Ana içeriğe geç
Sözlük

şeye ile cümle

şeye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Çünkü Allah her şeye şahittir.E não mentimos, Deus sendo testemunha disto.
Tanrı her şeye kādirdir (Her şeye gücü yeter).Slayer - God Hates Us All (em alemão).
Başka bir şeye inanmam.Não acredito em nada.
Böylece o rahibeler ve hemşireler onu o şeye koydular, rehabilitasyona yatırdılar," dedi.Então eles colocaram-o nessa coisa com monges e monjas, e estavam tentando reabilitá-lo."
Her şeye rağmen Crabbe'nin Goyle'dan daha zeki olduğunu söyleyebiliriz.No entanto, ele é descrito como mais inteligente do que Goyle.
Hayatta istediği her şeye sahip gözükmektedir.Ela tinha tudo o que sempre quis na vida.
O artık her şeye evet demek zorundadır.Deveras, já vira de tudo.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.Eu não interfiro."
Her şeye rağmen evliliğini düzeltmek istedi.Porém, ele logo passou a querer anular o casamento.
Hiçbir şeye kızmaz.Ele não deprecia.
Her şeye karşın daha büyük olan oydu.Ele foi maior do que qualquer um.
Her şeye rağmen Kalfat topraklarının tamamı tarıma elverişlidir.Toda a Terra está cheia da sua glória.
Bir jeolog o alanı incelemiş ve mağara yapısına benzer hiçbir şeye rastlamamıştır.Um geologista examinou a área e não encontrou qualquer sistema subterrâneo.
Her şeye gücü yeter.Poder controla tudo.
Her şeye rağmen Johnny'e giderek yardım ister.Ele estava querendo falar com Johnny.
Evrenin yaratıcısı olan Tanrı; ebedi, her şeye gücü yeten ve her şeyi bilendir.(SARP) [re Na teologia arminiana Deus é descrito como onisciente e onipotente.
Evin dışındayken annelerine şöyle seslendiler: "Anne, getirdiğimiz şeye asla inanamayacaksın!Ao vê-lo, ficaram assombrados e sua mãe disse-lhe: «Filho, porque nos fizeste isto?
Her şeye rağmen tekrar sevmek" açıklamasında bulunmuştur.Ele disse "Thank you" novamente.
Aşkın her şeye karşı gelebileceği umuduyla da masalı bitirdiler.Durante todo o romance o amor supera todas as dificuldades.
Onun söylediği bir şeye güvenemezsin.Não podes confiar em nada do que ele diz.
Çünkü Allah her şeye şahittir.God is daarom ook alomtegenwoordig en alziend.
Gerçekten Allah her şeye kadirdir...." diye buyurmaktadır.Bijvoorbeeld: God is almachtig.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Maar is hij wel te vertrouwen?
Çünkü O, Kur'an'da belirtildiği üzere hiçbir şeye benzemez.In de Koran komt het begrip besnijdenis niet voor.
Başka bir şeye inanmam.Ik geloof er niets van.
Romanın girişinde "Hiçbir şey gerçek değil, her şeye izin vardır." özdeyişi bulunmaktaydı.De moraal van het verhaal: "Niets is echt, alles is toegestaan."
Doğru olanı bulmak için aslında başka bir şeye ihtiyaç yoktur.Iets niet helemaal voor waarheid aannemen.
Şimdi her şeye burnunu sokman niye?" diyerek çıkışmıştır.Dan vraag je je af waarom je het allemaal doet."
Jason artık her şeye hazırdır.Johnnie verleent nu wel alle medewerking.
Ve aynı zamanda her şeye güler.En er zelfs om heeft gelachen.
Tanrı her şeye kādirdir (Her şeye gücü yeter).Weet gij niet, dat God macht heeft over alle dingen?
Eylemsizlik başka bir şeye bağlı olmalıdır.Maar het herbakken heeft ergens anders mee te maken.
Aşkın her şeye karşı gelebileceği umuduyla da masalı bitirdiler.Naast alle liefde komt ook de tekst It’s over voorbij.
O artık her şeye evet demek zorundadır.Met alles wordt alles in het heden bedoeld.
Ben, her şeye rağmen şarkılar söylemekten, ağlamaktan, gülmekten, kısaca yaşamaktan vazgeçmeyeceğim.Hiernaast ontbreken de liedjes Lachen, lachen, lachen en Kom we gaan er tegenaan.
Her şeye rağmen ülkesinin ve müttefiklerin geleceği ona bağlıdır.Dat de Oosterschelde openblijft, is voor hem en zijn collega's noodzakelijk.
Alman Deniz Kuvvetleri her şeye rağmen çok ağır kayıplar verdi.De Duitse marine leed echter zelf ook een aantal verliezen.
Nahum 3:5'deki "Her Şeye Egemen RAB diyor ki, "Sana karşıyım, ey Ninova!Handelingen van Phileas 5:11 stelt: Laat uw ja een ja zijn en uw nee een nee.
İstediği şeye tam olarak ulaşamayınca her şeyini toplayıp ortadan kaybolmuştur.Als hij niet komt opdagen, is hij teleurgesteld en hem en al de moeite die hij heeft gedaan.
"Ben her şeye gücü yeten Tanrı'yım" dedi.“Hij die door God is gegeven.”
Yani var olan her şeye, kendisinden önce gelen bir şey neden olmuştur.Wie je bent, heeft alles te maken met wat je hebt meegemaakt.
Her duyduğun şeye inanma.Geloof niet alles wat je hoort.
Fakir, çok az şeye sahip olan değildir fakat çok isteyendir.Een arme is niet hij die te weinig heeft, maar hij die te veel wil.
Ayartılmaktan başka her şeye dayanabilirim.Ik kan aan alles weerstaan behalve aan verleiding.
Söylediği şeye inanıyor musun?Geloof je wat hij zei?
O, benim sahip olmadığım bir şeye sahip: inanç.Hij had iets dat ik niet had: geloof.
Şu an bir şeye ihtiyacım yok.Ik heb nu niets nodig.
İstediğin her şeye sahibim.Ik heb alles wat ge wilt.
Sen ve ben ortak bir şeye sahibiz.Jij en ik hebben iets gemeen.
Bir şeye ihtiyâcın olursa bana telefon et.Bel me als je iets nodig hebt.
Bir şeye ihtiyacın olursa, söyle.Als je ooit iets nodig hebt, zeg je ’t maar.
İhtiyaç duyduğun her şeye sahip misin?Heb je alles wat je nodig hebt?
Gerçekten Allah her şeye kadirdir...." diye buyurmaktadır.Zaprawdę, Ty jesteś nad każdą rzeczą wszechwładny!”
Her şeye inanır.On wierzy we wszystko.
Apaçık ortada olan şeye inanmak mıdır?Czy są powody, by wierzyć?.
Her şeye hükmeder.Decyduje o wszystkim.
O artık her şeye evet demek zorundadır.Obecnie występuje w Érdi VSE.
Her şeye gücü yeten.Wierzę, że jesteś w stanie zrobić wszystko.
Hiçbir şeye karşı bıkkınlık gösterme, onlardan biri imişsin gibi davran.”Nie próbuj wyróżniać się ani udawać, że jesteś pod jakimkolwiek względem lepszy od innych”.
Döneyim hiçbir şeye karışmayım”.Nie chcę być z tym związany".
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod