Ana içeriğe geç
Sözlük

şeyi ile cümle

şeyi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bugünlerde Amerika ile ortak gerçekten her şeyimiz var, elbette dil hariç.We have really everything in common with America nowadays except, of course, language.
Bir insan her şeyin fiyatını bilebilir ve hiçbir şeyin değerini bilemez.A man can know the price of everything and the value of nothing.
Kapıyı açtığında TV dan başka açık bir şeyi yoktu.When he opened the door he had nothing on but the TV.
O tür bir şeyi niçin yaptığını gerçekten bilmek istiyorum.I really want to know why he did that kind of thing.
Onun o tür bir şeyi niçin yaptığını gerçekten bilmek istiyorum.I'd really like to know why he did that sort of thing.
Endişelenmeyin. Size her şeyin iyi olacağını söyledim.Don't worry. I told you everything would be OK.
Herkes aynı şeyi yedi.Everyone ate the same thing.
Bu şeyi buradan çıkarın.Get this stuff out of here.
Kocası onun onun önüne koyduğu her şeyi yer.Her husband eats everything she puts in front of him.
Postaladığım şeyi nasıl iptal edeceğimi anlayamıyorum.I can't figure out how to delete what I just posted.
Bana yapmamam söylenildiği için bana söylenilen her şeyi sana söyleyemem.I can't tell you everything I've been told because I've been told not to.
Ben sana her şeyi söyleyemem.I can't tell you everything.
Onun bana servis ettiği her şeyi yemedim.I didn't eat everything that she served me.
Kilerde yiyecek çok şeyim var.I have plenty of things to eat in the pantry.
Yediğin şeyin sağlıklı olduğunu umut ediyorum.I hope that what you are eating is healthy.
Evdeki her şeyi yediğimizi düşünmüştüm, fakat bir kutu kraker daha buldum.I thought we had eaten everything in the house, but I found another box of crackers.
Onun daha az şeyi kabulleneceğinden emin değildim.I wasn't sure that he would settle for anything less.
Seninle görüşecek önemli bir şeyim var.I've got something important to discuss with you.
Etrafına bakarsan, aynı şeyi yapan bir sürü insan göreceksin.If you look around, you'll see many people doing the same thing.
Bildiğim her şeyi sana anlatayım.Let me tell you everything I know.
O misafirlere hazırladığı şeyi nasıl yiyeceklerini gösterdi.She showed her guests how to eat what she had prepared.
Senin yaptığın her şeyi takdir ediyoruz.We appreciate everything you have done.
O tür şeyi ne tip insan yapardı?What sort of person would do that kind of thing?
Böyle bir şeyi kimin yaptığını düşünüyorsun?Who do you think would do such a thing?
Böyle bir şeyi kim yapardı?Who would do such a thing?
Tüm paranla, yaklaşık olarak istediğin her şeyi alabilmen gerekir.With all your money, you should be able to buy just about anything you want.
Başka herkesin yapıyor gibi göründüğü şeyi her zaman yapmamalısın.You shouldn't always do what everyone else seems to be doing.
Aşk her şeyi fetheder.Love conquers all.
Kaybedecek bir şeyim yok.I have nothing to lose.
O her şeyi bilir.He knows everything.
Aşçılık hakkında her şeyi bilir.She knows everything about cooking.
Yapmaya kalktığın şeyi başardın mı?Did you accomplish what you set out to do?
Bir şeyin olmadığında, amaç düşük; Bir yere gittiğinde, amaç yüksek.When you have nothing, aim low; when you get somewhere, aim high.
Herkes onun çocukları için yapabildiği her şeyi yaptığını bilir.Everyone knows that she has done everything she could for her children.
Bir risk almadan hiçbir şeyi başaramazsın.You can't accomplish anything without taking a risk.
O her şeyi eleştirir.He criticizes everything.
Tom böyle bir şeyi niçin yapardı?Why would Tom do such a thing?
Tom öyle bir şeyi niçin yapardı?Why would Tom do something like that?
Tom unutmamak için her şeyi not alır.Tom writes everything down so he won't forget it.
Tom'un bir bavul içine sahip olduğu her şeyi sığdırması mümkün oldu.Tom was able to fit everything he owned into one suitcase.
Tom başka hiç kimsenin yapmak istediği her şeyi yapmak için gönüllüydü.Tom volunteered to do all the things no one else wanted to do.
Tom genellikle her şeyi nakit olarak öder.Tom usually pays for everything in cash.
Tom her zaman doğru zamanda doğru şeyi söylüyor gibi görünüyor.Tom seems to always say the right thing at the right time.
Tom öyle bir şeyin bir daha asla olmayacağını söyledi.Tom said that nothing like that would ever happen again.
Tom Çinde yapılmış bir şeyi almayı reddediyor.Tom refuses to buy anything made in China.
Tom eline alabildiği şeyi okudu.Tom read anything he could lay his hands on.
Tom neredeyse her şeyi kendisi yapmayı seviyor.Tom likes to do almost everything by himself.
Tom hiçbir şeyi şansa bırakmadı.Tom left nothing to chance.
Tom İtalyan arabaları hakkında var olan her şeyi bilir.Tom knows everything there is to know about Italian cars.
Tom arabalarla ilgili bilinmesi gereken her şeyi biliyor.Tom knows everything there is to know about cars.
Tom para için neredeyse her şeyi yapmaya hazır.Tom is willing to do almost anything for money.
Tom her şeyin iyi gideceğinden oldukça emin.Tom is pretty sure everything will go well.
Tom'un şikâyet edecek bir şeyi yok.Tom has nothing to complain about.
Tom'un şu anda yapacak daha iyi bir şeyi yok.Tom has nothing better to do right now.
Tom'un öğrenecek çok şeyi var.Tom has a lot to learn.
Tom'un okuyacak bir şeyi yoktu.Tom had nothing to read.
Tom'un gizleyecek bir şeyi yoktu.Tom had nothing to hide.
Tom'un yiyecek bir şeyi yoktu.Tom had nothing to eat.
Tom'un içecek bir şeyi yok.Tom had nothing to drink.
Tom'un söyleyecek daha fazla şeyi yoktu.Tom had nothing more to say.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod