Ana içeriğe geç
Sözlük

şekilde ile cümle

şekilde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Hiçbir şekilde kitaplıktaki kitaplardan resim kesip çıkaramazsın.By no means may you cut out the pictures from the books on the bookshelf.
Kesin bir şekilde reddettim.I categorically refused.
O, hızlı şekilde konuştu.She spoke rapidly.
Taro, oldukça hızlı bir şekilde kızıyor.Taro gets angry quite quickly.
Onu o şekilde bırakmak ister misin?Do you want to leave it like that?
Tom son günlerde tuhaf şekilde davranıyor.Tom has been acting strangely lately.
Bu ayakkabılar mükemmel şekilde uyuyor.These shoes fit perfectly.
Üç kuşak şeyleri üç şekilde görür.Three generations see things three ways.
Uçak piste güvenli şekilde indi.The airplane landed safely on the runway.
Sağlıklı bir şekilde yemek yemek kalp hastalığını önlemeye yardımcı olabilir.Eating healthfully can help prevent heart disease.
Kase mükemmel bir şekilde yuvarlaktı.The bowl was perfectly round.
Bu paketi benim için düzgün bir şekilde sarar mısın?Will you wrap this package neatly for me?
Onu bu şekilde yapman gerekir.You should do it this way.
O, iki saat boyunca inanılmaz bir şekilde konuştu.She talked incredibly for two hours.
Renksiz yeşil fikirler öfkeli bir şekilde uyur.Colorless green ideas sleep furiously.
O burada olmaktan fark edilir bir şekilde korkuyordu.She was visibly afraid to be here.
Hapishaneler örtmeceli şekilde rehabilitasyon merkezleri olarak adlandırılır.Prisons are euphemistically called rehabilitation centers.
John aile şirketini çok verimli bir şekilde işletiyor.John runs the family business very efficiently.
O, hiçbir şekilde berbat çürüyen soğan kokusuna tahammül edemedi.He could not by any means tolerate the ghastly smell of rotting onion.
Fırtına ürünlere ciddi bir şekilde zarar verdi.The storm severely damaged the crops.
O akıcı şekilde İngilizce konuşur.She speaks English fluently.
Etrafındaki insanlarla yumuşak bir şekilde konuştu.He spoke softly to the men around him.
Savaş şiddetli ve inanılmaz şekilde kanlıydı.The battle was fierce and unbelievably bloody.
İki taraf Iwo Jima savaşı'nda şiddetli bir şekilde savaştı.The two sides fought fiercely in the Battle of Iwo Jima.
İngiltere tehlikeli şekilde düşük gıda malzemeleri ile karşı karşıya idi.Britain faced dangerously low supplies of food.
Washington'da hava aşırı şekilde soğuktu.It was bitterly cold in Washington.
Barney ağır şekilde yaralandı.Barney was wounded seriously.
Fiyatlar şaşırtıcı şekilde düştü.Prices went to amazingly low levels.
Önceki gece yoğun şekilde kar yağmıştı.It had snowed heavily the night before.
Ben bu şekilde doğdum!I was born this way!
Araba kapısı uygun şekilde kapanmıyor.The car door doesn't close properly.
İngilizceyi akıcı şekilde konuşabilmeyi istiyorum.I want to be able to speak English fluently.
Ekselânsları'nın dışında herhangi bir şekilde çağrılmayı kabul etmiyorum.I refuse to be called anything besides "Your Highness".
Bu kapı hiçbir şekilde açılamaz.This door can't be opened in any way.
Her ülke hak ettiği şekilde yönetilir.Every country has the government it deserves.
Kapıyı sinirli bir şekilde kapattı.He angrily closed the door.
Ben bu şarkıyı dinlediğimde tuhaf bir şekilde ağırlık basar.I get weirdly sleepy when I listen to this song.
Giriş sınavını başarılı şekilde geçtiğini öğrendim. Tebrikler!I found out that you had successfully passed the entrance exam. Congrats!
Söyleyeceklerimi düzgün bir şekilde dinle.Properly listen to what I'm going to say.
Eğer köpeğini uygun şekilde beslersen, onun ömrünü uzatabilirsin.If you feed your dog properly, you can increase his lifespan.
Benimle bu şekilde konuşmana izin vermeyeceğim.I won't let you speak to me that way.
Para bu şekilde önemli.Money is important in this way.
Tom patronuyla o şekilde konuşarak işini kaybetmeyi göze alıyordu.Tom was risking losing his job by talking to his boss that way.
Patrona o şekilde karşı çıkman bayağı büyük cesaretti.It was pretty ballsy of you to stand up to the boss like that.
Girişim, köylüler için yaşam kalitesini ölçülebilir şekilde artırdı.The initiative measurably improved quality of life for the villagers.
Hızlı bir şekilde iyileştin.You recovered quickly.
İmzalamadan önce sözleşmeyi iyi şekilde gözden geçir.Look over the contract well, before you sign it.
Bunu eBay'da satmayı ciddi şekilde düşünüyor musun?Are you seriously thinking about selling this on eBay?
Kendi işine başlamayı ciddi şekilde düşünüyor musun?Are you seriously thinking about starting your own business?
Onu yapmamam gerektiğini biliyordum fakat bir şekilde onu yaptım.I knew I shouldn't have done it, but I did it anyways.
Seninle karşılaşmadan önce asla bu şekilde hissetmedim.I never felt this way before I met you.
Senin hakkında bu şekilde düşüneceğimi asla hayal bile etmedim.I never imagined I'd feel this way about you.
Bu durumdan azami şekilde yararlanmalıyız.We have to make the most of this situation.
Nasıl bir insan ev hayvanlarına bu şekilde davranırdı?What kind of person would treat their pet that way?
Ben kendimi kötü bir şekilde ifade etmiş olmalıyım.I must have expressed myself badly.
Başkan, beklenmedik bir şekilde öldü.The President died unexpectedly.
Bir şekilde bugün bütün gün uyudum.Somehow I slept all day today.
Fırsatlarımızı en iyi şekilde değerlendir.Make the best of your opportunities.
Tom onu yapmamızı önerdiğin şekilde onu yapmanın bir avantajı olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think there is any advantage of doing it the way you suggest we do it.
Tom çalışanlarına düzgün bir şekilde nasıl davranacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to treat his employees properly.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod