Yani burada ispat gerektiğini her şeyden önce formülün aslında bir vektör alanını tanımlar olmasıdır.Najprv sa treba presvedčiť, že dané zobrazenie skutočne spĺňa vlastnosti lineárneho zobrazenia.
Baktığı her şeyden korkar.Pozerám sa na všetko, v čom hrala.
("Millet her şeyden üstündür.")'Všetci ľudia sú smrteľní').
Konfüçyüs, her şeyden önce dürüstlüğün önemini vurgular.Protagoras poukazuje predovšetkým na klamlivosť zmyslového vnímania.
Birçok şeyden korkar ve ağlamaya başlar.Pokračuje v spievaní a začne plakať.
Herkesten ve her şeyden HIZ çalabilir.Všetkým preniká poznaním a mocou.
Her şeyden nefret eder.Vse to se mi gnusi.
Sapporo Japonya dışından her şeyden önce 1972 Kış Olimpiyatları'nın ev sahibi olarak tanınır.Mesto Sapporo je poznano predvsem kot gostitelj Zimskih olimpijskih iger 1972.
Birçok şeyden korkar ve ağlamaya başlar.Postal je osamljen in začel jokati.
Baktığı her şeyden korkar.Začneš videvati stvari, ki se jih bojiš.
Konfüçyüs, her şeyden önce dürüstlüğün önemini vurgular.Pravljica predvsem poudari pomen prijateljstva.
Mes abejosime viskuo. : Her şeyden şüpheleneceğiz.Meditacija: dvomimo lahko o vseh stvari, možno je da sanjamo ves čas.
Prens hiçbir şeyden habersiz eşini Onegin'le tanıştırır.Ko Raoulu predstavijo Valentino, v njej spozna nesojeno Neversovo nevesto.
Gururu her şeyden önce geliyor.Dogódek je po SSKJ vse kar se zgodi.
Her şeyden önce Türkiye kendi güvenliği için bölgeyi silahlandırma hakkına sahip olmuştur.V prvem je Turčija prepustila Rusiji precejšnje dele svojega ozemlja.
Her şeyden önce aralarında sürekli savaş yapan küçük devletler sözkonusuydu.Kūrė nedidelius valstybinius darinius, kurie nuolat tarpusavyje kariavo.
Her şeyden önce Atina Filosu Grek İttifak Donanması'nın en büyük bileşeniydi.Tuo metu Romantika, dėl savo dydžio, buvo estų laivyno flagmanas.
Her şeyden önce bu sorumluluğu taşıyacak olanlar ise insanlardır.Didžiausią iniciatyvą turintys veikėjai savo veiksmus atlieka pirmieji.
Her şeyden önce Mısır yazıtları istilacılardan söz etmektedir.Egipto rašytinuose šaltiniuose pirmą kartą minimi paštininkai.
Çoğu şeyden nefret eder ve hiç gülmez.Ta on väga tõsine ja ei naera kunagi.
Hiçbir şeyden korkmaz.Ma ei karda midagi.
Gururu her şeyden önce geliyor.Jumal ilmutab end kogu aeg kõiges.
Birçok şeyden korkar ve ağlamaya başlar.Teiste juttudest hirmutatud, hakkas laps nutma.
Hiçbir şey bilmiyor ama bir şeyden çok emin.Ta ei saa seda teada tajust, vaid peab enne palju õppima.
4 Eylül'de yayınlanan yazı, Kuzey Kore veya hidrojen bombası hakkında hiçbir şeyden söz etmedi.Il post, pubblicato il 4 settembre, non citava nè la Corea del Nord né il test sulla bomba all'idrogeno.
5 farklı şeyden konuşacağımHablaré de cinco cosas diferentes.
5 farklı şeyden konuşacağımIch werde über fünf verschiedene Dinge sprechen.
5 farklı şeyden konuşacağımJe vais parler de cinq choses différentes.
5 farklı şeyden konuşacağımÖt dologról fogok beszélni.
5 farklı şeyden konuşacağımParlerò di cinque cose diverse.
5 farklı şeyden konuşacağımVoi vorbi despre cinci lucruri diferite.
5 farklı şeyden konuşacağımΘα μιλήσω για πέντε διαφορετικά πράγματα.
5 farklı şeyden konuşacağımЩе говоря за пет различни неща.
5 farklı şeyden konuşacağımЯ расскажу о пяти аспектах [лечения старости].
8 tane şeyden 7 tane aldığınızda elinizde o şeyden 1 tane kalır. .앞에 있는 8 - 7 을 하면 1 이 됩니다
8 tane şeyden 7 tane aldığınızda elinizde o şeyden 1 tane kalır. .Alors, si nous avons 8 de quelque chose moins 7 de quelque chose, nous avons simplement 1 de ce quelque chose.
8 tane şeyden 7 tane aldığınızda elinizde o şeyden 1 tane kalır. .Als je dus een 8 van iets hebt min 7 van iets, dan zal je 1 krijgen van iets.
8 tane şeyden 7 tane aldığınızda elinizde o şeyden 1 tane kalır. .På samme måde som før, hvis du har 8 af 'noget' minus 7 af 'noget', har du kun 1 af det 'noget'.
8 tane şeyden 7 tane aldığınızda elinizde o şeyden 1 tane kalır. .Pokud máme 8 něčeho minus 7 něčeho, budeme mít jen 1 toho něčeho.
8 tane şeyden 7 tane aldığınızda elinizde o şeyden 1 tane kalır. .Więc jeżeli mamy 8 czegoś minus 7 tego czegoś, to będziemy mieli po prostu 1 tego czegoś.
8 tane şeyden 7 tane aldığınızda elinizde o şeyden 1 tane kalır. .Така че, ако имате 8 от нещо минус 7 от нещо, вие ще имате само 1 от това нещо.
8 tane şeyden 7 tane aldığınızda elinizde o şeyden 1 tane kalır. .Якщо в нас є 8 чогось мінус 7 чогось, то разом залишиться 1 чогось.
8 tane şeyden 7 tane aldığınızda elinizde o şeyden 1 tane kalır. .فاذا كان لدينا 8 عناصر من شيئ ما - 7 عناصر سيتبقى لدينا عنصراً واحد
ABD'de matematik eğitimi dediğimiz şeyden daha azını söylüyor.수학 교육이라는 것에 있어서 많은 것을 시사하지는 않을 수 있습니다.
ABD'de matematik eğitimi dediğimiz şeyden daha azını söylüyor.לא עליכם או על התלמידים, אלא על חינוך מתמטי בארה"ב כיום.
ABD'de matematik eğitimi dediğimiz şeyden daha azını söylüyor.بقدر ما تخبرنا عن ما نطلق عليه تعليم الرياضيات في الولايات المتحدة اليوم
ABD'de matematik eğitimi dediğimiz şeyden daha azını söylüyor.物語っています まず数学を2つに分類します
[Adam kendi dilinde konuşur]: Ben Allah'tan korkarım, başka hiç bir şeyden korkmam.J'ai peur d'Allah, rien d'autre.
Adresini okuldan aldım. Olan biteni sordum. Her şeyden haberim var.I rozpocząć raz jeszcze, od wybranego przez siebie miejsca.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikAfricani, perché lo faranno con passione, spero, e tanto, tantissimo di quest'ultimo punto, sacrificio.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlik아프리카인들도 중요합니다. 그들은 열정을 가지고 일할 것이기 때문입니다. 그리고 수많은 사람들의 작은 바로 이것, 희생이 필요합니다.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikLa gente africana, porque lo harán con pasión, espero, y mucho, mucho de ese pedacito ahí abajo, sacrificio.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikMam nadzieję, że Afrykańczycy podejdą do tego z pasją. I wiele tego na dole, poświęcenia.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikTôi hi vọng họ sẽ làm như vậy cùng với lòng nhiệt huyết, và sự hi sinh.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikАфриканците, защото те ще го правят със страст, надявам се, много и много от онова малко нещо, саможертва.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikالأفارقة، لأنهم يفعلونها بكل شغف، كما أرجو، والكثير والكثير من تلك، التضحية.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikいくらか犠牲も必要でしょうね 皆さん力を貸して下さい
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.Ciężarem to Ja, co na mnie ciążyło, od którego uwolnić się pragnę, i uwalniam się, teraz.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.Cu greutate, acest sine care mă veghea, eliberarea de el este ceea ce îmi doresc şi ceea ce obţin.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.El ser pesado que pesaba sobre mí, cuya liberación es lo que deseo y lo que logro.