Her şeyden önce düşündüm ve burada kalmaya karar verdim.Jeg har tenkt på det hele, og bestemt meg for å bli her.
Hiçbir şeyden korkmaz.Frykter ikke noe.
Herhangi bir şeyden çok buna yakın."Sannsynligvis noe i nærheten av dette.»
Gururu her şeyden önce geliyor.Tingretten behandler alle saker i første instans.
Çay o zamanlar her şeyden evvel tıpta kullanılmaktaydı.Te ble den gang fortrinnsvis benyttet medisinsk.
Varlığın her şeyden üstündür.Og angsten er sterkere enn alt.
Bunun içinde her şeyden önce yeni bir anlatım yolu, yeni bir dil bulunmasını gerekli görür.I tillegg får vi i denne perioden en ny viktig kilde – språket vårt.
Elflerin yapımı her şeyden nefret eden Gollum, Sting'den korkmuştu.Gollum, som rett og slett avskyr alt som er laget av alver, er svært redd for Brodd.
Erkek dışında hiçbir şey güzel değildir ama bütün her şeyden güzel olan kadındır.Men, enhver god ting er bedre enn ingenting.
Kendisini her şeyden üstün görür, istediği her şeyi yapmaya hakkı olan biri olduğunu sanır.Det sies at den gjør alt for dem – om den mener det er nødvendig.
Allah'ın her şeyden üstün, yüce ve ulu olduğunu ifade eder.Ketahuilah bahwa Allah Maha Tangguh, Maha Perkasa.
Toplumu geliştirmek için, her şeyden önce, toplum yaşamındaki yasaları anlamak gerekir.Untuk memperbaiki masyarakat, pertama mereka perlu memahami hukum yang menjadi acuan hidup masyarakat.
O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır."Oleh sebab itu mereka dapat menerima sesuatu yang sebelumnya asing bagi mereka."
Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.Amat berat bagi orang-orang musyrik dīn (agama) yang kamu seru mereka kepadanya.
Allah her şeyden yücedir.” demiştir.Sesungguhnya Allah Maha Tinggi lagi Maha Besar."
Her şeyden nefret eder.Ia membenci semua orang.
"Kendisinden başka kimseyi önemsemediği" hakkında bilinen az şeyden birisidir.Sikap itu didapatnya dikarenakan dari kecil ia tidak dapat mengandalkan siapapun kecuali dirinya sendiri.
Her şeyden önce duygudaşlık (empati) kurun.Sayang hanya empati saja.
Her şeyden önce Polybius'un verdiği rakamlar güvenilir değildir.Sejarah asal mula cutbray belum dapat dipastikan.
İlk önce, "bunu yapabilirim."de Ve her şeyden önce dene."Aku hanya berkata, 'Baiklah, ayo coba saja yang ini.'
Birçok şeyden korkar ve ağlamaya başlar.Saya gagal banyak dan sering menangis.
Bu psikoloji altındayken, her şeyden kaçmak ister.Lalu, dengan tunduk pada cobaan, ia kehilangan semua atribut itu.
"Her şeyden önce, ağabeyim Tucker'a selam yollamak istiyorum ve sonra..."Setelah itu, mengucapkan “Laa illah illallohul haliimul kariimu, subhaana....
Elveda, bir daha kavuşulmayacağı düşünülen bir şeyden ayrılırken kullanılan bir sözdür.Perpisahan terjadi karena merasa sudah tidak ada kecocokan lagi.
Kudrow film projesi sorulduğunda, böyle bir şeyden haberi olmadığını fakat fikirle ilgilendiğini söyledi.Khi được hỏi về bộ phim, Kudrow chia sẻ mình không để ý đến câu chuyện nhưng cảm thấy ý tưởng trên rất thú vị.
Hayatını ve hayattaki her şeyden hoşlanır.Ông yêu thích mọi thức ăn trên đời.
Saygı, sevgi her şeyden önce gelir.Đừng nói tình yêu sẽ vượt qua được tất cả.
Hiçbir şeyden korkmaz.Bà không lo sợ.
Yine, Encyclopédie Aydınlanma Çağı düşüncesini temsil açısından diğer her şeyden ünlüdür.Encyclopédie nổi tiếng nhất vì đại diện cho tư tưởng của Khai sáng.
Bu başlıkla tarikat kendine özgülük bularak diğer her şeyden farklılaşmış, ayırt edilirlik sağlamıştır.Đó là quyết định quan trọng nhất vì nó chi phối tất cả những quyết định khác.
Her şeyden önce onu o anda güvenilir bir dost olarak görür.Lão vừa coi như con vừa coi như một người bạn trung thành.
Şevkiye’nin hiçbir şeyden haberi yoktur.Việc này, Trương Tuân không biết gì cả.
Her şeyden nefret eder.何もかもを憎んでいる。
Ancak 'yarattığı' bu şeyden ürker ve yaptığından pişmanlık duyar.煉禁術 煉術により創り出した物を現世で定着させる術。
Her şeyden sonra.その後、一切。
Hayatını ve hayattaki her şeyden hoşlanır.現世及び常世のありとあらゆるもの(自分自身を含めた)全ての存在を憎んでいる。
Takım oyununu özendirmek için artık yapılan her şeyden puan alınabilmekte.遊矢に今出来る事をやるしかないと訴え勝負に挑む。
Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.また読者からの情報提供を呼びかけ増補を期した。
Hiçbir şeyden korkmaz.何にも恐ろしくない。
Sevdiğimiz her şeyden bir gün ayrılmamız gerekir.やまとが好きなものは何でも好き。
Her şeyden önce sayısal olarak birkaç kat üstün kuvvetlere sahiptiler.当初は二人より数段実力が優れていた。
Saçını her şeyden çok sever.髪は長い方が好き。
Mes abejosime viskuo. : Her şeyden şüpheleneceğiz.全てを疑うことを信条とする。
Müzik her zaman için her şeyden daha önemlidir.でも、時には音楽よりも大切なことがあるわ。
Hiçbir şey bilmiyor ama bir şeyden çok emin.解らないことだらけだが、一つ分かっていることがある。
Çünkü böyle bir şeyden haberi bile yoktur.だが、惣太にはそんなことを知るすべもない。
Gol atmayı seviyorum ama her şeyden önemlisi takımın kazanmasına yardımcı olmak.野球が好きだからやってるのだが、プレーするのは勝つためにだ。
Her şeyden çok kadın ile erkek arasındaki aşk temasını işler.男と女の間の情愛に関する事柄。
Gururu her şeyden önce geliyor.自信はすべてに優先する。
Allah, eşyayı bir şeyden yaratmadı.『わたしがダンスを創造したわけではない。
Bu nedenle her şeyden önce, burada, huzurunuzda yüce Türk milletine en derin şükranlarımı sunuyorum.このような大切な時期であるにもかかわらず、多大なご尽力をいただいている関係者の皆様に対して深くお礼を申し上げます。
Hiçbir şeyden korkmayınız.何も怖がることはない。
"Hiç, bir şeyden daha iyidir."より悪いことは、より良いことだ。
İnsanı vatanını, milletini, bayrağını her şeyden çok sever.好きなものは家族、あんみつ、植物。
Ama onca şeyden sonra Fırat'la evlenmeyi başarmıştır.その後は色々あって容子と結婚。
Birçok şeyden korkar ve ağlamaya başlar.ぼけ~っとしていることが多い、すぐ泣く。
Ancak Joker herhangi bir şeyden suçlanamaz.ジョーカーは誰かに殺されることはない。
Baktığı her şeyden korkar.あらゆるものを見通す目を持つ。
Şevkiye’nin hiçbir şeyden haberi yoktur.苗木達生徒はその事件のことを誰も知らない。
Her şeyden önemlisi Türkiye ne yapmalı?その後、YOUは何しに日本へ?