Benim niyetim size herhangi bir şekilde zarar vermek değildir.It is not my intent to hurt you in any way.
Ne kadar çok denersen dene çok kolay bir şekilde başarılı olamayacaksın.No matter how hard you may try, you won't succeed so easily.
Bir İngiliz farklı bir şekilde hareket ederdi.An Englishman would act in a different way.
Bana asla bu şekilde davranmazdın.You never used to treat me like this.
Zamanını en iyi şekilde kullanmaya çalış.Try to make good use of your time.
Zamanını istediğin herhangi bir şekilde geçirebilirsin; sonuçta, senin zamanın.You can spend your time in any way you want; it's your time, after all.
Saat altıya kadar bir şekilde onu yaptırmalıyım.I must have it done somehow by six.
"Uzun bir günün ardından yorgun olmalısın." "Hayır, hiçbir şekilde.""You must be tired after a long day." "No, not in the least."
Başkalarıyla konuşurken, kollarınız çaprazlama bağlı şekilde onu yapıyorsunuz.When you talk to others, you're doing it with your arms crossed.
Sana, elimden gelen en hızlı şekilde yazacağım.I will write to you as soon as I can.
Keiko onun güvenli bir şekilde gelişini ona bildirdi.Keiko informed him of her safe arrival.
Yönetimin neden forvetin taleplerine bu kadar kolay bir şekilde girdiğini bilmiyorum.I don't know why the management submitted to the striker's demands so easily.
O, hiçbir şekilde tatmin olmadı.He's by no means satisfied.
Sonuçlar hiçbir şekilde tatmin edici değil.The results are by no means satisfactory.
Akıllı bir adam bu şekilde hareket etmezdi.A wise man would not act in that way.
Kendimi net şekilde ifade ediyor muyum?Am I making myself clear?
İfade özgürlüğü ciddi şekilde sınırlandı.Freedom of speech was tightly restricted.
Daha sonra, lisede, kimyayı vitamin haplarını aldığım şekilde alacaktım.Later, in high school, I would take chemistry the way I took vitamin pills.
Kayıp olan balıkçı teknesi güvenli bir şekilde limana döndü.The fishing boat that had been missing returned to its port safely.
Uluslar arası anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde çözümlenmeli.International disputes must be settled peacefully.
Bu gece ay parlak bir şekilde parlıyor.The moon is shining brightly tonight.
İş düzgün bir şekilde ilerledi.The work progressed smoothly.
İş istikrarlı bir şekilde ilerliyor.The work is progressing steadily.
Çocuklar kampa gittiğinde, ilkel bir şekilde yaşamanın tadını çıkarıyorlar.When the boys go camping, they enjoy living in a primitive way.
Belediye başkanının istifasıyla ilgili haberler hızlı bir şekilde dolaştı.The news of the mayor's resignation traveled fast.
Fırsatı en iyi şekilde değerlendirdik.We made the most of the opportunity.
Küçük evimizi en iyi şekilde değerlendirmek zorunda kaldık.We had to make the best of our small house.
Benim neslimin insanlarının hepsi bu konuda aynı şekilde düşünüyor.People of my generation all think the same way about this.
Benim e-posta adresim aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.My e-mail address has been changed as follows.
Ağabeyim çok hızlı bir şekilde ev ödevini bitirdi.My elder brother finished his homework very quickly.
Onu sana söylediğim şekilde yap.Do it the way I told you to.
Amerika'ya getirildikten sonra babam İngilizceyi akıcı şekilde konuşuyor.Having been brought up in America, my father speaks English fluently.
Babam balık tutmayı sever; aynı şekilde ben de.My father likes fishing, and so do I.
Fena şekilde yardımınıza ihtiyacım var.I am badly in need of your help.
Yeteneğim dahilinde işi en iyi şekilde yaptım.I did the job to the best of my ability.
Soruyu doğru şekilde yanıtlayabildim.I was able to answer the question correctly.
Bu kadar kaba bir şekilde konuşulmaya alışkın değilim.I'm not used to being talked to in such a rude manner.
Herhangi bir şekilde bu sorunu çözemedim.I could not solve this problem by any means.
Harika bir şekilde canlandığımı hissediyorum.I am feeling wonderfully refreshed.
Naomi kadar akıcı bir şekilde İngilizce konuşamam.I can't speak English as fluently as Naomi.
Kötü şekilde üşüttüğüm için, her zamankinden daha önce yatmaya gittim.Because I had a bad cold, I went to bed earlier than usual.
Evi avantajlı şekilde sattım.I sold the house to advantage.
Kendi baban hakkında o şekilde konuşmana izin veremem.I can't let you talk about your own father that way.
Sabah erken saatte güvenli şekilde buraya geldim.I arrived here safely early this morning.
Ben dün beklenmedik bir şekilde otobüste benim eski bir arkadaşla karşılaştım.I unexpectedly met an old friend of mine on the bus yesterday.
Hiçbir şekilde onu yapmayacağız.There's no way we're going to do that.
Onunla oldukça beklenmedik bir şekilde tanıştım.I met him quite unexpectedly.
Ben de kendimi bacağımdan kötü şekilde yaraladım.I badly injured myself in the leg, too.
Özel bir şekilde iyi hissediyorum.I feel good in a special way.
Görevimi yapabildiğim en iyi şekilde yerine getireceğim.I will do my duty to the best of my ability.
Ben onu onun bana yapmamı söylediği şekilde yaptım.I did it the way he told me to.
Ona, olabilecek en kibar şekilde davrandık.We treated him in the politest manner possible.
Birbirimize karşı ciddi şekilde konuştuk.We talked seriously to one another.
Birçok şekilde İngilizce çalışabiliriz.We can study English in many ways.
Gerçeği mümkün olduğunca açık şekilde açıkla.Explain the fact as clearly as possible.
Zamanınızı en iyi şekilde değerlendirmelisiniz.You must make the most of your time.
Sana nasıl davranılmasını istiyorsan başkalarına aynı şekilde davran.Do unto others as you would have others do unto you.
Onu istediğin şekilde yapabilirsin.You can do it however you like.
Yeteneğini göstermek için bu az bulunur fırsatı en iyi şekilde kullanmalısın.You should make the most of this rare opportunity to demonstrate your talent.
Onlar bir araba kazasında kötü bir şekilde yaralandı.They were badly injured in a car accident.