Ana içeriğe geç
Sözlük

şekilde ile cümle

şekilde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Ben bunu o şekilde yapmazdım.I wouldn't do it that way.
Cinderella'nın ayakkabısı mükemmel şekilde uyuyorsa, o neden düştü?If Cinderella's shoe fits perfectly, then why did it fall off?
Bana o şekilde bakma!Don't look at me like that!
Giyotin, Fransız Devrimi sırasında yaygın bir şekilde kullanıldı.The guillotine was widely used during the French Revolution.
İtaatkar bir şekilde bekledim.I waited obediently.
Bazı kelimeler aynı şekilde telaffuz edilir, ancak farklı şekilde yazılırlar.Some words are pronounced the same, but written differently.
Bazı kelimeler farklı yazılırlar, ancak aynı şekilde telaffuz edilirler.Some words are written differently, but pronounced the same.
Bir yabancı dili mükemmel şekilde öğrenmek istiyorum.I want to learn a foreign language perfectly.
O hızlı bir şekilde öğrendi.She learned quickly.
Dilimizi mümkün olan her şekilde tanıtmak önemlidir.It is important to promote our language in every possible way.
O gözle görülebilir şekilde üzgündü.She was visibly upset.
Kimse sözcüğü o şekilde telaffuz etmiyor.No one pronounces the word that way.
Ateş mutlu bir şekilde çatırdıyordu.The fire was crackling cheerily.
Tom bunun o şekilde olmasını istemiyordu.Tom didn't want it to happen that way.
Çok okunaklı bir şekilde yazıyorsun.You write very illegibly.
Neyi farklı bir şekilde yapardın?What would you do differently?
Tom inanılmaz bir şekilde meraklıydı.Tom was incredibly curious.
Polis, Leyla'nın cinayete bir şekilde karıştığına inanıyordu.The police believed that Layla was somehow involved in the murder.
Kaç dili akıcı bir şekilde konuşabilirsin?How many languages can you speak fluently?
Sami hayal edebileceğiniz her şekilde Leyla'ya cinsel saldırı düzenledi.Sami sexually assaulted Layla in every way you can imagine.
Bu şekilde yaşayamam.I can't live this way.
O farklı bir şekilde yapılması gerekiyor.It has to be done a different way.
Aynı şekilde mi yapılmalı?Should it be done the same way?
Maria ödevini şaşırtıcı bir şekilde çabucak tamamladı.Maria completed her homework surprisingly quickly.
Polis, Tom'un cinayete bir şekilde karıştığına inanıyor.Police believe that Tom was somehow involved in the murder.
Tom'un oldukça akıcı bir şekilde Fransızca konuşabildiğini duydum.I hear that Tom can speak French quite fluently.
Tom sadece bacağını kırmadı, çok kötü şekilde yandı da.Not only did Tom break his leg, he got badly burned.
O her zaman bu şekilde miydi?Has it always been this way?
Size bir şekilde yardımcı olabilir miyim?Can I help you in some way?
Tom çok kolay şekilde vazgeçmezdi.Tom wouldn't give up so easily.
Leyla bu şekilde ölmeyi hak etmedi.Layla didn't deserve to die like this.
Suçlar orantısız bir şekilde azınlıklar tarafından işleniyor.Crimes are disproportionately committed by minorities.
Tom fena bir şekilde kesildi.Tom was cut badly.
Muhtemelen onu o şekilde yapmamız gerek.That's probably how we should do that.
O gerçekten o şekilde mi oldu?Did it actually happen like that?
Her zaman bu şekilde olmadı mı?Hasn't it always been this way?
Onu bu şekilde mi yapmamız gerekiyor?Do we need to do it this way?
Tom hala o şekilde mi hissediyor?Does Tom still feel that way?
Bu şekilde daha iyi değil mi?Isn't it better this way?
Tom kaderini uysal bir şekilde kabul etti.Tom has resignedly accepted his fate.
Tom kaderini boyun eğmiş bir şekilde kabullendi.Tom has resignedly accepted his fate.
Söz dağarcığını bu şekilde öğrenmeye çalışın.Try to learn vocabulary in this way.
Söz varlığını sana söylediğim şekilde öğrenmeye çalış.Try to learn vocabulary in the way I told you.
Kelime bilgisini doğal bir şekilde öğrenin.Learn vocabulary in a natural way.
Frengiyi bu şekilde yaydık.This is how we spread the syphilis.
Yara ağır bir şekilde kanıyordu.The wound was bleeding heavily.
Yara şiddetli bir şekilde kanıyordu.The wound was bleeding heavily.
Kimsenin beni bu şekilde görmesini istemiyorum.I don't want anyone to see me like this.
Bunu Tom'un söylediği şekilde yapacağım.I'll do that the way Tom told me to.
Ben onu bugün her zaman yaptığım şekilde yaptım.I did that today the way I always do it.
İddia ciddi şekilde kusurluydu.The argument was severely flawed.
Argüman ciddi şekilde kusurludur.The argument is severly flawed.
Kamuoyu, destekçiler ve muhalifler olarak keskin bir şekilde bölündü.Public opinion has been sharply divided into supporters and opponents.
Tom onu bir şekilde yapacak.Tom will do that somehow.
Sözleşmeyi dikkatli bir şekilde okumak için zaman ayırmalısın.You should take the time to read the contract carefully.
Sence Tom onu gerçekten o şekilde mi yapmak istiyordu?Do you think Tom really wanted to do it that way?
Tom onu benim yaptığım şekilde yapmıyor.Tom doesn't do that the same way I do.
Mucizevi bir şekilde, Leyla'nın yaraları hayatı tehdit edici değildi.Miraculously, Layla's wounds weren't life-threatening.
Leyla güzel bir şekilde giyindi.Layla dressed nicely.
Korkunç bir şekilde intikam alacağına yemin etti.He swore he would take revenge in a terrible way.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod