Ana içeriğe geç
Sözlük

şevk ile cümle

şevk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Ben de ona "Hayır, çok iyi bir eğitim aldım ve bu beni düşünmeye sevk etti.Odpowiedziałem, że świetne wykształcenie dało mi do myślenia.
Ben de ona "Hayır, çok iyi bir eğitim aldım ve bu beni düşünmeye sevk etti.Sanoin: "Ei, sain parhaan koulutuksen. Se sai minut ajattelemaan.
Ben de ona "Hayır, çok iyi bir eğitim aldım ve bu beni düşünmeye sevk etti.Tôi nói "Không, con đã được giáo dục tốt, và nó khiến con băn khoăn.
Ben de ona "Hayır, çok iyi bir eğitim aldım ve bu beni düşünmeye sevk etti.Απάντησα πως "Πήρα την καλύτερη εκπαίδευση.
Ben de ona "Hayır, çok iyi bir eğitim aldım ve bu beni düşünmeye sevk etti.Казах: "Не, аз имам най-доброто образование. То ме накара да се замисля.
Ben de ona "Hayır, çok iyi bir eğitim aldım ve bu beni düşünmeye sevk etti.Я відповів: "Ні, я отримав найкращу освіту. Вона навчила мене думати.
Ben de ona "Hayır, çok iyi bir eğitim aldım ve bu beni düşünmeye sevk etti.Я сказал: "Нет, я получил лучшее образование. Это заставило меня думать.
Ben de ona "Hayır, çok iyi bir eğitim aldım ve bu beni düşünmeye sevk etti.אמרתי לה "לא, קיבלתי חינוך טוב. וזה גרם לי לחשוב.
Ben de ona "Hayır, çok iyi bir eğitim aldım ve bu beni düşünmeye sevk etti.فقلت: "لا، حصلت على أفضل تعليم وذلك جعلني أفكر
Ben de ona "Hayır, çok iyi bir eğitim aldım ve bu beni düşünmeye sevk etti.我話:「我受過最好嘅教育,
Ben de ona "Hayır, çok iyi bir eğitim aldım ve bu beni düşünmeye sevk etti.考えたんだ 自分なりのやり方で
Beni araştırmaya sevk eden şey şu:A következő kérdés motiválja a kutatásaimat:
Beni araştırmaya sevk eden şey şu:A questão que motiva a minha investigação é esta:
Beni araştırmaya sevk eden şey şu:Chestiunea care îmi motivează munca de cercetare e următoarea:
Beni araştırmaya sevk eden şey şu:Det spørgsmål, der motiverer min forskning, er følgende:
Beni araştırmaya sevk eden şey şu:Die Frage die meine Forschung motiviert ist die folgende:
Beni araştırmaya sevk eden şey şu:Et la question qui motive mes recherches est la suivante :
Beni araştırmaya sevk eden şey şu:이 숫자가 제 연구에 용기를 주는 이유는 다음과 같습니다.
Beni araştırmaya sevk eden şey şu:La domanda che motiva la mia ricerca è la seguente:
Beni araştırmaya sevk eden şey şu:Otázka, která motivuje můj výzkum, je tato:
Beni araştırmaya sevk eden şey şu:Otázka, ktorá ma motivuje, znie:
Beni araştırmaya sevk eden şey şu:Vì vậy câu hỏi thúc đẩy nghiên cứu của tôi là:
Beni araştırmaya sevk eden şey şu:Η ερώτηση που ωθεί την έρευνα μου είναι η εξής:
Beni araştırmaya sevk eden şey şu:Питання, яке мотивує мої дослідження, наступне.
Beni araştırmaya sevk eden şey şu:Така че въпросът, който мотивира моите изследвания е следния:
Beni araştırmaya sevk eden şey şu:ומספרים כאלה הם אשר מדרבנים אותי במחקר שלי.
Beni araştırmaya sevk eden şey şu:فالسؤال الذي يحفز بحثي هو الاَتي
Beni araştırmaya sevk eden şey şu:人類が達成した偉業
Beni araştırmaya sevk eden şey şu:所以激勵我研究嘅問題如下:
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.2つのエピソードをご紹介したいと思います 一つ目は乳がんを患った友人の話です
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Acum am fost influenţat să gândesc aşa de 2 anecdote pe care vreau să vi le împărtăşesc,
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.A véleményem kialakításában segített két adoma, szeretném őket közreadni.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Eu fui influenciado neste pensamento por duas histórias que quero partilhar convosco.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Giờ đây, cách nghĩ của tôi được tác động bởi hai câu chuyện cá nhân tôi muốn chia sẻ với các bạn.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Ich möchte zwei Anekdoten mit Ihnen teilen, die bei mir dieses Denken beeinflusst haben.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Ik ben zo gaan denken door twee anekdotes die ik jullie wil vertellen.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Il mio modo di pensare è stato influenzato da due aneddoti che voglio condividere con voi.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Jag har påverkats i mitt tankesätt av två anekdoter som jag vill dela med er.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Jeg er blevet påvirket til denne tankegang af to anekdoter, som jeg gerne vil dele med jer.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Kini saya telah dipengaruhi akan pemikiran tentang dua anekdot yang ingin saya bagikan.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.전 여러분들과 나누고 싶은 이 두 일화에 많은 영향을 받아왔습니다
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Maintenant, j'ai été influencé dans cette réflexion par deux anecdotes que je veux partager avec vous.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Na takie moje myślenie wpłynęły dwie anegdoty, którymi chciałbym się z wami podzielić.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Ve mém uvažování mě ovlivnily dvě anekdoty, o které se s vámi podělím.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Yo pienso de esta manera por dos anécdotas que quiero contarles.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Έχω καταλήξει σε αυτό το τρόπο σκέψης από δύο περιστατικά που θα ήθελα να μοιραστώ μαζί σας.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Меня склоняют к таким мыслям две истории, которые я вам сейчас расскажу.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.Моите разсъждения по въпроса бяха повлияни от две истории, които искам да споделя с вас.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.בחשיבה שלי זו הושפעתי משתי אנקדוטות שברצוני לחלוק איתכם.
Beni böyle düşünmeye sevkeden iki anektodu sizinle paylaşmak istiyorum.قد قام بالتأثير علي بهذا التفكير حكايتين سأرويها لكم الآن.
Beni durup düşünmeye sevkeden şeyler söylerdi sürekli,Bà luôn nói những điều khiến tôi khựng lại suy ngẫm, như là
Beni durup düşünmeye sevkeden şeyler söylerdi sürekli,Diceva sempre cose che mi facevano riflettere, come,
Beni durup düşünmeye sevkeden şeyler söylerdi sürekli,Elle disait toujours des choses que me faisaient m'arrêter et penser, comme,
Beni durup düşünmeye sevkeden şeyler söylerdi sürekli,할머니는 항상 제가 잠시 생각에 잠기도록 하는 말씀을 하셨죠.
Beni durup düşünmeye sevkeden şeyler söylerdi sürekli,Mereu spunea lucruri care mă puneau pe gânduri, cum ar fi,
Beni durup düşünmeye sevkeden şeyler söylerdi sürekli,Mindig mondott valamit, ami elgondolkodtatott, például azt, hogy:
Beni durup düşünmeye sevkeden şeyler söylerdi sürekli,Siempre decía cosas que me hacían detener a pensar:
Beni durup düşünmeye sevkeden şeyler söylerdi sürekli,Sie sagte immer Dinge, die mich innehalten und nachdenken ließen; wie:
Beni durup düşünmeye sevkeden şeyler söylerdi sürekli,Zawsze mówiła rzeczy, które dawały mi do myślenia, na przykład:
Beni durup düşünmeye sevkeden şeyler söylerdi sürekli,Ze zei altijd dingen die me deden nadenken, zoals dit:
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod