şehirler ile cümle
şehirler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bunları, bilgilendirerek yapacağız. Şehirlerde kiliseler olacak. Sorunlar böyle çözülmez.You can't .. anything. otherwise it goes underground , it doesn't work
Şehirlerimize elektrik gelmesi, veya Berlin duvarının yıkılışı gibi,Like the harnessing of electricity in our cities, or the fall of the Berlin Wall,
Bu yüzden amaç sadece doğayı şehirlere yerleştirmek değildi.So it was not just necessarily about putting nature into the cities.
Gezmeyi çok seviyorum, ve Berlin benim favori şehirlerimden birisi haline gelmiştir.I love to travel, and Berlin has become one of my favorite cities.
fakat gelecek gökdelenli New York şehirlerinin olmayacak, bu olacak.But the future is not going to be the sky-scraping cities of New York, but this.
Dikey şehirler, asansörün icadı.We had the vertical city, the invention of the elevator.
Ama 1929'dan önce, ülkenin her yerindeki şehirler yer altına su boruları döşemişti.But by 1929, cities around the country had put in underground water pipes.
Ben, birçoğunuz gibi Dünya üzerinde şehirlerde yaşayan iki milyar kişiden biriyim.I, like many of you, am one of the two billion people on Earth who live in cities.
Bu eserlere Freud şehirleri ismini verdim.I call them Freudian cities.
Ve Rusya'da olduğu gibi, şehirlerde ve kasabalarda birlikte yaşarlar.And, as in Russia, they are drawn together into towns and cities.
Gökyüzünden bakınca şehirlerimiz aynı görünüyor."From the sky, our cities look much the same."
Bu vaha'i heykelleri dünyadaki her şehirlere yapmak istiyorum.I want to create these oases of sculpture in spaces of cities around the world.
Afrika'da yeni şehirlerin kurulabileceği çok sayıda yer de var.There is also lots of land in Africa where new cities could be built.
Şehirleri bizim yönetmemizi ve tasarlamamızı istemezsiniz.You wouldn't want to let us run the cities, go out and design them.
Şehirlere göç ediyoruz.We are moving to cities.
Şehirler için elektrik, en iyisi, anayük elektriği de denebilir.Electricity for cities, at its best, is what's called baseload electricity.
Pekala bu, MIT'de Akıllı Şehirler Laboratuvarı ile üzerinde çalıştığım bir başka proje.So this is another project that I worked on with the Sensible Cities Lab at MlT.
Dolayısıyla New York'un diğer uluslararası şehirlerle nasıl iletişim kurduğunu gösteriyor.So it's how New York communicates with other international cities.
Bu, benim Akıllı Şehirler Laboratuvarı ve CurrentCity.org ile üzerinde çalıştığım bir diğer proje.This is another project I worked on with Sensible Cities Lab and CurrentCity.org.
Binaları sehirlerin altyapılarından ve transit taşınabilirlikten ayıramazsınız.You cannot separate the buildings out from the infrastructure of cites and the mobility of transit.
İlk defa mega şehirlerimiz oldu, 5 milyon ve üzerinde, gelişen Dünya'da bu gerçekleşti.5 million or more, which were occurring in the developing world.
Ve şimdi tipik 46 şehrin dışında bu mega şehirlerin 33'ü gelişen dünyada.And now, out of typically 46 cities, 33 of those mega-cities are in the developing world.
Küresel nufusun %50 si bugün şehirlerde yaşıyor.50 percent of the global population now lives in cities.
Durum şudur ki, Son adım bir sorun,... ... dünyanın yarısı kalabalık şehirlerde yaşıyor.The fact is, the last mile is the problem, and half the world now lives in dense cities.
5,000 yılda şehirlerde geçmişe doğru gidiyoruz.In 5,000 years, we've gone backwards in getting around cities.
Ve, kuş yumurtlamayı hatalı yapar, ötücü kuşlar kitle halinde ölür, şehirler sessizliğe bürünür.And so, robin eggs failed to hatch, songbirds died en masse, towns fell silent.
Paris, Londra, New York dünyanın en geniş şehirleriydi.It used to be that Paris and London and New York were the largest cities.
Eğitim şehirlerde yapılabilecek temel olaydır.Education is the main event that can happen in cities.
İşte size ilk can alıcı nokta. Şehirler popülasyon bombasını etkisiz hale getirdi.So here's the first punch line: cities have defused the population bomb.
Bu kablolar hala klasik liman şehirlerini bağlıyorlar:And more importantly, the places are the same.
Depremleri, volkanları, havayı kontrol ederler, Okyanusların üzerinde şehirleri var.They control earthquakes, the weather, volcanos, they have cities on the ocean.
Şehirler uygarlıkların aynı potada eridiği merkezlerdir.Cities are the crucible of civilization.
Ancak şehirler, sahip oldukları kötü yönlere rağmen, aynı zamanda çözümdürler.However, cities, despite having this negative aspect to them, are also the solution.
Şehirler biyolojinin bir parçası mı?Are cities part of biology?
Mevcut örneğimizde ekonomiler, şirketler ve şehirler için çok, çok kötü.Very, very bad for economies and companies and cities in our present paradigm.
Sorumuz ise, bunların herhangi biri şehirler ve şirketler için doğru mudur?Is any of this true for cities and companies?
Ama bütün bunlar ağ örgüleridir, ve şehirlerin en önemli ağ örgüleri is sizsiniz.But they are networks, and the most important network of cities is you.
Ve işte şehirlerin ölçeklemesi.And here's scaling of cities.
Bu sonuç, kesinlikle neden her hafta 1 milyon insanın daha şehirlerde toplandığının nedenidir.This, no doubt, is the reason why a million people a week are gathering in cities.
Bu ekonomiler ve şehirler için kötü olurdu.That would be bad for economies and cities.
San Francisco gibi şehirlerde sürdük.We've driven in cities, like in San Francisco here.
1850'lerde şehirler o kadar hızlı şekilde büyüyor ki, doğa çok özel bir anlam kazanıyor.By 1850, the cities had grown dramatically, and nature meant something very specific.
İkincisi, nüfus artışı ve şehirlerdeki insan yoğunluğu.Secondly, population growth and density into cities.
Böylece bana kalırsa Detroit gibi şehirler platformlar.So in this way, I think that cities are platforms, and certainly Detroit is a platform.
İnsanları katılıma davet ediyor. Şehirler tarihte insanları her çeşit katılıma davet ettiler.It's inviting participation, and cities have, historically, invited all sorts of participation.
Korkularımızla yüzleşmeli ve caddelerimizi geri almalıyız, şehirlerimizi ve mahallelerimizi de.We need to face our fears and take back our streets, our cities, our neighborhoods.
Bunu da şehirlerarası geniş yolların haritasını çıkarmak olarak düşünebilirsiniz.And again, you can think of this as almost mapping our interstate highways, if you will.
Şehirlerin geçmişi ve geleceği.Cities, past and future.
Gelecekte şehirleri nasıl inşa edeceğimizi öğrediğimizi düşünüyorum.And I think this is what we're learning about building cities in the future.
Önümüzdeki 50 yıl, nüfus artışının büyük kısmı şehirlerde olacak.Most of the population growth of the next 50 years will be in cities.
Şehirlerimizi nasıl aydınlatmamız gerektiğini gözden geçirmeliyiz.So we have to rethink the way we light our cities.
Muhteşem şehirleri düşünün.Think of the great cities.
Bence şehirlerin ilerlemesi budur.I think that is the progress of cities.
Şehirler heyecanla dolu, sesle dolu, müzikle dolu olmalı.Cities should be full of vibrations, full of sound, full of music.
Mezopotamyanın miraslarından biri de şehirler ve şehirler arasındaki kalıcı çatışmaydı.One of the legacies of Mesopotamia is the enduring conflict between country and city.
Bunun iyi daha iyi yardım alabildikleri şehirlere taşınıyorlar.They are moving to cities, where they also get better assistance for that.
Sehirlerde yuz defa sergi actik bile.We have done already 100 exhibitions in the cities.
Okullar, sehirler, Sivil Organizasyonlar ve sizler icin hazir olacaktir.It is also available for school, cities, NGOs and you.
Tahminlere göre 2050'de bizim iki katımız kadar insan şehirlerde yaşayacaktır.By 2050, it's estimated that twice the number of us are going to be living in cities.
Biz şehirlere taşındıkça, dünya da batı diyetini benimsiyor.As we're moving into cities, the world is also embracing a Western diet.