Bu durumda Tanrı her şeyden bağımsız değildir.Boża istota jest niezależna od czegokolwiek.
Hiçbir şeyden korkmaz.Nie boi się niczego.
Her şeyden öte bir tarım tanrısıydı.Był przede wszystkim bogiem rolnictwa.
Saçını her şeyden çok sever.Uwielbia jej włosy.
Geçmişindeki bir şeyden kaçıyordu.Zdaje się uciekać przed swoją przeszłością.
Ağabeyi Iggy'nin aksine hiçbir şeyden korkmadığını iddia eder.Mały Iggy boi się cokolwiek zrobić, tak jak i pozostali.
Hiçbir şeyden korkmayınız.Nie bój się niczego!
Birçok şeyden korkar ve ağlamaya başlar.Boi się wielu rzeczy i bardzo często płacze.
Her şeyden nefret eder.Przeszkadza mu wszystko.
İlk önce, "bunu yapabilirim."de Ve her şeyden önce dene.Cały czas powtarzałem: możesz to zrobić, no spróbuj."
Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.Zaliczał się do tzw. nie wspominających.
Allah her şeyden yücedir.” demiştir.الله أكبر), tłumaczony jako: „Bóg jest wielki”.
Sevdiğimiz her şeyden bir gün ayrılmamız gerekir.Pewnego dnia porzucił wszystko, co robił.
Ve doktorlar yanıldılar, Brenna her bebek gibi sağlıklı çıktı, bir tek her şeyden çabuk korkuyordu.Grupa zaatakowała, ale troll szybko goił natychmiast wszelkie rany, I wszelkie ciosy tylko go spowalniały.
Her şeyden önce kentlerin yönetim merkezleri durumundaydılar.Siedzibą władz gminy były Ktery.
İlk andan itibaren hayatta kalmak için birçok şeyden feragat ederler.Od początku zaistnienia problemu podejmowane są liczne próby jego powstrzymywania.
Herhangi bir şeyden çok buna yakın."Podchodzimy do wszystkiego z większą swobodą”.
Ama ikisi de bu şeyden söz etmediği zaman, birbirlerinin aksini söylemesi mümkün olmaz.Kiedy oboje budzą się rano nie są pewni, czy nie robili razem czegoś więcej.
Sergei ise her şeyden Katerina'yı sorumlu tutmaktadır.Alexander czując się winnym postanawia zaopiekować się Kathariną.
Hiçbir şey bilmiyor ama bir şeyden çok emin.Nie wierzysz mi i nawet mówisz podobną rzecz!
Her şeyden önce Ural’lardaki silah fabrikalarının üretimleri artmıştı.Znajdowały się tutaj warsztaty produkujące broń dla potrzeb członków Hagany.
Birçok insan anlayamadığı şeyden korkar.Wielu ludzi boi się rzeczy których nie rozumie.
Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.De kallas därför uradel (ur- - som har funnits så länge man minns).
Birçok şeyden korkar.Han är rädd för många saker.
Elflerin yapımı her şeyden nefret eden Gollum, Sting'den korkmuştu.Gollum som hatade allt som gjorts av alver var rädd för Sting.
Herkesten ve her şeyden HIZ çalabilir.Retar sig på allt och alla.
Bu durumda Tanrı her şeyden bağımsız değildir.Om Gud har absolut makt, så har han ingen makt över huvud taget.
Her şeyden önemlisi Türkiye ne yapmalı?Men vad skulle han egentligen på den här ön att göra?
Film yönetmeni her şeyden önce bir sanatçıdır.Författaren var annars huvudsakligen konstnär.
"Hiç, bir şeyden daha iyidir."Jag kan inte tänka mig något bättre".
Her ikisi de aynı şeyden bahsederse birbirlerinin aksini değil, aynı şeyleri söylemiş olurlar.De är som sagt väldigt lika, utan att säga att de härmar varandra.
Ama işin garip tarafı, Kara Kemal’in hiçbir şeyden haberi yoktur.Det verkar konstigt eftersom Harry inte ens känner Black.
Saçını her şeyden çok sever.Han är bryr sig väldigt mycket om sitt hår.
Akademide her şeyden önce portre ressamlığı konusunda kendisini geliştirmiştir.Efter akademistudierna målade han porträtt.
Baktığı her şeyden korkar.Förskräckelsen är stor över det han ser.
Mes abejosime viskuo. : Her şeyden şüpheleneceğiz.Min själ! se alt är stilla.
Her şeyden önce, sadece daha kişisel.I mitten kan man vara mer personlig.
Shnitzel : Bulduğu her şeyden yemek yapabilen bir aşçıdır.Klirr (engelska Cosmo) - Den smarte som lyckas göra pengar på allting.
Fakat her şeyden çok çekindiği üç isim vardır: Bu suikastçılar Kırık Kılıç, Kar Tanesi ve Gökyüzü.De tre farligaste lönnmördarna är Brutna svärdet, Yrsnö och Sky.
Her şeyden önce bu insanların beslenmesi gerekmektedir.З цього часу їх необхідно починати годувати.
Gururu her şeyden önce geliyor.Родина виявляється понад усе.
İnsanı vatanını, milletini, bayrağını her şeyden çok sever.Він любив життя, родину й людство.
"Hiç, bir şeyden daha iyidir."Щось краще ніж нічого.
Benim böyle bir şeyden haberim yok.Я таких щось навіть не знаю.
Shnitzel : Bulduğu her şeyden yemek yapabilen bir aşçıdır.Очевидно - це кухар, який усе і готує.
Her şeyden önce esnek bir sistemdir.Це, перш за все, сколіотична постава.
Her şeyden önemlisi Türkiye ne yapmalı?Навіщо взагалі підтримувати українську?
Ama ikisi de bu şeyden söz etmediği zaman, birbirlerinin aksini söylemesi mümkün olmaz.Хто не говорить правду про себе, не може говорити її про інших.
Hiçbir zaman ağlamayın ve yas tutmayın, böylece düşmanlarımızın hiçbir şeyden haberi olmaz.Ніколи не пий і не пали, інакше не допоможуть всі решта рекомендацій.
Hiçbir şeyden korkma.Нічого не бійся.
O hiçbir şeyden korkmuyor.Він нічого не боїться.
Aktivistlere göre bayrak, her şeyden önce insanları barış ve özgürlük için birleştirmenin bir simgesi.За словами активістів, прапор насамперед є символом об'єднання людей за мир та свободу.
Her şeyden önce bu insanların beslenmesi gerekmektedir.Ti se časem začali lidmi živit.
Bu nedenle her şeyden önce, burada, huzurunuzda yüce Türk milletine en derin şükranlarımı sunuyorum.Za to bych rád jeho jménem všem slušným lidem poděkoval.
Sevdiğimiz her şeyden bir gün ayrılmamız gerekir."Jednoho dne musíme ztratit toho, koho milujeme.
"Hiç, bir şeyden daha iyidir."Ne ve smyslu lepší než někdo.
Her şeyden sonra.Prostě všechno.
O yaşadığı yanlış bir şeyden dolayı Piyer’le kısa süreliğine bozuşur.Přesně ten, se kterým se před několika lety pohádal kvůli špatně namířenému světlu.
Müzik her zaman için her şeyden daha önemlidir.Hudba vzdy pro něj znamenala hodně.
Kelime manası, kendini tutmak, bir şeyden el çekmektir.Prevence znamená předcházet něčemu, ochránit se před něčím.