şey ile cümle

şey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Her şeyden önce, o çok pahalı.First of all, it is too expensive.
Her şeyden önce, o adam kim?To start with, who is that man?
Göz önünde bulundurmak zorunda olduğun ilk şey zamandır.The first thing you have to take into consideration is time.
Her şeyden önce onu ebeveynlerinle konuşmalısın.First of all, you should talk it over with your parents.
Medya her şeyi orantısız olarak açığa vurdu.The media blew the whole thing out of proportion.
Her şeyden önce, adınızı yazın.Write your name, first of all.
Her şeyden önce, bu kitabı okumak zorundasın.First of all, you have to read this book.
Her şeyden önce, lütfen adınızı alabilir miyim.First of all, may I have your name, please?
Kötü bir gün için bir kenara bir şey koymalısın.You should lay by something against a rainy day.
Sıkıntılı bir gün için bir şey saklayın.Keep something for a rainy day.
Öyle şeyler söyleyecek kadar ileri gitmem.I will not go to the length of saying such things.
Mike gerçekten kız kardeşinin başka bir şey olduğunu düşünüyordu.Mike really thought your sister was something else.
Mike her şeyde babasına çekmiş.Mike takes after his father in everything.
Mike böyle bir şey yapmış olamaz.Mike cannot have done such a thing.
Her şeyi göz önüne alırsak, bu güzel bir partiydi.All in all, this was a nice party.
O şakadan başka bir şey değil.It is nothing but a joke.
Gerçekten aç olmanın nasıl bir şey olduğunu biliyor musun?Do you know what it is like to be really hungry?
Bob'a kalırsa, bir şey dönüyor. Buna karşılık, Jane çok dikkatli.As far as Bob is concerned, anything goes. By contrast, Jane is very cautious.
Onun hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyorum.I know almost nothing about it.
Otel kasasında bazı şeylerim var.I have some things in the hotel safe.
Onu neşelendirmeye çalıştım ama o ağlamaktan başka bir şey yapmadı.I tried to cheer her up, but she did nothing but cry.
Bundan başka bir şey bilmiyorum.I know nothing but this.
Aramızdaki her şey bitti.It's all over between us.
Geri kalan her şey iyi.Everything else is fine.
Burada her şey yolunda mı?Is everything OK here?
Sana başka bir şey getirebilir miyim?Can I bring you anything else?
Salonda az sayıda seyirci vardı.There was a small audience in the hall.
Bütün bonusumu alışveriş ve seyahat üzerine çarçur ettim.I blew my whole bonus on shopping and travel.
Ben, bildiği her şeyi avukata anlatmaya karar verdi.Ben decided to tell the lawyer everything he knew.
Zil çaldığında seyirciler koltuklarına oturdular.When the bell rang, the audience took their seats.
Betty sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşuyor.Betty talks as if she knew everything.
Berbat fırtına nedeniyle seyahat iptal edildi.The trip was canceled because of the terrible storm.
Şiddetli fırtına sebebiyle seyahat iptal edildi.The trip was canceled because of the terrible storm.
Peter babası gibi bir şey değildir.Peter isn't anything like his father.
Güllerin kokusu kadar çok sevdiğim hiçbir şey yok.There is nothing I like so much as the smell of roses.
Ekmek ve tereyağından başka bir şey yemedim.I ate nothing but bread and butter.
Bir pasaport, yabancı bir ülkeye giderken, onsuz gidemeyeceğin bir şeydir.A passport is something you cannot do without when you go to a foreign country.
İspanya'yı ilk ziyaretimde her şey beni heyecanlandırıyordu.Everything was exciting to me when I visited Spain for the first time.
Aptalca bir şey yüzünden hayatını tehlikeye atma.Don't risk your neck over something foolish.
Her şey hesaba katılırsa, parti başarılıydı.The party was, on the whole, successful.
Parti hakkındaki her şeyi sana bırakacağım.I will leave everything about the party up to you.
Havuç hariç, onun yemeyeceği hiçbir şey yok.Except for carrots, there is nothing he won't eat.
New York'a seyahat edelim.Let's take a trip to New York.
Yeni Zelanda nasıl bir yerdir? Avustralya kadar seyrek nüfuslu mudur?What's New Zealand like? Is it as sparsely populated as Australia?
Her şeyde istediğini gerçekleştiremezsin.You can't have your own way in everything.
Devam edin ve istediğiniz bir şey ile başlayın.Go ahead and start with anything you like.
Nancy kendisi için hiçbir şeye karar veremez.Nancy can't decide anything for herself.
Doğru, yemek pişirme hakkında çok şey biliyor, ama iyi bir ahçı değil.It's true that she knows a lot about cooking, but she isn't a good cook.
Bir şey yaparken en iyisini yapmalısın.In doing anything, you must do your best.
Bir şey yaparken elinden gelenin en iyisini yapmalısın.In doing anything, you must do your best.
Onun geçmişteki hatalarını hiçbir şey telafi etmeyecektir.Nothing will make up for his past mistakes.
Hiçbir şey söylememem onu kızdırdı.I said nothing, and that made him angry.
Hiçbir şey söylemedim; bu da onu kızdırdı.I said nothing, and that made him angry.
Yapacak bir şey yok, bu yüzden televizyon izleyebilirim.There's nothing to do, so I may as well watch television.
Her şey hazır.Everything is ready.
Neye sırıtıyorsun? İyi bir şey oldu mu?What are you smirking at? Did something good happen?
Yardım etmek için yapabileceğim bir şey var mı?Is there anything I can do to help?
Oturacak bir şey bulalım.Let's find something to sit on.
Söyleyecek bir şeyin var mı?Do you have anything to say?
Bana içecek güzel bir şey ver.Give me something nice to drink.

İlgili Sayfalar