şey ile cümle
şey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ona bir kez söyledim ve her şeye rağmen onunla alışverişe gitmedim.I told her once and for all that I would not go shopping with her.
Yapmamı istediği şeyi yaptım.I did that which she asked me to do.
Ona onun moralini bozan hiçbir şey söylemedim.I said nothing to her, which made her upset.
Onun için yapabileceğim bir şey yapacağım.I will do anything I can do for her.
Uçakla seyahat etmek istiyorum.I want to travel by airplane.
Hava yolu ile seyahat etmeyi tercih ediyorum.I prefer to travel by air.
Ben hava yoluyla seyahat etmeyi sevmiyorum.I don't like traveling by air.
Fakir bir köylüden başka bir şey değilim.I am nothing but a poor peasant.
TV seyrediyordum gece.I was watching TV at night.
Beyzbol maçını seyretmeye gittim.I have been to see the baseball game.
Şeytana uydum ve sigara içmeye başladım.I gave in to temptation and began to smoke a cigarette.
Gelecek ay Kyoto'ya bir seyahat yapacağım.I'll take a trip to Kyoto next month.
Gelecek hafta Avrupa'ya seyahat edeceğim.I will be traveling in Europe next week.
Seyahat etmeyi severim.I like traveling.
Ben her zaman nakit yerine seyahat çekleri ile seyahat ederim.I always travel with travelers' checks instead of cash.
Seyahatim için yeterli param yok.I am short of money for my trip.
Trenle seyahat etmeyi severim.I like to travel by train.
Ben de bu konuda çok şey duydum.I've heard a lot about that, too.
Onlar için yapabileceğimiz hiçbir şey yoktu.There was nothing that we could do for them.
İhtiyacımız olan her şeye sahibiz; para, zaman ve beyin.We have everything we need: money, time, and brains.
Sizin için bir şey yapacağız.We will do anything for you.
Senin için her şeyi yapacağız.We will do anything for you.
Gerçekten kullanmadığımız şeylere yığınla para harcıyoruz.We spend piles of money on the things we don't really use.
Bize yapmamız söylenilen şey neydi?What was it that we were told to do?
Tuhaf bir şey görmedik.We saw nothing strange.
Bu yaz yurt dışına seyahat edeceğiz.We are going to travel abroad this summer.
Kağıttan çok şey yaparız.We make lots of things out of paper.
Güney Amerika'da seyahat ettik.We traveled in South America.
Şeyleri oldukları gibi görmeliyiz.We must see things as they are.
Biz okuldan sonra her zaman birçok şey hakkında konuştuk.We always talked about a lot of things after school.
Biz her akşam televizyon seyrederiz.We watch television every evening.
Bizimle her şey iyidir.Everything is well with us.
Ben kendi paramla seyahat ettim.I traveled at my own expense.
Sınavlarda başarı onun için bir şey ifade etmiyor.Success in exams doesn't mean a thing to her.
Şartları öğrenene kadar bir şey söyleyemezsin.You can't say anything till you know the circumstances.
Her şeyin daha da kötüleşmemesi için hemen harekete geçtik.We took action immediately so that things wouldn't get worse.
Gerçekten bir şey göze çarpmıyor.Nothing really stands out.
Şeytan haçın arkasında pusuda bekliyor.The devil lurks behind the cross.
Arada bir her şey yanlış gider.Once in a while everything goes wrong.
Zaman her şeyin ilacıdır.Time heals all wounds.
Zaman başka herhangi bir şeyden daha değerlidir.Time is more precious than anything else.
Zaman her şeyden daha değerlidir.Time is more precious than anything else.
Zaman başka her şeyden daha değerlidir.Time is more precious than anything else.
Zaman en değerli şeydir.Time is the most precious thing.
Hiçbir şey zaman kadar değerli değildir.Nothing is so precious as time.
Genellikle hiçbir şeyin zamandan daha değerli olmadığın söylenilir.It is often said that nothing is more precious than time.
Hiçbir şey zamandan daha önemli değildir.Nothing is more important than time.
O zaman zaman tuhaf şeyler söyler.Once in a while he tells strange things.
Sen bana bir şey söyledin.You've told me something.
Bu sadece kendini düşünmeden önce başkalarını düşünmesi gibi bir şey.It is just like her to think of others before thinking of herself.
Yaptığım şeyi düşündükçe, çok aptal hissediyorum.When I think back on what I did, I feel pretty stupid.
Yaptığın işten keyif alıyorsan, paradan daha değerli bir şeyin vardır.If you enjoy the work you do, you have something worth more than money.
Lütfen istediğiniz herhangi bir şeyden alın.Please help yourself to anything you like.
Bir şey eksik değil.Nothing is missing.
Aslında onun hakkında hiç bir şey bilmiyorum.As a matter of fact, I know nothing about him.
Aslında o, mesele ile ilgili çok az şey biliyor.As a matter of fact, he knows very little of the matter.
Aslında, o planlar hakkında bir şey bilmiyordum.Actually, I didn't know anything about those plans.
Gerçek onun hakkında bir şey bilmememdir.The fact is that I don't know anything about him.
Gerçek şu ki onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum.The fact is that I don't know anything about him.
Aslında, bu konuda hiçbir şey duymadım.The fact is, I have heard nothing about it.