Ana içeriğe geç
Sözlük

şekilde ile cümle

şekilde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Gençken vaktinizi çoğunu en iyi şekilde değerlendirmelisiniz.You should make the most of your time while you are young.
Genç insanlar o şekilde davranmaya eğilimlidir.Young people are apt to behave that way.
Daha genç kuşak şeylere farklı şekilde bakar.The younger generation looks at things differently.
Her çalışanın kendi aracını mükemmel şekilde tutması gerekiyor.Every employee is supposed to keep his own vehicle in perfect condition.
Korkarım ki koliyi hatalı şekilde adresledim.I'm afraid I have addressed the parcel wrongly.
İnsan oğlu birçok şekilde iletişim kurar.Human beings communicate in many ways.
İnsan doyumsuz bir şekilde meraklıdır.Man is insatiably curious.
Bir şekilde matematikten geçme notu aldım.I somehow got a passing grade in mathematics.
Uygun şekilde kullanılırsa, belirli zehirler yararlı olacaktır.Properly used, certain poisons will prove beneficial.
Sevkiyat bize güvenli bir şekilde ulaştı.The shipment has reached us safely.
Denizaltı bir daha yükselmeyecek şekilde battı.The submarine sank, never to rise again.
Büyükbabam hayatının geriye kalan kısmını sakin bir şekilde yaşamak istiyor.My grandfather wants to live quietly for the rest of his life.
Çok çabuk bir şekilde ilave yapmamız mümkündür.It is possible for us to do addition very quickly.
Gücünü korumak için gerektiği şekilde yemelisin.You must eat properly to keep up your strength.
Üniversite hayatından en iyi şekilde yararlanın.Make the most of your college life.
Başka şekilde bakacağım.I will look the other way.
Herkes rahat bir şekilde yaşamak istiyor.Everybody wants to live in comfort.
Herkes Tom'dan her zaman iyi şekilde bahseder.Everyone always speaks well of Tom.
Herkes ondan iyi şekilde bahsetmektedir.Everyone speaks well of him.
Herkes ondan iyi şekilde bahseder.Everybody speaks well of her.
Doğum,bir şekilde,ölümün başlangıcıdır.Birth is, in a manner, the beginning of death.
Ben erkeklerin ve kadınların eşit olduğunu güçlü bir şekilde hissediyorum.I feel strongly that men and women are equal.
Tomoko mutlu şekilde kapıdan dışarı çıktı.Tomoko bounced happily out the door.
Kasaba su ikmali ağır yağışlar tarafından ciddi şekilde engellendi.The town water supply was seriously obstructed by heavy rainfalls.
Onu başka şekilde ifade edeyim.Let me rephrase it.
Sadako uykuya dalmadan önce hızlı bir şekilde kağıdı katlamayı denedi.Quickly Sadako tried to fold the paper before she fell asleep.
Ben havanın bu şekilde kalacağını umuyorum.I hope the weather stays this way.
Beklenmedik bir şekilde onun mektubunu aldım.I received his letter unexpectedly.
Japon milleti için akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak zordur.It is difficult for Japanese people to speak English fluently.
Japon halkının Noel'i Amerikalılar'ın yaptığı şekilde kutlamadıkları söylenilmektedir.It is said that Japanese people don't celebrate Christmas the way Americans do.
Keşke şu veya bu şekilde kararını verse.I wish he would make up his mind one way or other.
Onun açıklaması hiç bir şekilde tatminkâr değildir.His explanation is by no means satisfactory.
Onun arabası ciddi şekilde hasar gördü.His car was seriously damaged.
Onun açıklaması hiç bir şekilde tatminkâr değildi.His explanation was by no means satisfactory.
Onun oğulları uygun şekilde yetiştirilmiş değil.His sons are not properly brought up.
O, akıcı bir şekilde İngilizce konuşuyor.He speaks English fluently.
O, onu o şekilde yapmalıydı.He should have done it that way.
Suçunu çok açık bir şekilde itiraf etti.He confessed his crime frankly.
Başarılı bir şekilde yeni bir iş bulabildiler.He managed to find a new job successfully.
O, çok iyi şekilde gitar çalar.He plays the guitar very well.
O, sınıfındaki herhangi bir öğrenci kadar akıcı şekilde İngilizce konuşmaktadır.He speaks English as fluently as any student in his class.
Oldukça kolay şekilde kontrolden çıkar.He loses his temper quite easily.
O, fırsatı en iyi şekilde değerlendirdi.He made the best of the opportunity.
O, parayı en iyi şekilde değerlendirdi.He made good use of the money.
Hızlı bir şekilde çalışarak işi bitirdi.He has worked out a quicker way to get the job finished.
O, şiiri monoton bir şekilde okudu.He read the poem in a monotone.
O, kazayı polise detaylı bir şekilde anlattı.He described the accident in detail to the police.
Detayları doğru bir şekilde rapor etti.He reported the details with accuracy.
Hikayeden derin şekilde etkilendi.He was deeply moved by the story.
O, çok iyi şekilde keman çalar.He plays the violin very well.
Kolları bağlı şekilde sadece izledi.He just looked on with his arms folded.
O, başka bir şekilde eve gitmiş olabilir.He may have gone home by another way.
Elinden geldiğince hızlı bir şekilde bana doğru koştu.He ran toward me as fast as he could.
Bütün kapıların güvenli bir şekilde kapatılıp kapatılmadığını kontrol etti.He checked that all the doors were safely shut.
O bir şekilde nehri yüzerek geçebildi.He was somehow able to swim across the river.
O kendini kötü bir şekilde yaktı.He burned himself badly.
O kötü bir şekilde yaralandı.He was badly wounded.
Gittikçe ikna edici bir şekilde konuştu.He spoke on more and more eloquently.
O, Rusçayı mükemmel şekilde konuşur.He speaks Russian perfectly.
O küçük gelirini en iyi şekilde değerlendirdi.He made the best of his small income.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod