.Tom does everything he can to save money.
Tom para biriktirmek için elinden gelen her şeyi yapar.Tom does everything he can to save money.
Tom aslında Mary'nin yaptığı aynı şeyi yapar.Tom does basically the same thing as Mary does.
Tom Mary'ye her şeyi söylemedi.Tom didn't tell Mary everything.
Tom'un üzülecek bir şeyi yoktu.Tom didn't have anything to worry about.
Tom'un Mary'ye söyleyecek bir şeyi yoktu.Tom didn't have anything to say to Mary.
Tom pazarlık ettiği şeyi almadı.Tom didn't get what he bargained for.
Tom yapmakla suçlandığı şeyi yaptığını reddetti.Tom denied that he had done what he was accused of doing.
Tom Mary'ye her şeyi anlatmaya karar verdi.Tom decided to tell Mary everything.
Tom bilgisayarlar hakkında öğrenebileceği her şeyi öğrenmeye karar verdi.Tom decided to learn all he could about computers.
Tom bilgisayarlar hakkında elinden gelen her şeyi öğrenmeye karar verdi.Tom decided to learn all he could about computers.
Tom her şeyi valizine tıktı.Tom crammed everything into his suitcase.
Tom başarmayı umduğu her şeyi başaramadı.Tom couldn't accomplish everything he'd hoped he could.
Tom ona yapmasını istediğin şeyi asla yapamadı.Tom could never do what you are asking him to do.
Tom istediği bir şeyi yapabilirdi.Tom could have done anything he wanted.
Tom yaklaşık olarak söylediğim her şeyin tersini söylüyor.Tom contradicts just about everything I say.
Tom'un mutlu olmak için kesinlikle çok şeyi var.Tom certainly has a lot to be happy about.
Tom'un kesinlikle söyleyecek bir şeyi vardı.Tom certainly had something to say.
Tom Mary'nin onu yapmakla suçladığı şeyi kesinlikle yaptı.Tom certainly did what Mary accused him of doing.