Hiçbir şeyden korkmaz.Ničeho se nebojím.
Sergei ise her şeyden Katerina'yı sorumlu tutmaktadır.Věnujte Kateřině co si zaslouží! .
John C. Reilly - Amos Hart, Roxie'nin düşük zekalı eşi, karısını her şeyden çok seviyor.John C. Reilly - Amos Hart; soțul naiv și slab la minte al lui Roxie, dar devotat acesteia.
Her şeyden sonra.De toate.
Hiçbir Şeyden Hiçbir Şey Çıkarılamaz.Nimic nu poate fi omis.
Anne, her şeyden önce bir başkası değildir, o Norman’dır.Ea este în mod normal, dacă nu întotdeauna prima care este impotriva lui Mandy.
"Hiç, bir şeyden daha iyidir."Nu este nici unul care să facă binele, nici măcar unul.”
O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır."Oare ar putea fi ei răsplătiți altfel decât după ceea ce fac?”
Çay o zamanlar her şeyden evvel tıpta kullanılmaktaydı.Ceaiul a fost înainte de toate un medicament.
Her şeyden önce hikâyelerin çoğu belirli bir nasihat taşır ve ahlaki niteliğe sahiptir.Cele mai multe din tablourile sale peisagiste spun o poveste sau au un mesaj moral.
Her şeyden önce sayısal olarak birkaç kat üstün kuvvetlere sahiptiler.Oricum, câțiva dintre președinții timpurii au fost destul de înalți.
Saçını her şeyden çok sever.Ezeknél jobban csak a haját szereti.
Bu kadar iyi hissettiren bir şeyden para kazandığıma inanamıyorum." dedi.El sem tudom hinni, hogy pénzt keresek valamivel, ami ilyen jó érzés számomra.”
Benim sanatçılığım modadan ya da herhangi bir şeyden daha derin.A művészetem sokkal több mint pusztán divat vagy bármi ilyesmi.
Şevkiye’nin hiçbir şeyden haberi yoktur.Sajnos Tuskó nem tud semmit.
"Hiç, bir şeyden daha iyidir."Ennél nincs jobb."”
Herkesten ve her şeyden HIZ çalabilir.Bárki és bármi ellen bevethető.
Hiçbir Şeyden Hiçbir Şey Çıkarılamaz.Semmiből nem keletkezhet valami.
Elveda, bir daha kavuşulmayacağı düşünülen bir şeyden ayrılırken kullanılan bir sözdür.Búcsút azoktól, akikről azt hittük, sosem hagynak el.
Her şeyden önce aralarında sürekli savaş yapan küçük devletler sözkonusuydu.Addig több kisebb hercegségből állt, amik gyakran harcban álltak egymással.
Hiçbir şeyden korkmaz.Félelem nélkül való.
Toplumu geliştirmek için, her şeyden önce, toplum yaşamındaki yasaları anlamak gerekir.Azért, hogy a társadalmat jobbá tudjuk tenni, ezeket a törvényeket meg kell értenünk.
Birçok şeyden korkar.Sok mindenért sirva fakad.
Her şeyden çok kadın ile erkek arasındaki aşk temasını işler.Élete során mind nőkkel, mind férfiakkal élt szerelmi viszonyban.
Müzik, daha önce duyduğum her şeyden farklıydı.""Olyan zenét csinált, amilyet senki előtte".
Varlığın her şeyden üstündür.A mi mindennél erősebb.
Geçmişindeki bir şeyden kaçıyordu.A múltban a világóceán része volt.
Her şeyden sonra.Kaiken jälkeen.
Kişi kendi benliği dahil her şeyden korkar.Hän pelkää melkein kaikkea, paitsi itseään.
Bu da, aynı kütledeki herhangi bir şeyden daha çok entropiye sahip oldukları anlamına gelir.Niillä olisi suurempi entropia kuin millään muulla saman tilavuuden omaavilla kappaleilla.
Bu amaçla, defterdeki bir işlem üç şeyden oluşur.Tämän mukaan teos käsitti kolme kirjaa.
Benim böyle bir şeyden haberim yok.Minulla ei ollut mitään tietoa tällaisesta.
Gururu her şeyden önce geliyor.Kaikkea tekemistä edeltää tarkoitus.
Herkesten ve her şeyden HIZ çalabilir.Satiirin tulee pilkata kaikkea ja jokaista.
Dolayısıyla Budizm, her şeyden önce kendini tanımaya vurgu yapar.Rambo haluaa kuitenkin ensin löytää itsensä.
Tom'un her şeyden çok istediği şey normal bir aileye sahip olmaktır.Ensimmäistä kertaa voi tehdä kaikkia asioita joita haluaa - olla normaali nuori.
Müzik her zaman için her şeyden daha önemlidir.Musiikki on vastaus kaikkeen.
Her şeyden önemlisi Türkiye ne yapmalı?Mitä aikomuksia venäläisillä on?
Kelime manası, kendini tutmak, bir şeyden el çekmektir.Sanonta jäädä käpälälautaan tarkoittaa kiikkiin eli kiinni jäämistä jostakin teosta.
("Millet her şeyden üstündür.")(Kaikki, mikä on kansallista on meidän).
İlave olarak, her şeyden önce bir lider sultası vardır.Siten kaikilla johtimilla on ainakin jonkin verran induktanssia.
Öncelikle, her şeyden elini eteğini çekmek gerekliydi.Oli tärkeää käyttää kaikki, mitä saatiin käsiin.
Her şeyden memnunum.Olen tyytyväinen kaikkeen.
Ve yaptığım başka bir şeyden Evita kadar gurur duyamam."Και είμαι υπερήφανη για την Evita όσο οτιδήποτε άλλο έχω κάνει."
Benim böyle bir şeyden haberim yok.Δεν καταλαβαίνω τίποτα σε αυτή την ιστορία.
Sevdiğimiz her şeyden bir gün ayrılmamız gerekir.Από τα οποία όλα έχουμε καταλήξει να τα αγαπάμε.
Hiçbir Şeyden Hiçbir Şey Çıkarılamaz.Δεν μπορούμε να είμαστε βέβαιοι για τίποτα.
Tom'un her şeyden çok istediği şey normal bir aileye sahip olmaktır.Ωστόσο, το μόνο που ήθελε, ήταν να κάνει οικογένεια.
Çay o zamanlar her şeyden evvel tıpta kullanılmaktaydı.Ίσως η πυξίδα να ήταν ήδη σε χρήση τότε.
Kişi kendi benliği dahil her şeyden korkar.Αλλά και όλοι είναι αποξενωμένοι από την ίδια τους την φύση.
Her şeyden önce hastanın hava yolunun açılması gerekir.Στο άνοιγμα αυτό εισάγεται ο ασθενής.
Her şeyden önce Napolyon hep saldırı savaşları vermiştir.Μετά από αυτά, ο Ναπολέων αποφάσισε να αρχίσει την αντεπίθεση.
Birçok şeyden korkar ve ağlamaya başlar.Εκείνη νιώθει μεγάλη πίεση με ό,τι συμβαίνει και, βάζοντας τα κλάματα, αρχίζει και τρέχει.
Benim böyle bir şeyden haberim yok.Sådan husker jeg det ikke.
Saçını her şeyden çok sever.Hun elsker sit job mere end noget andet.
Her şeyden önemlisi Türkiye ne yapmalı?Hvad skal vi med Danmark?
Ama ikisi de bu şeyden söz etmediği zaman, birbirlerinin aksini söylemesi mümkün olmaz.Da de er ens vil vi indtil videre ikke skelne mellem de to.
Çay o zamanlar her şeyden evvel tıpta kullanılmaktaydı.Stoffet blev tidligere brugt medicinsk.
Müzik her zaman için her şeyden daha önemlidir.Den stemning som musikken skabte var vigtigere end noget andet.
Birçok şeyden bahsettik.Vi talte om mange ting.