Ana içeriğe geç
Sözlük

şeye ile cümle

şeye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Her şeye rağmen de sigara içmeye devam etmektedir.Παράλληλα δεν έκοψε το κάπνισμα.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.Δε θα συμμετέχω σε αυτό."
Bir şeye hemen muhalefet etme.Μην αποφεύγεις την αντιπαράθεση.
Size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin.Εκείνη τη στιγμή τους συγχώρησα για ό, τι μου είχαν κάνει.
Her şeye rağmen, sezon sonunda istifa etti ve edebi uğraşılarını sürdürdü.Παρόλα αυτά, παραιτήθηκε στο τέλος της θεατρικής περιόδου και επέστρεψε στις λογοτεχνικές του δραστηριότητες.
Hiçbir şeye bu kadar üzülmemiştim.Δεν λυπάμαι για τίποτα.
Her şeye gücü yeten.Διαθέτει όλες τις δυνάμεις της.
Lucker “Hala aynı inanca ve görüşlere sahibim ama her şeye daha açığım.Jeg har stadig den samme tro og samme synspunkter, men jeg er mere åbne over for alt.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.Det kan vi ikke blande os i".
Başka bir şeye inanmam.Andre har ikke troet på det.
Her şeye rağmen evliliğini düzeltmek istedi.Han anmoder senere en ophævelse af deres ægteskab.
Güç koşmaya ve daha birçok şeye yarar.Det betyder mere køretid og flere kræfter.
Görünüşte hayatta istenebilecek her şeye sahiptir.Kan tilsyneladende overleve hvad som helst.
Doğru olanı bulmak için aslında başka bir şeye ihtiyaç yoktur.Den nøjagtige værdi behøver ikke at blive fundet.
Her şeye rağmen 1866'da onurlandırılarak Parlamento'nun Onur Konsülü'ne dahil edildi.I 1866 blev han ridder af Æreslegionen.
Bu tanrısal yasa her şeyi dilediğince yönetir ve her şeye fazlasıyla yeter."Herren din Gud afskyr enhver, som gør den slags."
Çevredeki her şeye tırmanamıyor.Den svinger dog ikke lige meget overalt.
İlk baş rolünü ”Her Şeye Rağmen” dizisinde oynamıştır.Han gik selvfølgelig hen og vandt (trods hans chipsstack i starten).
Başka herhangi bir şeye alerjin var mı?Er der andet du er allergisk over for?
Olimpus'un dışında, Güneş hiç bu kadar büyük bir şeye bakmadı.Bortsett fra Olympus har solen aldri sett noe så storartet’.»
Gerçekten Allah her şeye kadirdir...." diye buyurmaktadır.Og Allah har fullstendig makt over alle ting.»
Onun ölümünden sonra, Praetorianlar en çok ilgilerini çeken şeye hizmet etmeye başlayacaklardı.Etter hans død tjente pretorianerne det som var til deres eget beste.
Onlara men ettiğin şeye ne düşkündür onlar.Og gi dem noe av den rikdom som Gud har gitt dere.»
Seni men ettikleri şeyeyse hiç mi hiç meylin yoktur, senin.Med deres kondisjon vil dere ikke ha sjans til å klare det".
Size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin.Takk for alt du har lært oss.
Çünkü O, Kur'an'da belirtildiği üzere hiçbir şeye benzemez.Den er verken funnet i Koranen eller ahadith."
Eylemsizlik başka bir şeye bağlı olmalıdır.Reliabilitet har ikke noe med realitet å gjøre.
Her şeye pozitif bakar ve düşünür.Alt er gjennomarbeidet og gjennomtenkt.
Bedava şu anlamlara gelebilir Herhangi bir bedel ödemeden, ücretsiz alınan şeye verilen isimdir.Det betyr ordrett det som hevdes gratis, kan benektes gratis.
Her şeye rağmen evliliğini düzeltmek istedi.Det ble likevel planlagt et nytt ekteskap for ham.
Her şeye rağmen tam rekabet koşullarında ücret asgari ücretin altına inmez.Men det er ikke mulig å konkurrere på lavere aldersnivå.
Güven vermez, hiçbir şeye söz vermez.Hun lover å ikke fortelle noe.
Bu özellik, yakın ve orta mesafedeki her şeye ağır hasar verir.Dekkvingene er smale, betydelig avsmalnende rundt midten.
Her şeye rağmen, Fadlallah'ın birincil düşüncesi, akademik çalışmalarına devam etmekti.Luos politiske virksomhet har i bedømmelsen av ham tendert til å overskygge hans akademiske prestasjoner.
Bir şeye hemen muhalefet etme.Ikke trekk forhastede slutninger.
Uçup gitmemek için ağırlığa bağlanması ya da bir şeye tutunması gerekir.Det måtte tynges ned for ikke å krølle seg eller blåse bort.
Gerçekten Allah her şeye kadirdir...." diye buyurmaktadır.Dan Allah Maha Kuasa atas segala sesuatu."
Seni men ettikleri şeyeyse hiç mi hiç meylin yoktur, senin.Sesungguhnya tidak ada yang bisa mengampuni segala dosa melainkan Engkau.
Onlara men ettiğin şeye ne düşkündür onlar.Di sana akan diberitahukan kepadamu segala sesuatu yang ditugaskan kepadamu (apa yang harus kauperbuat)."
Omnia vincit amor Aşk, her şeye üstün gelir.Omnia vincit amor Cinta mengalahkan segalanya.
Çünkü Allah her şeye şahittir.Dan Allah Maha Memperhatikan segala sesuatu.
Her şeye gücü yeter.Dia Maha Kuasa atas segala sesuatu.
Evrenin yaratıcısı olan Tanrı; ebedi, her şeye gücü yeten ve her şeyi bilendir.Dia menciptakan segala sesuatu; dan Dia mengetahui segala sesuatu."
Tanrı her şeye kādirdir (Her şeye gücü yeter).Dan Allah Maha Kuasa terhadap segala sesuatu.
Hiçbir şeye kızmaz.Mereka tidak marah.
(Virgilius) Fere libenter homines id quod volunt credunt Kural olarak, insan olmasını umduğu şeye inanır.Homines quod volunt credunt Manusia mudah mempercayai hal-hal yang memang diinginkannya.
Beyin yıkama gerçek olmayan bir şeye gerçek gibi inandırılmak demektir.Topeng membuat sesuatu yang tidak mungkin menjadi kenyataan.
Her şeye rağmen evliliğini düzeltmek istedi.Namun, dia membatalkan rencana pernikahannya.
Ancak Japonların böyle bir şeye kalkışmalarının imkânsız olduğu sanılıyordu.Mereka beranggapan Jepang mustahil dapat membangun pesawat seperti itu.
Ben, her şeye rağmen şarkılar söylemekten, ağlamaktan, gülmekten, kısaca yaşamaktan vazgeçmeyeceğim.Saya tidak tahu apakah saya menangis, atau tertawa.
Onun politikası az bir ihtimalle olağan üstüydü fakat her şeye rağmen başarılıydı.Politiknya hampir tidak spektakuler namun masih berhasil.
Her şeye din adamları karar verir.Para Dewa yang menentukan nasib setiap orang.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Apakah ada kepercayaan yang dibenarkan?
Örneğin bir tanım ifadesinde, konuşmacı ne söylüyorsa, söylediği şeye inandığını gösterir.Misalnya ketika manusia ingin berbicara, ia akan memikirkan dahulu apa yang ingin ia ucapkan.
Terapide ona her şeye evet demesi ve asla hayır cümlesini kullanmaması aşılanır.Selalu berbicara menggunakan keigo terhadap siapapun, dan tidak pernah protes sekalipun dipanggil ‘Kakek’.
Koyun Baba’da Allah her şeye kadirdir dedikten sonra ve kadına bir elma uzatmıştır.Segala sesuatu akan tunduk kepada Allah Bapa, dan demikianlah Ia akan menjadi semua di dalam semua.
Hiçbir şeye bu kadar üzülmemiştim.Aku tidak marah butuh selama ini.
Böylece bizde bunu gerçek bir şeye dönüştürdük." dedi.Itulah yang kami kerjakan."
Yani var olan her şeye, kendisinden önce gelen bir şey neden olmuştur.Nghĩa là mọi sự việc đều là kết quả từ nguyên nhân trước đó.
Kötü olduğunu bildiğin hiçbir şeye ülfet etme.Đừng nghĩ mình đã giỏi bất cứ thứ gì.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod