Aynı şekilde yapılmış olması gerekiyor.It needs to be done in the same way.
O bu şekilde olmak zorunda değil.It does not have to be this way.
Ve kim aynı şekilde hareket etmezdi?And who would not act the same way?
Tüyler ürpertici şekilde davranıyorsun.You're acting creepy.
Sen inanılmaz bir şekilde aptalsın.You're incredibly stupid.
O şekilde gidin.Go that way.
Tom dikkatli şekilde cevap verdi.Tom answered carefully.
Tom hızlı bir şekilde cevap verdi.Tom answered quickly.
Tom isterik bir şekilde güldü.Tom laughed hysterically.
Tom dikkatli bir şekilde taşındı.Tom moved cautiously.
Tom hızlı şekilde hareket etti.Tom moved quickly.
Tom cesaret verecek şekilde başını salladı.Tom nodded encouragingly.
Tom sempatik şekilde başını salladı.Tom nodded sympathetically.
Tom düşünceli şekilde başını salladı.Tom nodded thoughtfully.
Tom rahatsız bir şekilde durakladı.Tom paused uncomfortably.
Tom savunur şekilde tepki gösterdi.Tom reacted defensively.
Tom diplomatik bir şekilde cevap verdi.Tom responded diplomatically.
Tom sarsıcı bir şekilde titredi.Tom shivered convulsively.
Ben cesaret verecek şekilde başımı salladım.I nodded encouragingly.
O teşvik edici bir şekilde başını salladı.He nodded encouragingly.
O, teşvik edici bir şekilde başını salladı.She nodded encouragingly.
Huzurlu şekilde çık.Come out peacefully.
Onu bir şekilde yap.Do it anyway.
Onu kibar bir şekilde yap.Do it delicately.
Onu nazik bir şekilde yap.Do it gently.
Onu mükemmel bir şekilde yaptım.I nailed it.
Soruyu başka şekilde ifade edeceğim.I'll rephrase the question.
Soruyu başka bir şekilde ifade et.Rephrase the question.
Ben mükemmel bir şekilde anlıyorum.I understand perfectly.
Mükemmel şekilde uyuyor.It fits perfectly.
O, alışıldığı şekilde geç kaldı.She is habitually late.
O mükemmel bir şekilde adil.That's perfectly fair.
Bu şekilde çevirin.Turn this way.
Bir şekilde geçineceğim.I'll get along somehow.
O, o şekilde gitmemiz gerektiğini söylüyor.He says we should go that way.
Evi çok lüks bir şekilde döşediler.They furnished the house very luxuriously.
Onu bu şekilde yapmalısın.You must do it this way.
Artık bundan böyle bunu bu şekilde yapacağız.From now on, we'll do it this way.
Güvenli bir şekilde geldik.We've arrived safely.
Yeni işine hızlı bir şekilde uyum sağladı.She made a quick adjustment to her new job.
Tabelayı doğru şekilde okudun mu?Did you read the sign correctly?
Sanırım onu bu şekilde yapmak daha iyi.I think it's better to do it this way.
O şekilde konuşma.Don't talk that way.
Tom keyifli şekilde mutlu.Tom is blissfully happy.
Tom şaşırtıcı şekilde güçlü.Tom is surprisingly strong.
Bu şekilde konudan sapma.Don't wander off like that.
Bu şekilde tercih ediyorum.I prefer it that way.
O, o şekilde çalışmaz.It doesn't work that way.
Amerikalılar Japonların beyzboldan hoşlandığı aynı şekilde futboldan hoşlanıyor.Americans like football in the same way that Japanese like baseball.
Senden istediğim şekilde cevap vermedin.You didn't answer the way I wanted you to.
Bana bir daha bu şekilde hitap etme.Don't ever call me that again.
Tom hakkında o şekilde konuşma.Don't talk about Tom that way.
Ben o şekilde demek istemedim.I didn't mean it that way.
Kıtı kıtına olacak şekilde yaptım.I only did the bare minimum.
Bu şekilde diyebilirsin ama bu kaba.You can say it like that, but it's rude.
Bu şekilde diyebilirsiniz ama bu kaba.You can say it like that, but it's rude.
Bu şekilde de denebilir ama bu kaba.You can say it like that, but it's rude.
Bunu o şekilde yazabilir miyim?Can I write it that way?
Bir şekilde yaptım.I did it anyway.
Bunun o şekilde olduğuna inanmıyorum.I don't believe it happened that way.