şehirler ile cümle
şehirler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ve bu aslında tüm antik şehirlerin gerçeğidir.And in fact, that's true of every ancient city.
Bu da şehirlerdeki yiyeceklerle ilgili diğer bir mevzu:This is another thing about food in cities:
Et ise farklı bir hikâye, çünkü, hayvanlar hâliyle şehirlerin içine kadar yürüyebiliyorlardı.Meat is a very different story because, of course, animals could walk into the city.
Nil nehrin yanında 1300 km uzunluğuna büyüdü, ve deniz kurabiyelerim şehirlerin boyutlarına büyüdü.And my sand dollars had grown to the size of cities.
Biz gruplar halinde büyük şehirlerde — (Kahkaha) — ve küçük köylerde çalışırız.We work in groups, in big cities — (Laughter) — and in small villages.
Bir düşünürseniz bu bütün kültürümüzün içine işlemişti, şehirlerimizin bile.And if you think, it's permeated our whole culture, even our cities.
Şehirlere organize olduk.We organized into cities.
Demek istediğim, gerçekten şehirlerin biririnden ne kadar farklı olduğunu düşünsenize.I mean, think about how different cities are, actually.
Fakat, bunun yanında, Amerikan şehirleri vardır.But then, on the other hand, you have the American cities.
Haydi biraz bakış açımızı genişletelim ve şehirlere bakalım.Let's broaden the perspective a little bit and look at cities.
İşte dünyadaki tüm kasabalarda ve şehirlerde tam olarak olan şey de bu ve kazanıyorlar.This is exactly what's happening in towns and cities all across the world and they're winning.
Şimdi, bugün şehirlerde yaşayan her üç insandan biri aslında bir gecekonduda yaşıyor.Now, one in three people living in cities today actually live in a slum.
Önemli şehirleri görebiliyorsunuz:You can see the major cities:
Size yarının şehirleri olacağını düşündüğüm yerlerin bazı resimlerini göstereyim.Let me show you some images of what I consider to be the cities of tomorrow.
Bunlar, yarının şehirleri olacağını düşündüğüm yeni kent dünyası.They are what I consider to be the cities of tomorrow, the new urban world.
Öyleyse, bunlar geleceğin şehirleri ve onları birbirine bağlamalıyız.So, these are the cities of the future, and we have to engage them.
Bu şehirlerdeki bu bölgeler aslında yasadışı bölgelerden daha canlı.These communities in these cities are actually more vital than the illegal communities.
Ülkenin dört bir yanındaki şehirlerde --In urban communities across this country --
Ama ne yazık ki, gezegendeki insanların çoğu bizimle aynı şehirlerde yaşamıyor.But unfortunately, most of the people on the planet don't live in the cites we live in.
Bu şehirlerin çoğunluğu inanilmaz hızla büyüyor.Most of those cites are growing incredibly quickly.
Fakat şehirler hakkında çok kötümser bir yaklaşımımız var.But we have a very pessimistic approach about the cities.
İşte şehirlerimize yaptığımız şey bu!And that's what we're doing in our cities:
Bütün şehirler, en az enerji ile en yüksek seviyede hizmete kavuşabilecekler.All of the cities are designed to utilize the minimal amount of energy for maximum service.
Dünyadaki diğer muhteşem şehirlere göre Antwerp şehri inanılmaz derece de hızlı büyüyor.As other great cities in the world, the city of Antwerp is growing extremely fast.
Ve bu kömür desteğiyle mükemmel şehirler kursalardı.And they built beautiful cities all powered on that coal.
Büyük şehirleri var, ve bu şehirleri petrole bağlı.And they have big cities, and the cities are all dependent on oil.
Köyler, özellikle verimli toprakların olduğu yerlerde, oldukça geliştiler ve şehirlere dönüştüler. -Villages grew, especially in areas with fertile soil, and became cities.
Burada olup şehirlerin geleceği hakkında konuşmak, Şehirler hakkında konuşmak büyük bir onurdur.It's a great honor to be here talking about cities, talking about the future of cities.
Şehirlerle başa çıkmanın zor bir iştir.It's a difficult task to deal with cities.
Şehirlerde yaşayan 3.5 milyar insanınız olduğunda 2050'ye kadar 6 milyar olacak.When you have 3.5 billion people living in cities -- by 2050, it's going to be 6 billion people.
Şehirlerimiz de risk altında olacak, çünkü şehirlerin çoğu kıyıda.And our cities are going to be at risk too, because a lot of these are coastal cities.
Şimdi şehirler için protokoller geliştiriyoruz - teknik besinlerin evi onlar.We're developing now protocols for cities -- that's the home of technical nutrients.
Enerjisiz ve yiyeceksiz şehirleri olur.They'll have cities with no energy and no food.
Bunlar şehirlerimiz.These are our cities.
Şehirlere akın etmelerinin nedeni de bu.That's why they migrate to cities.
Berlin her zaman Avrupa'nın en önemli şehirlerinden...merkezlerinden biridir..Berlin has always been one of Europe's most important cities ... a center.
Bu Wushan, yeniden yerlestirilen en buyuk sehirlerden biri.This is Wushan, one of the largest cities that was relocated.
Burada 9,000 tanesi var, ve genelde buyuk sehirler icin uretiliyorlar,There's 9,000 of them here, and they're being built for most of the big cities,
Birdenbire insanlar kasabalardan şehirlere taşınmaya başladılar.And so suddenly people are moving from small towns to the cities.
Şunu size belirtmek isterim ki şehirlerimiz bu fazlalık kapasitelerinin stokları.Our cities, I would put to you, are stockpiles of these surplus capacities.
Bütün bu şehirlerde, yerel halk, ama yüzlercesi, resifler yaptılar.In each of these cities, the local citizens, hundreds and hundreds of them, have made a reef.
Günümüzde nüfusun yarısı kirli, tehlikeli... ...ve enerji israfı olan şehirlerde yaşamaktadır.Today, more than half our population lives in cities that are polluted dangerous and waste energy.
Fresco yeni şehirler tasarlamak için bir sistem yaklaşımını kullanır.Fresco uses a systems approach to designing new cities.
Bu şehirler, yaşamak için arzu edilebilecek, güzel yerlerdir.They're desirable and pleasant places to live.
Şehirler içinde ulaşım transveyörlerle sağlanacak.Transportation within cities will be by transveyors.
Yukarıdaki ve aşağıdaki şehirler bu mitolojiden geliyor.So, from that mythology, the upper city and lower city come.
Lima harika bir şehir, ama dünyada yaşaması en güç olan şehirlerden biri.Lima is an incredible city, but it's one of the hardest cities to live in in the world.
Sanırım, çok kısaca şehirlerin tarihinden bahsederek başlamalıyım.I thought I would start with a very brief history of cities.
Kirli fabrikalar şehirlerin banliyölerine taşındı.You had dirty factories that were moved to the outskirts of cities.
Kule çarpık yapılaşması diyebileceğimiz Çin'deki bu inanılmaz yeni şehirler var.You have these unbelievable new cities in China, which you might call tower sprawl.
Ve şehirlerde yaşayın ya da yaşamayın hepimiz bunu önemsemeliyiz.And we should all care about this whether you live in cities or not.
Şehirler kutlamanın, bireysel ifadenin mekanları.Cities are places of celebration, personal expression.
Şehirlerin çok hızlı bir şekilde büyümelerinin en büyük nedeni bu.That's a lot of the reason why cities are growing very quickly.
Şehirleri etkileyecek bazı trendler mevcut.Now there's some trends that will impact cities.
Kısaca şehirlerde sıkışıklık, kirlilik, hastalık ve tüm bu olumsuz unsurlar mevcut.So with cities, you also have congestion and pollution and disease and all these negative things.
Böylece, geriye gittik ve arabalar gelişmeden önceki büyük şehirlere bakmaya başladık.So we went back and started looking at the great cities that evolved before the cars.
Otomobilden sonra gelişen şehirlere bakarsanız, böyle bir modelde olmadıklarını görürsünüz.And then you look at cities that evolved after the automobile, and it's not that kind of a pattern.
Sadece Pittsburgh değil, Amerikan şehirlerinin birçoğu bu şekilde gelişti.Not to pick on Pittsburgh, but most American cities really have evolved this way.
Şehirler insanlarla ilgili.Cities are all about people.
Şehirler insanların mekanı.They're places for people.