Onu yanlış şekilde yaptığımı fark etmem uzun zamanımı aldı.It took me a long time to realize I was doing it the wrong way.
Tom o şekilde düşünen tek kişi değil.Tom isn't the only one who thinks that way.
Şartlar dramatik bir şekilde değişti.Things changed dramatically.
Tom bana muzaffer bir şekilde baktı ve "Şah mat" dedi.Tom looked at me triumphantly and said, "Checkmate."
O her zaman bu şekilde olacaktır.It will always be that way.
Tom tutumlu bir şekilde yaşar.Tom lives frugally.
Elimden geldiği şekilde yardımcı olacağım.I'll assist in any way I can.
Tom'a birçok şekilde yardımcı oluyoruz.We help Tom in a lot of ways.
Çok hızlı bir şekilde Fransızca öğrendim.I learned French very quickly.
Aynı şekilde yapmamız gerekiyor.We need to do the same.
Tom'un aynı şekilde hissettiğini düşünüyorum.I think Tom feels the same way.
Biz onu o şekilde yapmayız.We don't do it that way.
Ben bu şekilde düşünen tek kişi değilim.I'm not the only one who thinks this way.
Daha iyi şekilde yapabileceğimizi düşünüyoruz.We know we can do better.
Otelden tüm parkı çok net bir şekilde görebiliyorduk.From the hotel, we could see the entire park very clearly.
Onu uygun şekilde yapmak zorundasın.You have to do it properly.
Tom tuhaf bir şekilde davranıyor.Tom is behaving oddly.
Tom bu şekilde öldü.That's how Tom died.
Ben onu o şekilde yapmadım.I didn't do it that way.
Bu şekilde başladı.That's how it began.
Bu o şekilde olmuş olmalı.It must've happened that way.
Onlar sana hiç berbat şekilde giyindiğini söyledi mi?Have they ever told you that you dress terribly?
Tom Mary ile mutlu bir şekilde evli.Tom is happily married to Mary.
Tom onu doğru şekilde yapıyor.Tom is doing it the right way.
Tom işini uygun bir şekilde yapmak istedi.Tom wanted to do his job properly.
Bu kamera çok hızlı bir şekilde fotoğraf çekebilir.This camera can take pictures very quickly.
Elimizden gelen herhangi bir şekilde yardım edeceğiz.We'll help in any way we can.
Biz onu uygun bir şekilde yapacağız.We're going to do it properly.
Onunla tamamen beklenmedik bir şekilde tanıştım.I met him totally unexpectedly.
Tom'a berbat bir şekilde muamele edilmişti.Tom was treated terribly.
Tom gürültülü bir şekilde güldü.Tom laughed uproariously.
Biz daha kolay bir çözüm yolu varken onu zor bir şekilde yapıyoruz.We've been doing it the hard way.
Yapabildiğimiz herhangi bir şekilde sana yardım edeceğiz.We'll assist you in any way we can.
Tom uygun şekilde yemek yemez.Tom doesn't eat properly.
Daha önce hiç o şekilde hissetmemiştim.I've never felt that way before.
Tom hiçbir şekilde aptal değil.Tom is by no means stupid.
Şimdi hiçbir şekilde hasta olmama izin verilmiyor. Yarın benim tatilim.I am, by no means, allowed to become ill now, tomorrow is my holiday.
Tom inanılmaz şekilde aptal.Tom is unbelievably stupid.
Hangi yabancı dili en akıcı bir şekilde konuşuyorsun?Which foreign language do you speak most fluently?
Farklı bir şekilde gittim.I went a different way.
Bu şekilde çalışmayı tercih ediyorumI prefer working this way.
Onu bu şekilde yapmayı tercih ederim.I prefer doing it this way.
Gerçekten o şekilde hissetmiyorum.I don't really feel that way.
Yıllardır bu şekilde hissettim.I've felt this way for years.
Bu konuda aynı şekilde hissediyorum.I feel the same way about this.
Tom'un daha önce bu şekilde davranmadığını hiç görmedim.I've never seen Tom behave this way before.
Bundan makul şekilde memnundum.I was reasonably happy with it.
Tom, olanları detaylı bir şekilde anlattı.Tom described what happened in great detail.
Bu çocukların anneleri ile bu şekilde konuştuklarına inanamıyorum.I can't believe those kids talk to their mom that way.
Bu kanun anayasaya aykırı bir şekilde yazıldı.This law was written in an unconstitutional way.
Bu, hiç bir şekilde kolay bir iş değil.It is in no way an easy job.
Balon beklenmedik bir şekilde patladı.The balloon popped unexpectedly.
O zamanlar gerçekten daha iyi şekildeydim.I was in better shape back then.
İyi ki Mary de Tom'un hissettiği aynı şekilde hissetti.Fortunately Mary felt the same way as did Tom.
Bu elbise sana mükemmel şekilde uyar!This dress fits you to perfection!
Bu şekilde işe yaradığına sevindim.I'm glad it worked out that way.
Bunu başka bir şekilde açıklayamam.I can't explain it any other way.
Toom'u elimden gelen herhangi bir şekilde destekleyeceğim.I'll support Tom any way I can.
Tom durumu muhteşem şekilde açıkladı.Tom explained the situation superbly.
Tom, bunu farklı bir şekilde yapmayı denememizi önerdi.Tom suggested that we try doing this a different way.