şehvet ile cümle

şehvet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Ama bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık her zaman birbirlerine bağlı değildir.Jednak chuć, romantyczna miłość i przywiązanie nie zawsze są ze sobą połączone.
Ama bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık her zaman birbirlerine bağlı değildir.하지만 이 세 뇌 시스템들은 - 정욕, 로맨틱 사랑과 애착 - 언제나 연결되어 있지 않습니다.
Ama bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık her zaman birbirlerine bağlı değildir.Maar deze drie breinsystemen: lust, romantische liefde en gehechtheid, zijn niet altijd verbonden met elkaar.
Ama bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık her zaman birbirlerine bağlı değildir.Mais ces trois processus cérébraux : désir, amour et attachement, ne sont pas toujours connectés entre eux.
Ama bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık her zaman birbirlerine bağlı değildir.Nhưng ba hệ thống não này: cám dỗ, lãng mạn và gắn bó, không phải luôn luôn kết nối với nhau.
Ama bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık her zaman birbirlerine bağlı değildir.Pero estos tres sistemas cerebrales: lujuria, amor romántico y apego no siempre están conectados entre sí.
Ama bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık her zaman birbirlerine bağlı değildir.Tieto tri systému mozgu: túžba, romantická láska a náklonnosť, však nie sú vždy navzájom prepojené.
Ama bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık her zaman birbirlerine bağlı değildir.Но тези три мозъчни системи - за секс, романтична любов и привързаност - не винаги са свързани една с друга.
Ama bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık her zaman birbirlerine bağlı değildir.Но эти три формации мозга — страсть, любовь, и привязанность — не всегда взаимосвязаны.
Ama bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık her zaman birbirlerine bağlı değildir.אך שלוש מערכות המוח האלה: תשוקה, אהבה רומנטית והיקשרות, לא תמיד קשורות זו לזו.
Ama bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık her zaman birbirlerine bağlı değildir.لكن هذه الأنظمة الدماغية الثلاث: الشهوة، الحب الرومانسي والتعلق، ليست دائماً مرتبطة ببعضها البعض.
Ama bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık her zaman birbirlerine bağlı değildir.いつも連関し合っているとは限りません 長年のパートナーに愛着を感じる一方で
Ama bu üç beyinsel sistem, şehvet, aşk ve bağlılık her zaman birbirlerine bağlı değildir.但呢三個大腦系統:性慾,浪漫愛情同依戀 並唔一定係彼此相連嘅
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.Astfel, pot exprima orice, de la admiraţie şi poftă trupească, la anxietate şi nelinişte.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.De kan uttrycka allt från beundran och lust till oro och ångest.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.Họ có thể biểu lộ tất cả mọi dạng cảm xúc, từ ngưỡng mộ, ham muốn cho đến lo lắng hay giận dữ.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.Jadi mereka bisa mengekspresikan semuanya, dari rasa kagum, gairah sampai rasa cemas dan marah.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.Je kan nu allerlei uitdrukken, van bewondering en lust tot ongerustheid en angst.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.이렇게 하면서 착용자는 동경과 욕망에서부터 근심과 고뇌에 이르기까지 모든 감정을 표현할 수 있죠
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.Man kann also alles ausdrücken, von Bewunderung und Lust zu Beunruhigung und Angst.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.Minden kifejezhető a csodálattól és a vágyakozástól kezdve az aggodalmakig és a szorongásokig.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.Môže pomocou neho vyjadriť všetko od obdivu a žiadostivosti až po znepokojenie a úzkosť.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.Podem assim exprimir tudo desde admiração e desejo até ansiedade e angústia.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.Pouvant ainsi tout exprimer depuis l'admiration et la convoitise jusqu'à l'anxiété et à l'angoisse.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.Si può esprimere qualsiasi cosa, da ammirazione e desiderio ad ansia e angoscia.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.Takže může vyjádřit cokoli, od obdivu a chtíče po strach a úzkost.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.Y puede expresar desde admiración y codicia, hasta ansiedad y angustia.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.Μπορούν να εκφράζουν τα πάντα, από το θαυμασμό και τον πόθο τους μέχρι το άγχος και την αγωνία τους.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.Можете да изразите всичко от възхищение и похот до безпокойство и тревога.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.Так можна виражати що завгодно від захоплення і жадання до неспокою і страху.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.Так можно выражать что угодно - от восхищения и вожделения до беспокойства и страха.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.אז הם יכולים להביע הכל מהערצה ותשוקה לחרדה וזעם.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.وبذلك يمكنهم التعبير عن كل أحاسيسهم من الإعجاب والشهوة وحتى القلق والذعر.
Böylece hayranlıktan, şehvete, endişelere, pişmanlığa kadar bir çok şeyi ifade edebilirler.全ての感情を表現できます (笑)
Bu durum bazen insan duygusunun dünyasında heyecanlı ve şehvetli bir hal alabiliyor.Ainsi, les choses deviennent un peu chaudes, parfois dans le monde des émotions humaines.
Bu durum bazen insan duygusunun dünyasında heyecanlı ve şehvetli bir hal alabiliyor.Así que algunas veces se pone bastante sensual en el mundo de las emociones humanas.
Bu durum bazen insan duygusunun dünyasında heyecanlı ve şehvetli bir hal alabiliyor.Diventa piuttosto spinto a volte nel mondo delle emozioni umane.
Bu durum bazen insan duygusunun dünyasında heyecanlı ve şehvetli bir hal alabiliyor.Es geht also manchmal ganz schön heiß her in der Welt der menschlichen Gefühle.
Bu durum bazen insan duygusunun dünyasında heyecanlı ve şehvetli bir hal alabiliyor.Fica bastante quente e fumegante, por vezes, no mundo das emoções humanas.
Bu durum bazen insan duygusunun dünyasında heyecanlı ve şehvetli bir hal alabiliyor.Het gaat er dus soms heftig aan toe in de wereld van menselijke gevoelens.
Bu durum bazen insan duygusunun dünyasında heyecanlı ve şehvetli bir hal alabiliyor.사람의 감정은 보시는 것처럼 이렇게 제법 뜨거워 지기도 합니다.
Bu durum bazen insan duygusunun dünyasında heyecanlı ve şehvetli bir hal alabiliyor.Néha elég forró a helyzet az emberi érzések világában.
Bu durum bazen insan duygusunun dünyasında heyecanlı ve şehvetli bir hal alabiliyor.Tak więc w świecie ludzkich emocji bywa gorąco i namiętnie.
Bu durum bazen insan duygusunun dünyasında heyecanlı ve şehvetli bir hal alabiliyor.Uneori lucrurile devin destul de fierbinți și de erotice în lumea sentimentelor umane.
Bu durum bazen insan duygusunun dünyasında heyecanlı ve şehvetli bir hal alabiliyor.Κάποιες φορές έχουμε και καυτά περιστατικά στον κόσμο των ανθρώπινων συναισθημάτων.
Bu durum bazen insan duygusunun dünyasında heyecanlı ve şehvetli bir hal alabiliyor.Иногда получается довольно страстно и эмоционально в мире человеческих эмоций.
Bu durum bazen insan duygusunun dünyasında heyecanlı ve şehvetli bir hal alabiliyor.Става доста горещо и еротично понякога в света на човешките емоции.
Bu durum bazen insan duygusunun dünyasında heyecanlı ve şehvetli bir hal alabiliyor.אז נהיה די חם לפעמים בעולם הרגשות האנושיים.
Bu durum bazen insan duygusunun dünyasında heyecanlı ve şehvetli bir hal alabiliyor.إذاً تصبح أكثر إثارة وإغراء بعض الأحيان في عالم المشاعر الإنسانية.
Bu durum bazen insan duygusunun dünyasında heyecanlı ve şehvetli bir hal alabiliyor.たまに官能的になってしまう場合もあります そしてこれらは全て人々によって述べられています
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.C'est une lutte intérieure, une lutte contre le vice, le péché la tentation, la luxure, la cupidité.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.Det är en kamp inom dig själv, en kamp mot fördärv, synd, frestelse, lust, girighet.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.E o luptă internă, împotriva viciului, a păcatului, tentațiilor, desfrâului.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.Es ist ein innerer Kampf gegen das Laster, die Sünde, die Versuchung, die Wolllust und die Habsucht.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.È una lotta interiore, contro il vizio, il peccato, la tentazione, la lussuria, l'avidità.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.Het is een innerlijke strijd tegen zonde, verleiding, lust en hebzucht.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.Je to boj uvnitř, boj proti zlozvykům, hříchu, pokušení, touze, chamtivosti.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.악, 죄, 유혹, 욕망, 탐욕 속에서 벌어지는, 그리고 그것에 맞선 투쟁입니다.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.la yihad es una lucha espiritual interior. Es una lucha interna, una lucha en contra del vicio, el pecado,
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.Nó là một cuộc chiến bên trong, một cuộc chiến chống lại xấu xa, tội lỗi, sự cám dỗ, dục vọng, lòng tham.

İlgili Sayfalar