şey ile cümle

şey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
İşin aslı, ben onun hakkında hiçbir şey duymadım.The fact is, I have heard nothing about it.
Gerçeği söylemek gerekirse, mesele hakkında bir şey bilmiyorum.To tell the truth, I know nothing about the matter.
Aslında onun hakkında bir şey bilmiyorum.In fact I don't know anything about it.
Aslına bakarsan, ben bu konuda hiçbir şey bilmiyorum.As a matter of fact, I know nothing about it.
Gerçek şu ki, onun hakkında hiçbir şey bilmiyor.The fact is that he knows nothing about it.
Gerçeği söylemek gerekirse, dün söylediğim hiçbir şeyi hatırlamıyorum.To tell the truth, I don't remember anything I said yesterday.
Doğruyu söylemek gerekirse, ben bizim randevu ile ilgili her şeyi unutmuştum.To tell the truth, I had forgotten all about our appointment.
Doğruyu söylemek gerekirse sorunlarınız hakkında her şeyi unuttum.To tell the truth, I forgot all about your questions.
Televizyondan gerçekte göremediğimiz ya da duyamadığımız değişik şeyler öğrenebiliriz.Through television we can learn various things which we cannot actually see or hear.
Aslında onun hakkında hiç bir şey bilmiyor.As a matter of fact, he knows nothing about it.
Hiçbir şey bir resimden daha canlı değildir.Nothing is more vivid than a picture.
Bir resim çekmek için yapmanız gereken bütün şey bu düğmeye basmaktır.All you have to do to take a picture is push this button.
Patronuma böyle şeyler dedikten sonra, işimi kaybedeceğime eminin.After I said such a thing to my boss, I am certain to lose my job.
Özür dilemekten başka yapacak bir şey yok.There is nothing to do but apologize.
Arabamızda ters giden bir şey olmalı; motordan duman çıkıyor.Something must be wrong with our car; the engine is giving off smoke.
Birçok kişi arabalarla ilgilenir fakat arabalar benim için bir şey ifade etmiyor.Lots of people are interested in cars, but they're really nothing to me.
Araba ile ilgili yanlış bir şey var mıydı?Was there anything wrong with the car?
Bir araba sahip olmak için kullanışlı bir şey.A car is a handy thing to own.
Kestiğim için özür dilerim, size anlatmam gereken bir şey var.Excuse me for interrupting, I've got something to tell you.
Tom, Mary'ye bir şey olabileceğinden endişeleniyordu.When he was young, he used to follow Beethoven everywhere he went.
Genç iken güzel kitapları okumak güzel bir şey.It's a good thing to read good books when you are young.
Genç insanlar şeytana uymaya eğilimlidir.Young men are prone to fall into temptation.
Gençler, kendilerini bir şeye yaşlı insanlardan daha çabuk adapte ederler.Young people adapt themselves to something sooner than old people.
Daha genç kuşak şeylere farklı şekilde bakar.The younger generation looks at things differently.
Genç insanlar her şey hakkında şikâyet etmeye eğilimlidir.Young people tend to complain about everything.
Ev kadınlarının yapacak yüzlerce şeyi var.Housewives have a hundred things to do.
Onunla ilgili yapılacak bir şey yok.There's nothing to be done about it.
Yazılı olarak yapmanız gereken tek şey onu açık ve ilginç tutmaktır.All you have to do in writing is to keep it clear and interesting.
Bir içecek ya da bir şey alalım.Let's have a drink or something.
Uzun sonbahar gecelerinde okumaktan daha iyi bir şey yoktur.There's nothing better than reading in the long autumn nights.
İyi biten her şey iyidir.All's well that ends well.
Önemli görünen her şeyi not almalısın.You should write down whatever seems to be important.
Çok ödevim olmasına rağmen bu akşam saat dokuzda televizyon seyrediyor olacağım.I will be watching TV at nine o'clock tonight in spite of much homework.
Yola çıkmadan önce her şeyi kapattığınızdan emin olun.Make sure you turn everything off before you leave.
Kanamayı durdurmak için bir şey yapılmalıSomething has to be done to stop the bleeding.
İlkbaharda her şey parlak görünür.In spring everything looks bright.
Baharın gelmesiyle birlikte her şey yavaş yavaş yeniden hayata dönüyor.With the coming of spring, everything is gradually coming to life again.
Onlar ilk kez yurt dışına bir seyahate gitti.They went on a trip abroad for the first time.
İlk olarak, her şey zor görünüyordu.At first, everything seemed difficult.
Başta her şey zor görünüyordu.At first, everything seemed difficult.
Sıcak bir iklimde insanların köri gibi sıcak şeyler yemesi garip.It is strange that people in hot climate eat hot things like curry.
Yazacak bir şeyin var mı?Do you have anything to write?
Sık sık kendini çalışma odasına kapatır ve böyle şeyler yazar.He often shuts himself up in the study and writes things like this.
Öğrenmeniz gereken ilk şey, kendi fikirleriniz üzerinde durmak.The first thing you must learn is to stand on your own ideas.
Bir kadın her şeyi para açısından düşünür.A woman thinks of everything in terms of money.
İçecek başka bir şeyi yoktu.She had nothing else to drink.
Kazanıp kazanmaman bir şey fark etmiyor.It doesn't matter whether you win or not.
Savaşta ve aşkta her şey mübahtır.All is fair in love and war.
Eğer yemek istediğin bir şey varsa bana söylemeye çekinme.Don't hesitate to tell me if there is anything you would like to eat.
Onu durduran ve tekrar baktıran o ev hakkında bir şey vardı.There was something about that house that made her stop and look again.
Küçük şeyleri kendine dert etme.Don't trouble about small things.
Küçük şeyleri kafana takma.Don't trouble about small things.
Küçük çocuklar her şeye dokunmak ister.Little children like to touch everything.
Seyahat ederken küçük bir araç kiti çok kullanışlı olabilir.A small toolkit can be very handy when you are traveling.
Kulübeyi temizleyin ve ihtiyacınız olmayan şeyleri atın.Clean out the shed and throw away things you don't need.
Küçük şey küçük akılları memnun eder.Little thing please little minds.
Küçük şeyler küçük zihinleri eğlendirir.Small things amuse small minds.
Her şeyi hesaba katarsak, roman bir başarıydı.All in all, the novel was a success.
Birazcık öğrenme tehlikeli bir şeydir.A little learning is a dangerous thing.
Kız şeylerle tam doldurulmuş bir plastik çanta taşıyordu.The girl was carrying a plastic bag stuffed full of things.

İlgili Sayfalar