şehirlerde ile cümle
şehirlerde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Türk topluluklarının bir kısmı da köylerde ve şehirlerde yaşamaktaydı.Sie lebten ebenso in den Städten und Dörfern.
Genelde üretim ve sanayinin ağırlıklı olduğu şehirlerde rastlanır.Dienstleistungsbetriebe und Industriebetriebe befinden sich meist in den Städten.
Çoğu insan şehirlerde yaşamaktadır.Viele Menschen leben in Städten.
Hemen hemen tüm büyük şehirlerde buna rastlanır.Ähnlich lässt sich das für fast jede Stadt feststellen.
Londra ve Roma gibi şehirlerde çeşitli diplomatik görevlerde bulundu.Er führte auch zahlreiche Missionen nach London und Rom.
Küçük şehirlerde bile büyük sinagoglar yapıldı.In der Kaserne wurde auch eine kleine Synagoge eingerichtet.
Mahallede yaşayan gençlerin ve yetişkinlerin büyük çoğunluğu çeşitli şehirlerde çalışırlar.Jugendliche und Senioren in verschiedenen Städten kommen hier miteinander ins Gespräch.
Bu arada takımlar küçük şehirlerden daha büyük şehirlere taşınmaya başladı.Die Spiele wurden aber zusehends in kleineren Ortschaften ausgetragen.
Araç trafiği en az olan şehirlerden biridir.UN-Fahrzeuge waren eine der wenigen Transportmöglichkeiten in der Stadt.
Bu nüfusun %81,2'si şehirlerde yaşamaktadır (2016).Die Lebenserwartung liegt bei der Geburt bei 81,2 Jahren (2016).
Türkiye'de barlar daha çok büyük şehirlerde yaygındır.Allerdings wurde die Burka nur in größeren Städten üblich.
Nüfusun %24,4'ü (4.346.249) şehirlerde, %75,6'sı (13.474.701) kırsal alanda yaşar.62,7 % der Bevölkerung (4.143.136) leben in Städten, 37,3 % (2.465.483) leben auf dem Land.
Gecekonduların yayılımı iş imkânı olan büyük şehirlerde (İstanbul, İzmir, Ankara, Adana gibi) yoğunlaşmıştır.Es liegt in der Ortschaft (småort) Husby in der Gemeinde Strängnäs.
Çok az kişi de şehirlerde yaşıyordu.In den Städten wohnte nur eine Minderheit.
Şehirlerde yeraltı direniş grupları partizanlara destek verecektir.Die Dorfbewohner sollen die Partisanen unterstützt haben.
Şehirlerde yaşayan halk, ticaretle uğraşmaktaydı.In beiden Städten arbeitete er im Handel.
Keith Haring 1985 yılında çeşitli ülke ve şehirlerde eserleri sergilenmeye başladı.1985 begann Keith Tynes seine Solokarriere mit Auftritten überall in Europa und den USA.
Bu yüzden büyük şehirlerde ilk gecekondu mahalleleri oluşmaya başladı.Vor allem in den Großstädten wurden die ersten Warenhäuser gegründet.
Bazı şehirlerde camiler inşa ettirmiştir.Aus einigen dieser Lager entwickelten sich Städte.
Buna rağmen, 1951 yılına kadar Hindistan nüfusunun yalnızca altıda biri şehirlerde yaşıyordu.1961 lebten in der Gemeinde nur noch 156 Personen.
Büyük şehirlerdeki atmosfer kirliliğini sevmiyorum.Je n'aime pas l'atmosphère polluée des grandes villes.
Hemen hemen tüm büyük şehirlerde buna rastlanır.On en trouve désormais dans presque toutes les grandes villes.
Burada yakın şehirlerden ve dünyanın geri kalanından uzakta yaşamaktan hoşnuttu.Il aime se sentir séparé des villes voisines et du reste du monde.
Toplam çalısanların yüzde 69’u iş yerlerine başka şehirlerden gelmektedir.Autre particularité, 69 % des actifs travaillent à l'extérieur du territoire communautaire.
Daha çok büyük şehirlerde yaşamaktadırlar.J’ai toujours vécu dans de grandes villes.
Bu yüzden büyük şehirlerde ilk gecekondu mahalleleri oluşmaya başladı.Cela commençait néanmoins à devenir indispensable, dans les plus grandes agglomérations urbaines.
Küçük şehirlerde bile büyük sinagoglar yapıldı.Des synagogues sont édifiées dans les grandes villes.
Aynı anda diğer şehirlerde yağmalamalar baş gösterdi.En outre, des émeutes de moindre importance éclatent aussi dans d'autres villes à la même époque.
Avrupa'da kasaba ve şehirlerde bayağı serçe daha yaygındır.C'est également en milieu urbain que vivent le plus souvent les Européens et les Libanais.
Romalılar, İmparatorluk içindeki büyük şehirlerde su kemerleri inşa ettiler.Les Romains ont bâti des amphithéâtres dans toutes les provinces de l'Empire.
Şehirlerde yaşayanlar ise batı dünyasının etkisindedirler.Le monde appartient à ceux qui se lèvent occidentaux.
Diğer şehirlerde de benzer müzik festivalleri düzenlenir.Des marchés de fiertés sont aussi organisé dans les autres villes israéliennes.
Şehirlerden biri bölgenin başkenti olarak tespit edilmiştir.La ville est donc considérée comme l'une des capitales de l'Union européenne.
Bu dönemin aşıkları köylerde, kasabalarda veya şehirlerde yetişmiştir.Ils vivent désormais dans des villages ou dans des villes.
Burada önemli olan tüm şehirlerdeki insanlar cumartesi akşamını eğlenerek geçirmektedir.Des messes dominicales y sont célébrées chaque samedi soir.
Şehir, Osaka ili içindeki diğer bütün şehirlerden daha fazla yer kaplar.Il y a plus d'étrangers dans ce port que dans toute autre ville de Kozakura.
Sorun şehirlerde değildi, biz tam yalandık.Les choses n'allaient pas si bien, et j'étais vraiment dans la merde.
Tokyo en büyük şehirlerden biridir.Tokio es una de las ciudades más grandes.
Tokyo Japonya'daki bütün şehirlerden daha büyüktür.Tokio es más grande que cualquier otra ciudad de Japón.
Değerlendirme komisyonu 2009'un ikinci çeyreğinde aday şehirlerde denetimlerde bulunmuştur.Las inspecciones en las ciudades candidatas fueron realizadas por la Comisión en el segundo trimestre de 2009.
Sankt Petersburg ve diğer şehirlerdeki grevler sona erdirilir.Se erigieron monumentos a Ulánova en San Petersburgo y otras ciudades.
Şehir, Kaliforniya'daki en büyük şehirlerden biridir.Algunas de ellas de las más grandes de California.
Sanatçı, çeşitli şehirlerde resitaller vermektedir.El maestro presentaba exposiciones permanentes en distintas ciudades.
Daha çok büyük şehirlerde yaşamaktadırlar.Se da en grandes ciudades.
Onu kuzeyde kıtalararası şehirlerden birisi yapar.Es parte del Municipio Islas del Norte.
Romalılar, İmparatorluk içindeki büyük şehirlerde su kemerleri inşa ettiler.Los romanos construyeron acueductos en muchas ciudades.
Türk topluluklarının bir kısmı da köylerde ve şehirlerde yaşamaktaydı.UU., pero también eran numerosos en los pueblos y ciudades.
Bazı şehirlerde göstericiler polise saldırdı ve araçları ateşe verdi.Los alborortadores atacaron a la policía, saquearon tiendas y quemaron coches.
Benzer kararlar diğer şehirlerde de dile getirilmeye başlanır.Esquemas similares fueron puestos en funcionamiento en otras ciudades.
Bununla birlikte birahâneler büyük şehirlerde de bulunur.También se realizan verbenas en los barrios de las principales ciudades.
Bu yüzden büyük şehirlerde ilk gecekondu mahalleleri oluşmaya başladı.Ahí se asentaron las primeras grandes empresas.
Bu yüzden, şehirlerdeki pek çok Sovyet hızla atomize oldu.De esta manera, grandes zonas de la ciudad fueron tomadas rápidamente por los soviéticos.
Bu nüfusun % 60,69'u şehirlerde yaşamaktadır (2018 sonu).Da servicio a aproximadamente 9,69 millones de personas diariamente (año 2017).
Yarı finaller İsveç genelinde kasaba ve şehirlerde yapılır.Las semifinales se celebran en distintas ciudades de Suecia.
Tanklar, özellikle şehirlerde ve yakın bölgelerinde hâlâ piyade tarafından zarar görmeye açık durumdadırlar.El tanque es aún vulnerable a la infantería, especialmente en terreno cerrado y áreas urbanas.
Tropikal ülkelerde, şehirlerde % 12 civarında bir aklık vardır.Nelle nazioni tropicali, le città hanno un'albedo attorno al 12%.
Hristiyanlık İspanya'ya ilk yüzyılda geldi ve ikinci yüzyılda şehirlerde oldukça yaygınlaştı.Il Cristianesimo fu introdotto in Spagna nel I secolo e divenne popolare, nelle città, nel II secolo.
Savaş arabaları için gerekli olan altyapı ve eğitim ise yalnızca şehirlerde bulunuyordu.L'infrastruttura e l'addestramento necessari all'impiego dei carri erano alla portata delle sole città.
Çok az kişi de şehirlerde yaşıyordu.Poche persone continuarono a vivere in città.
Bu şehirlerde yerleşik vatandaşlar Türkçe konuşurlar.Gli abitanti di questa provincia parlano curdo.
İlgili Sayfalar