Olimpus'un dışında, Güneş hiç bu kadar büyük bir şeye bakmadı.Poza tą strefą Słońce nigdy nie góruje w zenicie.
TSK her şeye rağmen soğukkanlı davranmıştır.”Pod tym względem był krystalicznie czysty”.
Bu tanrısal yasa her şeyi dilediğince yönetir ve her şeye fazlasıyla yeter."Bóg rządzi wszystkimi rzeczami i wie wszystko o tym, co może być zrobione”.
Şöyle yazar: "Hiç böyle bir şeye şahit olmamıştım.Skomentowała, "Nigdy nie zrobiłam takiej trasy.
Aklı hiçbir şeye basmaz ve hiçbir şeyi anlayamaz.Inteligencje nie wiedzą wszystkiego i niczego nie stwarzają.
Eylemsizlik başka bir şeye bağlı olmalıdır.A wykładnia nie ma już nic wspólnego z działaniem pozaustawowym.
Skopofili, bir şeye bakarak cinsel haz almak olarak tanımlanır.Jedną z metod jest rozpoznawanie podczas seksowania.
("Bir sürü şeyi çalmak/şeye sakso yapmak yasadışı!") diye cevap verdi.Sepleni, często powtarza „A niech to szuszeł sztrzeli!” (ang. Sufferin’ saccotash!).
Kötü olduğunu bildiğin hiçbir şeye ülfet etme.Nie sądź, że jesteś w czymś dobry.
Feyzi Tuna Her Şeye Rağmen - Yön.Tinie Tempah, właśc.
Sana yardım eden babanın Tanrısı'dır, Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'dır seni kutsayan.Oby Bóg twoich ojców prowadził cię i strzegł od wszelkiego zła!
Her şeye rağmen evliliğini düzeltmek istedi.Postanowił zatem zaaranżować małżeństwo.
"Ben her şeye gücü yeten Tanrı'yım" dedi.Dlatego Ali jest panem każdego, którego ja jestem panem".
Böylece Tanrı her şeye kādir değil demektir.Bóg oznacza, że wszystko jest możliwe.
Hiçbir şeye öncelik tanıma.Dopóki nie poznamy całości.
Hayatta istediği her şeye sahip gözükmektedir.W życiu dostawał zawsze to, co chciał.
Cisim, felsefede hissedilen, duyulan, dokunulan her şeye denilir.Uzasadniam; Nazywam istniejącą każdą rzecz, jaką można ugryźć, dotknąć, powąchać.
Bu şeye ne denilir?Jak to się nazywa?
Hiçbir şeye söz veremem fakat elimden geleni yapacağım.Nic nie mogę obiecać, jednak zrobię co w mojej mocy.
Herhangi bir şeye ihtiyacım yok, teşekkürler.Dziękuję, niczego nie potrzebuję.
Gerçekten Allah her şeye kadirdir...." diye buyurmaktadır.Ty för Gud är allting möjligt."
Onlara men ettiğin şeye ne düşkündür onlar.Inte heller dyrkar ni vad jag dyrkar.
Tanrı her şeye kādirdir (Her şeye gücü yeter).Därför har Gud upphöjt honom över allt.
Her şeye karşın daha büyük olan oydu.Det var roligare än något annat.
Her şeye pozitif bakar ve düşünür.Allt är genomarbetat och genomtänkt.
Böyle diyor Her Şeye Egemen RAB.Jag säger detta för att SÅ SÄGER HERREN.
Size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin.Undervisa andra i det du lärt.
Her şeye rağmen, Guybrush çeşitli eşyaları toplayarak LeChuck'ın gömüleceği bir çığ oluşturur.Efter en hel rad händelser lyckas Guybrush dock besegra LeChuck ännu en gång.
Örneğin bir tanım ifadesinde, konuşmacı ne söylüyorsa, söylediği şeye inandığını gösterir.Säg vad du menar, annars tror folk att du menar vad du säger.
Ve aynı zamanda her şeye güler.Se även: "Skratta hela vägen ..."
Phrixus, her şeye rağmen yoluna devam eder.Roxy måste självklart gå.
Bir şeye hemen muhalefet etme.Ej att förväxla med Bråån.
Her şeye pozitif bakar ve şarkı söylemeyi sever.Hon är kärleksfull och älskar att sjunga.
Yapılan seçimlerin her biri kısa vadede iyi bir şeye, sonrasında kötü bir şeye dönüşebilir.Vad som då ska göras blir såklart snabbt nästa intressanta fråga...
Amerikan kuvvetlerinin yaptığı şeye dair en ufak bir şüphem dahi yok." ifadelerini kullandı.Och ryssarna vet ju vad de verkligen har gjort”.
Her şeye rağmen eserlerini yaratmaya devam etti.Samtidigt fortsatte han att bygga vidare på sina samlingar.
Artık hayatta her şeye geniş bakıyorum.För andra betydelser, se Nawide.
Grubun üyeleri, her şeye sıfırdan başladılar.Medlemmarna kommer från hela Uppland.
Onlara men ettiğin şeye ne düşkündür onlar.Стояти вам ще там, де ви стояли!»
Varsayıma göre insanlar doğru olmayan bir şeye inanırlarsa sürekli kuşkular yaşayacaklardır.Припускається, що якщо люди вірять в щось хибне, то їх постійно будуть мучити сумніви.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Хочеш вірити в це?
Her şeye rağmen Johnny'e giderek yardım ister.Пітер вирушає на допомогу Джоні.
Her şeye gücü yeten.Всі вони володіють якою-небудь здатністю.
Bir şeye hemen muhalefet etme.Не сподівайтесь всього одразу.
Büyük yaratıcı, her şeye kadir olan yaratıcı, olağanüstü güç ve kudret sahibi anlamındadır.Це прекрасне творіння - постанова Аллаха Великого, Могутнього і Непереможного, який охоплює всяку річ.."
Her şeye rağmen eserlerini yaratmaya devam etti.Тим не менш він продовжував свою творчість.
Her şeye pozitif bakar ve düşünür.Здавалося, було продумано та передбачено все.
Her şeye pozitif bakar ve şarkı söylemeyi sever.У нього є гарний голос і бажання співати.
Güven vermez, hiçbir şeye söz vermez.«Ви знаєте, я нічого не обіцяю.
Her şeye karşın daha büyük olan oydu.Причому, перше тоді було важливіше.
Artık hayatta her şeye geniş bakıyorum.Усе в її житті перевертається.
Her şeye rağmen kapalı bir ekonomi var.Крім того тут діє вільна економічна зона.
Bu tanrısal yasa her şeyi dilediğince yönetir ve her şeye fazlasıyla yeter."Бог управляє всіма речами й знає все, що є й що можна зробити».
KPD’nin ayaklanma yolundaki bütün çabaları bir şeye yaramadı.Усі спроби іранського уряду придушити повстання завершувались невдало.
Size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin.Беріг своїх солдатів, навчав їх всьому, що знав.
Ama her şeye rağmen yılmadan savaşına devam edecektir.Та, проте, їй все ж доведеться спочатку перебороти свої забобони.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.І міняти нічого не збираюсь.».
Her şeye hükmeder.Кадри вирішують все.
Bu vakum kutuplaşması denen şeye sebep olur.Внаслідок цього виникає великий часовий проміжок.
Lider tek güçtür, tanrısaldır, her şeyi bilir, her şeye hakkı vardır.Він могутній володар всього сущого, захисник худоби, всемогутній, всезнаючий, всюдисущий.