Beni durup düşünmeye sevkeden şeyler söylerdi sürekli,Винаги казваше неща, които ме караха да спра и да се замисля, като например:
Beni durup düşünmeye sevkeden şeyler söylerdi sürekli,Она всегда говорила вещи, которые заставляли меня остановиться и подумать что-то вроде
Beni durup düşünmeye sevkeden şeyler söylerdi sürekli,היא תמיד אמרה דברים שהיו גורמים לי לעצור ולחשוב, כמו,
Beni durup düşünmeye sevkeden şeyler söylerdi sürekli,وكانت تقول أشياءً تجعلني أتوقف وأفكر قليلاً .. مثل
Beni durup düşünmeye sevkeden şeyler söylerdi sürekli,「時は 心を癒やすけど 美容は苦手なんだよ」
Beni, insan beynini anlamaya sevk eden bir şey var. Bu bana onu hatırlatıyor.A tak je tady jedna věc, která mne žene k porozumění lidské povahy, a tohle mi to připomíná.
Beni, insan beynini anlamaya sevk eden bir şey var. Bu bana onu hatırlatıyor.Et il y a une chose qui me pousse à chercher à comprendre la nature humaine et ça me fait penser à ceci :
Beni, insan beynini anlamaya sevk eden bir şey var. Bu bana onu hatırlatıyor.Há mais uma coisa que me faz prosseguir na minha compreensão da natureza humana, e isto recorda-me disso.
Beni, insan beynini anlamaya sevk eden bir şey var. Bu bana onu hatırlatıyor.Jest jedna rzecz, która każe mi dążyć do zrozumienia natury ludzkiej i to zdjęcie mi to przypomina.
Beni, insan beynini anlamaya sevk eden bir şey var. Bu bana onu hatırlatıyor.Y hay una cosa que me hace perseguir mi comprensión de la naturaleza humana, y esto me recuerda eso.
Beni, insan beynini anlamaya sevk eden bir şey var. Bu bana onu hatırlatıyor.Zaradi ene stvari hočem razumeti človeško naravo in to je me spomnilo nanjo.
Beni, insan beynini anlamaya sevk eden bir şey var. Bu bana onu hatırlatıyor.Има едно нещо, което ме кара да търся разбиране на човешката природа, и това ме подсеща за него.
Beni, insan beynini anlamaya sevk eden bir şey var. Bu bana onu hatırlatıyor.И я стараюсь помнить об этом в моих исследованиях человеческой природы.
Beni, insan beynini anlamaya sevk eden bir şey var. Bu bana onu hatırlatıyor.Я враховую це при вивченні людської природи, це нагадує мені про наступний приклад з життя.
Beni, insan beynini anlamaya sevk eden bir şey var.제가 인간의 본성에 대해 연구를 계속하게 되는 이유가 있습니다.
Beni, insan beynini anlamaya sevk eden bir şey var.כך שיש דבר אחד שדוחף אותי להבין את הטבע האנושי,
Beni, insan beynini anlamaya sevk eden bir şey var.لذا هناك شيء واحد هذا يجعلني أواصل محاولة فهم الطبيعة البشرية،
Beni, insan beynini anlamaya sevk eden bir şey var.理解したいと 私を突き動かす理由は この写真が表しています
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil.""Benből hiányzik a megfelelő lendület, hogy bármi jelentőset elérjen az életben."
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil.""Ben carece del suficiente ímpetu para lograr algo que valga la pena."
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil.""Ben est dépourvu de tout l'élan nécessaire pour accomplir quoi que ce soit de signifiant."
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil.""Ben fehlt ausreichender Antrieb um irgendetwas Erstrebenswertes zu erreichen."
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil.""Ben manca della forza di volontà sufficiente a raggiungere qualcosa di importante."
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil.""Ben nu are motivaţia necesară pentru a realiza ceva valoros în viaţă".
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil.""Ben ontbeert voldoende drive om ooit iets belangrijks te bereiken."
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil.""Ben thiếu động lực để đạt được nhưng điều có giá trị."
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil.""Ben tidak memiliki dorongan yang cukup untuk mencapai sesuatu yang berharga."
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil." (Gülüşmeler) (Alkışlar)"Benowi brakuje chęci by coś osiągnąć" (śmiech) (oklaski)
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil."- 그 성적표에는 "벤은 가치있는 일을 - 할 수 있는 정신력이 모자란다." 라고 써있지요.
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil.""O Ben carece de ímpeto suficiente
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil.""Бенові бракує стимулу для досягнення чогось вартісного".
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil."Бену не хватает стимула, чтобы достичь чего-либо стоящего.
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil.""На Бен му липсват съществени умения, за да постигне каквото и да е."
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil.""לבן חסרה תנופה מספקת בכדי להשיג משהו בעל ערך."
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil."" يفتقر بن إلى قوة دفع كافية لتحقيق أي شي يستحق."
"Ben işe yaracak herhangi bir şey yapmak için gerekli şevke sahip değil."成し遂げる勢いに欠けている」 (笑い)
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.Az intenzívről az akut gerincosztályra vittek.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.De flyttede mig fra intensiv afdelingen til akut rygmarv.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.Ik verhuisde van intensieve zorgen naar acute rugzorgen.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.Ils m'ont déplacée des soins intensifs au centre de traitement des traumatismes graves de la moelle épinière.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.전 중환자실에서 중증 척추 병동으로 옮겨졌어요.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.M-au trecut de la terapie intensivă la o secție de urgențe neurologice.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.Me llevaron de cuidados intensivos a lesiones agudas de columna.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.Mereka memindahkan saya dari unit gawat darurat ke perawatan tulang belakang parah.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.Mi trasferirono da cure intensive al reparto spinale acuta.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.Mudaram-me dos cuidados intensivos para os cuidados de traumatologia.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.Presunuli ma z intenzívnej starostlivosti na akútne traumatologické oddelenie.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.Přesunuli mě z intenzivní péče na akutní spinální oddělení.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.Przeniesiono mnie z oddziału intensywnej opieki na oddział ostrych urazów kręgosłupa.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.Sau đó thì họ chuyển tôi từ phòng chăm sóc đặc biệt qua khoa cột sống cấp tính.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.Sie verlegten mich von der Intensivstation auf die Wirbelsäulenstation.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.Με μετέφεραν από την εντατική στη μονάδα σπονδυλικής στήλης.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.Меня перевели из интенсивной терапии в спинальное отделение.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.Преместиха ме от реанимацията в отделението за гръбначни травми.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.הם העבירו אותי מטיפול נמרץ למחלקת עמוד שדרה למקרים קשים.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.نقلوني من العناية المركزة لقسم اصابات النخاع الشوكي الخطيرة.
Beni yoğun bakımdan akut omurilik bölümüne sevk ettiler.薄くて固い専用ベッドに寝かされました
"Ben onun lütfu kurulu bir telsiz mesajı sevk savunacağını söyledi gemi, onu adres değişikliğini bildiren."Én azt javasolja, a feladó a vezeték nélküli üzenet kegyelmét fedélzetén hajó, értesítve őt a címváltoztatás.
"Ben onun lütfu kurulu bir telsiz mesajı sevk savunacağını söyledi gemi, onu adres değişikliğini bildiren."Já bych obhájce vyslání bezdrátové zprávy jeho milosti na palubě nádoby, oznámení jej o změnu adresy.
"Ben onun lütfu kurulu bir telsiz mesajı sevk savunacağını söyledi gemi, onu adres değişikliğini bildiren."Ja by som obhajca vyslanie bezdrôtové správy jeho milosti na palube nádoby, oznámenia ho o zmenu adresy.